11.10.2018

SİYAH BEYAZ / DİJİTAL İLK RESİM SERGİM


a

Gölgenin Mukaddesatı: İlk Dijital Fotoğraf Sergim

"Renkli fotoğraflar giysileri betimler, siyah-beyaz olanlar ise ruhun ta kendisini fısıldar."

On yılı aşkın bir süredir, parmaklarımın ucunda bir vizör, zihnimde bitmek bilmeyen kadrajlarla hayatın peşindeyim. Bugün, o on yıllık demlenmenin meyvesini; ışığın gölgeyle raks ettiği, sessizliğin çığlığa dönüştüğü ilk dijital sergimi sizlerle paylaşmanın heyecanı içindeyim.

 Siyah ve Beyazın Asaleti

Benim için fotoğraf, apansız ve umarsızca önüme çıkan siluetlerin, o tekinsiz ama bir o kadar da sahici anların peşine düşmektir. Renklerin albenisinden sıyrılıp, karanlığın ve renksizliğin içindeki o derin dürüstlüğü keşfetmekten büyük haz alıyorum. Siyah-beyaz bir karede gölge, sadece bir boşluk değildir; o, kompozisyonun en baskın, en vakur karakteridir.

 Kadrajımdaki Hakikat: Ruhun İz Düşümü

  • Portrenin Simyası: Bir yüzde duygu ne kadar yoğunsa, siyah-beyaz o kadar anlamlıdır. Renklerin gürültüsü sustuğunda, bir bakıştaki hüzün ya da bir tebessümdeki yorgunluk daha gür bir sesle konuşmaya başlar.

  • Mekan ve Mimari: Endüstriyel tasarımların soğuk metalik ruhunu, mimarinin keskin hatlarını siyah-beyazla mühürlemek; zamansızlığı yakalamaktır.

  • Hüzünlü Atmosferler: Yağmurlu havaların o kasvetli ve puslu dokusu, şehrin kalabalığıyla birleştiğinde; bize ruhun en kuytu köşelerini yansıtacak mükemmel bir sahne sunar.

⚓ Madame Savon’un Sanat Notu

Bu sergi, dijital dünyadaki ilk imzam. Devamı; kolaj çalışmalarım ve farklı kavramsal konseptlerle gelmeye devam edecek. Doğada kendimle baş başa kaldığım o anlarda yakaladığım bu siluetlerin, sizin de ruhunuzda bir pencere açmasını dilerim.

Keyifli seyirler, ışığınız ve gölgeniz bol olsun...


🖇️ Sanat Yolculuğuma Eşlik Edin:

Siyah-beyaz dünyamı ve "yolda olma" halimi yakından takip etmek isterseniz;

📸 Instagram: @madamesavonyolda 📧 E-posta: tulin.ozkul4@gmail.com 📞 İletişim: 0554 994 31 22




Bazen içi  içine sığmıyor insanın,  ruhunda fırtınalar kopuyor  göğüs kafesi patlayacakmışcasına acıyor..
 Anlatabildim mi?


Market çıkışı göz göze geldik kendisiyle, minik kedinin gidecek bir yeri yok  bazen hepimize böyle olmuyor mu?

Sevdiğimiz insanlarla geçirdiğimiz zaman su gibi akıp giderken, sevmediğimz zamanlarda ne oluyor:( 

Sevginin sıcaklığı daha derinlerde..


İçimize sakladığımız cümleler

Hayat iğne oyası gibi..

Gölgeler peşinde saklanırken..

Hayatı dengede tutmak, 

İç karartan yolculuk 

Hava kendini kapattı, insanlar da bazen böyle kapanır içine..

Yağmurda dans

Hızlı yolculuk

Şekilsiz bir yaşam

Üsküp Hatırası 

Doğa da sohbet koyu, 

Bir adım ötede gördüğüm 


Dişli canavar matrix

Sonu yok bu yolun

Doğa dansetmek istiyor, 

 Öğle molası 

Women business


Issız yollar,  sığ düşünceler


Sesler ve görüntüler  beni yoruyor,  ruhumu dinlendirirken..


