22.06.2017

MASUMİYET MÜZESİ / ORHAN PAMUK


"Sana bir şey söyleyeceğim," dedi.
"Söyle."
"Söylediğim şeyi yeterince ciddiye almazsın ya da tamamen yanlış davranırsın diye korkuyorum."
"Bana güven."
"İşte ondan emin değilim,ama gene de söyleyeceğim," dedi. Artık okun yaydan çıktığını,içindeki gizli şeyi bundan sonra saklayamayacağını bilen birinin kararlılığı geldi yüzüne."Bana yanlış davranırsan ölürüm,"dedi.
"Kazayı unut canım ve lütfen söyle artık."
Tıpkı Şanzelize Butik'te çantanın parasını bana geri veremediği öğle vakti yaptığı gibi sessizce ağlamaya başladı.
Hıçkırıkları uğradığı haksızlığa öfkelenen bir çocuğun hırçın sesine dönüştü.
"Sana aşık oldum.Sana çok fena aşık oldum!"
Sesi hem suçlayıcıydı,hem de beklenmedik ölçüde şefkatli.
Ellerini yüzüne kapayıp ağladı.


Eşyaların Ruhu ve Bir Aşkın Arşivi: Masumiyet Müzesi

"Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum. Bilseydim, bu mutluluğu koruyabilir miydim? Orhan Pamuk’un kaleminden Kemal ile Füsun’un 1974’te başlayıp zamana meydan okuyan o sarsıcı aşkına hoş geldiniz."

1975’in bir bahar günü başlayan bu hikaye; Nişantaşı’nın zengin çocuğu Kemal ile uzak, yoksul ama büyüleyici akrabası Füsun’un trajik savruluşudur. Kitabı bitirdiğim andan itibaren etkisinden kurtulamadığım bu roman, sadece bir aşk hikayesi değil; İstanbul’un, eşyaların ve hatıraların kutsallaştığı bir ayindir.

 Satır Aralarındaki "Ergen" Orhan Pamuk

Orhan Pamuk’un kitaplarını okuyanlar bilir; çocukluk ve eski İstanbul onun sığınağıdır. Şişli’nin, Beşiktaş’ın havasında, babasının silüetinde hep o saf, temiz duygulu çocuk saklıdır. Bana göre Kemal’in yaşadığı bu hezeyanlı aşk, aslında bizzat Pamuk’un kendi ruhunun bir yansımasıdır. O, modernizmin içinde kaybolmuşken bile bir yerlerde deli gibi Tanrı’yı ve anlamı arayan bir İstanbul aşığıdır.

 Nesnelerle Avunmak: Bir Aşkın Parasetamolü

Altı sene boyunca kaybolmuş birini aramak, bir bakış yakalayabilmek için yıllarca aynı sofrada yabancı gibi oturmak... Bu, aşkın ötesinde bir adanmışlık. Kemal’in Füsun’a ait her şeyi; bir tokayı, bir çift küpeyi, bir sigara izmaritini bile saklaması, ona sahip olamamanın acısını dindiren bir nevi "parasetamol" gibidir. Dişi kaşınan bir bebek misali, bu nesnelerle avutur kendini koca yürekli bir adam.

 Füsun: Kendi İçinde Hapis Bir Karakter

Füsun, hem kendine hem Kemal’e deliler gibi aşıkken, neden minik karakteristik işkenceler yaptı onlara? İçindeki öfkeden ve hırçınlıktan büyük duvarlar örerek mutluluğu kendine çok gördü. Tam kapı çalınmışken, tam vuslat yakınken ölüm meleğiyle karşılaşma anı, belki de bu aşkı efsaneleştiren o kara delikti.


 Masumiyet Müzesi Yolcusuna Notlar

Eğer siz de bu tutkulu bağımlılığın izini sürmek isterseniz:

  • 📖 Önce Kitap: Olay örgüsünden ziyade Kemal’in iç dünyasındaki o "hastalık derecesindeki" tutkuyu anlamak için satırlarda kaybolun.

