7.10.2026

Ağva’da Huzur, Lezzet ve Macera Dolu Bir Hafta Sonu

Madame Savon YOLDA / Ağva'da Hafta sonu kaçamakları

İstanbul’un o bitmek bilmeyen koşturmacasından, korna seslerinden ve gri bulutlarından kaçıp biraz nefes almanın, ruhumuzu dinlendirmenin vakti çoktan gelmişti. Hafta sonu yaklaşırken üzerimize çöken o "şehri terk etme" arzusuyla birlikte direksiyonu hemen yanı başımızdaki saklı cennete, Ağva’ya kırdık. İstanbul’a bu kadar yakın olup da bu kadar başka bir dünyaya açılmak, insanı adeta yeniden başlatıyor. Göksu ve Yeşilçay’ın nehirleri, Karadeniz’e açılan limanı, sıcacık butik otelleri, nefis yemek kokan mekanları, keyifli çarşısı ve alışveriş imkanlarıyla Ağva, her defasında bize kollarını ardına kadar açıyor. Üstelik çevresindeki birbirinden güzel koylar ve keşif noktaları da işin bonusu!

Cuma öğleden sonra çantaları arabaya atıp dostlarla yola düşüyoruz. Önümüzde bizi bekleyen; dalga sesleri, taze mezeler, nehir sefası ve toz attıran maceralarla dolu kusursuz bir hafta sonu var.

CUMA: Merhaba Ağva ve Kilimli'de Rakı-Balık Gecesi

  • Otele Yerleşme ve Soluklanma: Cuma akşamüstü Ağva’daki otelimize varıyor, odalarımıza yerleşip yolun yorgunluğunu şöyle bir atıyoruz. Üzerimize rahat bir şeyler geçirip nehir kenarında kısa ve nefis bir akşam yürüyüşüyle havaya giriyoruz.

  • Kilimli Restaurant’ta Rakı-Balık Gecesi: Cuma akşamının başrolü tabii ki Karadeniz’in hırçın dalga sesleri eşliğinde Kilimli Restaurant’ta yenilecek olan o efsanevi rakı-balık yemeği! Masaya gelen taze mezeler, buharı üstünde balıklar,  hafta sonunun açılışını muazzam bir ziyafetle yapıyoruz.

1. GÜN (CUMARTESİ): Nehir, Mangal ve Müzik Eğlencesi

  • Sabah Kahvaltısı: Sabah otelimizde, köy ürünleriyle donatılmış zengin ve uzun bir serpme kahvaltıyla güne "aydın" diyoruz. Kahve kokuları eşliğinde doğanın ve huzurun tadını çıkarıyoruz.

  • Tekne Gezisi: Kahvaltı sonrası Ağva denince akla gelen en sakin aktiviteye sıra geliyor: Nehirde tekne turu! Göksu veya Yeşilçay’ın dingin sularında süzülürken kış ya da bahar güneşinin suya yansıyan parıltısını izlemek ruhumuza adeta şifa oluyor.

  • Akşam Otelde Mangal Keyfi ve Eğlence: Günün yorgunluğunu atacak en sıcak buluşma ise otelimizde bizi bekliyor. Akşam otelin bahçesinde veya nehir kenarında yakılan ateşin başında, mis gibi kokan bir mangal keyfi yapıyoruz. Etlerin, sebzelerin köz kokusu ve dostlarla yapılan koyu sohbetler geceye damgasını vuruyor. Ardından müzik eşliğinde hep birlikte eğlenceye devam ediyoruz.

2. GÜN (PAZAR): Doğa Yürüyüşü, Elma-Ayva Bahçeleri, ATV Keyfi ve Dönüş

  • Doğa Yürüyüşü ve Bahçe Keyfi: Pazar sabahı yine zengin bir kahvaltıyla güne başlayıp hemen ardından Ağva’nın gizli patikalarında, orman içinde keyifli bir doğa yürüyüşü yapıyoruz. Nehrin hemen arkasında yükselen dağlarda, mis kokulu elma ve ayva bahçelerinin eşliğinde yaptığımız bu yürüyüş adeta masalsı bir atmosfer sunuyor. Ciğerlerimize çektiğimiz o tertemiz orman havası enerjimizi tavan yaptırıyor.

  • ATV Keyfi ile Adrenalin Tavan: Haftanın tüm stresini tamamen silip atmak için sıra geliyor macera dolu kapanışa! Ağva’nın çamurlu patikalarında, nehir kıyılarında toz attıracağımız, grup olarak gülerken çamurlara bulanacağımız eğlenceli bir ATV turu yapıyoruz.

İstanbul’a Dönüş ve Veda

Adrenalin dolu bu harika turun ardından telefonlarımızda yüzlerce güzel fotoğraf, anılarımızda neşeli kahkahalar ve midemizde harika lezzetlerle İstanbul’a doğru dönüş yoluna geçiyoruz. İnsanın gerçekten nefes almaya, yeşile ve maviye doymaya ihtiyacı var. Burası bize çok iyi geldi; bildik ki buraları çok sevdik ve kesinlikle yine, yeniden geleceğiz!





    







        











14.09.2026

Yeşil Sırların Peşinde: Horma’dan Ilgarini’nin Karanlığına Bir Doğa Yolculuğu

Enerji ve Bol Motivasyonlu Yolculuk

İstanbul’dan kalkan otobüsümüzün penceresinden süzülen yollarla başladı maceramız.

Yol boyunca bize katılan, kanyon sporuna gönül vermiş coşkulu gruplarla kısa sürede dev bir doğa ailesine dönüştük. Dağları, vadileri uzaktan süzdük; bol molalarla kahve keyfimizi tazeledik. Yolun kendisi güzel, insanların enerjisi güzel olunca seyahat de harika geçiyor. Uzaklara gittiğimizin ve güzel maceralara atılacağımızın inancıyla motivasyonumuz yükseliyor.

Uzun yolun sonunda Kastamonu'nun tatlı kasabasına ve kamp alanımıza varıyoruz. Yol boyu dizilen bayraklar ve bolca asılan afişlerle her yer rengârenk Kanyon Festivali duyurusuyla bezeli. Kamp alanımız merkeze çok yakın bir konumda, Pınarbaşı Festival Alanı'nda yer alıyor. Belediye festival için her şeyi düşünmüş: Konserler, eğlenceler, alanın güvenliği, hatta sabah dağıtım yapılacak  çay ve çorbaya kadar...

Kamp alanımızın bir tarafı ağaç altı, diğer tarafı ise açık alan. Gözüme kestirdiğim erik dallarının altına çadırlarımızı kuruyoruz. İstanbul'daki etkinliklerimizden tanıdığımız arkadaşları burada görmek bizi çok mutlu ediyor: Şener Hanım, Saniye Hanım ve yürüyüşlere ilk başladığım dönemde tanıştığım canım arkadaşım  Ayfer... İçimizde neşe ve coşku var, kıpır kıpırız.

Küre Dağları’nın koynunda, zamanın ve doğanın fısıltılarını dinlemek için yeniden buradayız. Geçen yıl Horma Kanyonu’nun ahşap yollarında adım adım adımladığımız o büyüleyici coğrafya, bu kez tamamlanmamış bir masalın eksik sayfalarına çağırdı bizi. KAD Kanyon Pınarbaşı Festivali’nin coşkusu ve belediyenin sağladığı imkânlarla, bu yarım kalan masalı tamamlamak üzere hazır kıta beklemekteyiz.

Kampta İlk Gün ve Festival Coşkusu

Sabahın erken ışıklarıyla kampçılar uyanmaya ve çorba sırasına girmeye başladı bile. Yöresel kara çorba dağıtımı yapılıyor; içindeki tavuk parçalarıyla damaklarda akılda kalıcı bir tat bırakıyor. Biz kamp konusunda biraz tecrübeli olduğumuz için yanımızda getirdiğimiz minik elektrikli ocakta hem çayımızı demliyor hem de bol biberli, domatesli menemenimizi yapıyoruz.