  • 🏛️ Sonra Müze: Çukurcuma’daki müzeye gidin. O 4213 sigara izmaritini, Füsun’un küpelerini ve o eski İstanbul kokusunu yerinde hissedin.

  • 🌆 İstanbul'u Dinleyin: Romanı okurken Taksim’den Nişantaşı’na yürüyün; Pamuk’un tarif ettiği o "hüzünlü İstanbul" silüeti size eşlik edecektir.

"İnsanlar bilsin ki, çok mutlu bir hayat yaşadım." diyebilmek için, aşkın her türlü yakıcılığını göze almak mı gerekir? Cevabı Çukurcuma’nın dar sokaklarında saklı.

TÜLİN ÖZKUL Masumiyet Müzesi Notları - 2017



18.06.2017

Moda 127 Sanat Atölyesi


Moda’da Bir Nefes Molası: Sanatın ve Hayallerin Atölyesi

"Nerede bir tasarım okulu görsem içim burkulur, nerede bir sanat atölyesi görsem nefes aldığımı hissederim. Bugün, o iç sesimi dinlemek için Moda’nın ara sokaklarında minik bir sanat laboratuvarının kapısını araladım."

Hayatım boyunca görsel sanatlara, seramiğe ve el işlerine hep derin bir tutku besledim. Sanat tarihi eğitimim, dinlediğim klasik müzikler ve üzerine koyduğum felsefi okumalar bugün beni ben yapan en güçlü kolonlar oldu. Bazen sadece kendimle baş başa kalmak, maharetimi ve ruhumu dinlemek isterim. İşte tam böyle bir günde yolum Moda 127’ye düştü.

 Bir Mini Konservatuvar: Moda 127

Moda’nın o en işlek caddelerinden birinin ara sokağında, bizi büyük bir dev aynasının karşıladığı büyülü bir kattayız. Burası adeta bir mini konservatuvar; raflarda el emeği eserler, tablolardan fırlayan hikayeler ve boy boy sanat objeleri... Karakalemden suluboyaya, seramikten tekstile kadar yaratıcılığın her hali bu atölyenin duvarları arasında nefes alıyor.

Keçeden Bir Hayal, Minimalist Bir Dokunuş

Atölyede kendi maharetimi sergileme vakti geldiğinde, keçeden minimalist bir yastık yapmaya karar verdim. İnsanın elleriyle bir şeye şekil vermesi, zihnindeki karmaşayı susturup sadece o anki üretime odaklanması paha biçilemez bir terapi. Moda 127’de her hafta sonu ve akşamları düzenlenen kişiye özel dersler, rutinden kaçıp sanata sığınmak isteyenler için gerçek bir vaha.


 Sanatla Şifalanma Rehberi

Ruhunuzu sanatla beslemek ve yaratıcılığınızı uyandırmak için küçük öneriler:

  • 🖼️ Müze Terapisi: Sıkıldığınızda bir müzeyi gezin; oradaki eserlerin sessizliği, zihninizdeki gürültüyü yatıştıracaktır.

  • 🛠️ Workshop Deneyimi: Resim, seramik veya baskı... Hiç bilmediğiniz bir alanda bir atölye dersine katılın. Hata yapmaktan korkmadan sadece o anın keyfini çıkarın.

  • 🎶 Ritimle Üretin: Bir şeyler çizerken veya tasarlarken arka planda klasik müziğin gücünden yararlanın; odaklanmanızı ve hayal gücünüzü artıracaktır.

"Benim ne atölye sevdalarım ne de festival günlerim biter... Sanatla kalın, kendinizi ödüllendirmeyi unutmayın!"

BAYAN PATİTA (TÜLİN ÖZKUL)



 











Doğanın Kalbinde; Bahar Festival'i Macerası

Doğanın Kalbinde;  Madame Savon YOLDA  Bahar Festival'i Macerası  Merhaba sevgili doğa tutkunları ve Madame Savon dostları! Bizim için h...