İlk gün kamp alanında tecrübeli sporcular belirli noktalardan kaya tırmanışı ve inişi yapıyor. Biraz içimizde ukte kalsa da "Bir dahaki sefere," diyerek kamp alanının tadını çıkarmaya bakıyoruz.

Zaman güneşle yarışırken ilk akşamın ışıkları yanmaya başladı. Kamp alanında tatlı bir telaş var: Kimileri tesis alanında duş alıyor, kimileri akşam yemeği hazırlığında. Birazdan dans, müzik ve eğlence başlayacak; canlı performanslar eşliğinde coşkun festival ateşi yakılacak.

Kastamonu'nun güzel insanları yöresel kıyafetleriyle alana giriş yapıyor. Her biri birbirinden güzel genç kızlarımız meydanda sıra sıra boy gösterip yöresel oyunlarıyla ortama renk katıyor. Müzikler öyle güzel ki adeta bir bayram coşkusu yaşanıyor. Kimi devasa ateşin etrafında coşkuyla dans ederken, biz de sahnenin hemen önünde Kastamonu Çiftetellisi eşliğinde kendimizden geçiyoruz.

Hava biraz serin ama ateşin sıcaklığı herkesi ısıtmaya yetiyor. Çaylar içilirken Değerli Belediye Başkanı sahneden herkese "Hoş geldiniz," diyor. Birlik, beraberlik ve yardımlaşmanın güzelliğini hep birlikte yaşıyoruz. Keşke tüm gezi grupları bu etkinliğe katılabilseydi...

Sessiz Gece ve Yeni Günün Heyecanı

Gece ateş sönüyor ve kamp derin bir sessizliğe bürünüyor. Herkes eğlencenin getirdiği yorgunlukla çadırına çekilmiş durumda. Ortam gerçekten harika; mis gibi temiz havayı içimize çekmekten hafif sarhoş gibiyiz.

Gece üşür müyüz diye düşünmeye fırsat bulamadan uykuya dalıyoruz. Kabul ediyorum, bir ara titreme geliyor ama tedarikli geldikten sonra kamp hayatı her zaman güzeldir.

Sabah gün ışığı çadırı ısıtıyor; güzeller güzeli güneş kendini gösterince biz de uyanıyoruz. Kahvaltının ardından zorlu bir parkuru yürüyüp Mağaralar Bölgesi’ne geçeceğiz ve şimdiden çok heyecanlıyız!

Horma Kanyonu, Ilıca Şelalesi ve Burgu Teras Geçişi

Ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kampta tatlı bir telaş başladı. Sporcularımız hem Horma Kanyonu’nu hem de dünyanın en derin ve uzun kanyonlarından biri olan Valla Kanyonu’nu geçmek için hazırlıklarına girişti. Geçiş öncesi yapılan detaylı brifingler ve teknik eğitimlerle parkurun heyecanı tüm kampa yayıldı. Sporcular zorlu sularda cesaretle ilerlemeye hazırlanırken, bize de bu eşsiz coğrafyanın, temiz havanın ve cömert doğanın tadını doyasıya çıkarmak kaldı.

Horma Kanyonu’nu en tepelerden, bu yaz sıcağında yeniden geçme şerefine nail olduk. Ancak bana kalırsa kanyonun en büyüleyici zamanı; sararan yaprakların süzüldüğü, yosunlu taşların ve renk cümbüşlerinin ruhu sardığı sonbahar hâlidir. Aşağıda derin sulara atlayan sporcularımızı izlerken yüreğimiz hop edip hop kalktı. Her suya girip derin girdaplarda gözden kaybolduklarında bir alkış tufanı koptu..

Kanyon sporu son derece zorlu ve yüksek dikkat gerektiren bir branş. Apansız suyun içinde beliren bir sifon, bu parkurları anında tehlikeli birer tuzağa dönüştürebiliyor. Bu yüzden ciddi bir eğitim ve ortama uygun ekipman şart. Bizi buraya davet eden çocukluk arkadaşlarım  Yasemin Koç ve Latife koç'un kardeşi Ömer Koç'a  yürekten teşekkür ediyorum. Hem son derece tecrübeli hem de işini profesyonelce yapan Ömer kardeşimizin  başarılarının daim olacağına, bu spora sevdirip  ülkemize daha pek çok kanyon sporcusu  kazandıracağına eminim. Kendisiyle gurur duyuyoruz. Yeniden tebrik ediyoruz başarılar daim olsun diliyoruz. 

Ayrıca bu tür spor aktivitelerini, kampları ve festivalleri büyük bir özveriyle düzenleyen Pınarbaşı Belediye Başkanı Sayın Serkan Arı başta olmak üzere tüm yetkililere teşekkür etmeyi bir borç biliriz. İnsanlığa faydalı bu güzel organizasyonda yerel halkın da  içten katılımıyla gerçekten harika bir iş çıkarılmış. Tüm emek verenlerin ellerine sağlık, başarıları daim yolları açık olsun.

Anadolu’nun Ruhu ve Bereketi

Kastamonu ve Pınarbaşı sadece görkemli kanyonlarıyla değil, ruhuyla da bereketi göğüsleyen çok yönlü bir cennet. Kadınların zarif yöresel kıyafetleri, geleneksel başlıkları ve rengârenk etekleri ortama benzersiz bir görsel zenginlik katıyor. İnebolu ezgilerinin coşkusu ve kemani melodilerinin büyüleyici tınısı birleştiğinde, Karadeniz’in o mağrur ama bir o kadar da sıcak ruhu sarıyor her yanınızı.

Havası ciğerleri tazeleyen bir derman, insanı ise Anadolu’nun o saf, karşılıksız samimiyeti… Çarşısında, pazarında gezerken buram buram memleket kokan yöresel ürünlerin, meşhur Taşköprü sarımsağının ve damaklarda iz bırakan etli ekmeğin değerini bir kez daha anlıyorsunuz. Bu zenginliklerin hak ettiği değeri görmesi ve markalaşması durumunda Pınarbaşı’nın turizmle parlayan bir yıldız olacağına hiç şüphe yok.

Doğanın Koynundan Ayrılırken

Şimdi, Küre Dağları’nın o serin nefesini son kez içimize çekip yola koyulma zamanı. Yüzümüzde rüzgârın ve güneşin izi, ruhumuzda ise yeşilin binbir tonuyla dindirdiğimiz bir özlem var. Bırakıp gittiğimiz sadece çadırlarımız, sönen kamp ateşimiz ya da patikalarda kalan ayak izlerimiz değil; kalbimizin bir parçasını da bu kayalıkların, uğuldayan şelalelerin ve kadim mağaraların kuytusunda bırakıyoruz.

Otobüsümüzün camından geride kalan dağları süzerken, doğanın biz fani izleyicilere fısıldadığı o büyük hakikati duyuyoruz: Bizler sadece bu zamanın misafirleriyiz; asıl olan bu eşsiz mirası korumak, sevmek ve gelecek nesillere bir masal gibi aktarabilmektir. Dostlukla demlenen çayların tadı, sıcacık pidelerin gözlemelerin tadı damağımızda, Kastamonu çiftetellisinin neşesi ve kanyonların o heybetli sessizliği yol arkadaşımız oluyor. Tamamlanmamış masalların yeni sayfalarında, yeniden buluşmak üzere… Hoşça kal Küre Dağları, hoşça kal Pınarbaşı!

Madame Savon yolda

TÜLİN ÖZKUL 

İletişim: +90 534 868 88 31

tulin.ozkul4@gmail.com


TEŞEKKÜRLER

Kad Kanyon Sporcular Derneği / Ömer KOÇ  İletişim: +90 532 384 23 51

Pınarbaşı Belediye  başkanı Serkan Arı ve tüm personel saha ekibi 

 Tüm gezi ve treekking Camiası katılımcı arkadaşlarımız


                           



                 






   
                       
                                           






                                                     








                         
                                                
                                                          

                                             

Ağva’da Huzur, Lezzet ve Macera Dolu Bir Hafta Sonu

Madame Savon YOLDA / Ağva'da Hafta sonu kaçamakları İstanbul’un o bitmek bilmeyen koşturmacasından, korna seslerinden ve gri bulutlarınd...