Asistan kız Şebnem:))


Belki aradığım sensin ne dersin? :))


Çocuklar  kar keyfi yapıyor, bana da camdan seyretmek düştü..


Fırtına bulutu yolda


Yeni bir sayfa açmak gibisi yok


Gün aydın olsun...
Duyduklarım ve anlatmak istediklerim..

Zaman geçmezken

Kahve içmediğimiz bir gün var mı?


Başı göğe ermek 


Göz gözü görür


Şablon renkler

Andersen masalları 


Keyfi yerinde


Tohum 


Kır çiçeklerini çok seviyorum..



Gerçeğe yakın gerçekten uzak




Salyangoz



Hediye


Saraybosna'da bir kadın

Zamana ve çağa inat hala ayakta..

Sohbet

14.07.2018

ŞİLE DOĞA TATİL KÖYÜNDE BİR GÜNÜMÜZ




Şile’de Zamanın Rengi: Yeşile ve Çocukluğa Uzanan Bir Yolculuk

"Hayat, bazen sadece o eşikten geçme cesaretini gösterdiğimizde başlar. Vazgeçişlerin kıyısından dönüp, kendini yolların şefkatine bırakmaktır yaşamak."

Sabahın ilk ışıklarıyla gelen o yarı telaşlı, yarı masum heyecan... Zihnimde lise yıllarının bando takımı şenliği, üstümde yeşil şortum ve beyaz spor ayakkabılarımla aynada kendime gülümsüyorum. Akşamdan özenle hazırladığım o küçük sırt çantası, aslında geçmişe gidiş biletimmiş. İstikametimiz; anıların Şile yolu üzerindeki o huzurlu durağı: Doğa Tatil Köyü.

 Orman, Gökyüzü ve Bir Avuç Hatıra

Çekmeköy’den Şile’ye uzanan o bir saatlik yol, sadece asfalt ve kilometreden ibaret değildi. Sağımızda ormanın kadim yeşili, tepemizde nefis bir gökyüzü... Arabadaki dostlarla yapılan gırgır şamata, araya sızan o derin ve kadim sohbetlerle birleşince; eski hatıralar zihnimin dehlizlerinde birer birer çiçek açtı. İyi ki gelmişim! Son anda vazgeçmenin soğuk nefesinden kurtulup, bu yeşil rüyanın içine dalmak, ruhumun en saf ihtiyacıymış.

 Vadinin Tepesinde Bir Konuk Evi: Çam Kokulu Rüyalar

Nezih otelimize adım attığımızda bizi karşılayan o keskin çam kokusu, vadinin en tepesindeki konuk evinin zarif dekorasyonuyla mühürleniyordu. Odaya girer girmez cama koştum; kırmızı çatılı evlerin üzerinden uzaklara, ucu bucağı olmayan hayallere daldım. Manzara bile ruhumun tozunu almaya yetti. Ama o tatlı dalgınlık, karnımdan gelen "hazırlan" sinyaliyle bölündü; şimdi o büyük sofrada buluşma vaktiydi!

 Bir Masa, Binlerce Kahkaha ve Gece

Restoran bölümüne doğru ilerlerken kalbimdeki o tarifsiz kabarma... Bir masanın etrafında toplanmış okul arkadaşlarım; kimileri eşleriyle, kimileri evlatlarıyla... Zamanın ne kadar hızlı aktığını, ama kalplerin nasıl da "dünkü bebek" kadar taze kaldığını o an anladım.

Gece ise hafızalara gümüş bir kalemle yazıldı: Tatlı melodiler, gecenin kadifemsi karanlığında pırlanta gibi parlayan ışıklar ve yüzlerdeki o hınzır, sevimli gülüşler... Ne sohbete doyabildik, ne de hayatın ritmine.

Havuzun Masmavi Derinliği ve "Peştemal Şov"

Ertesi gün, muazzam bir kahvaltının ardından güneşin kollarına bıraktık kendimizi. Havuz başı, en haylaz arkadaşlarımızın o meşhur "peştemal şovları" ve şen kahkahalarımızla yankılandı. Sanki hiç büyümemişiz gibi; kızlar hala o okul bahçesindeki taze ruhlar...

Havuza havalı bir giriş yaptığımda, kulağıma giren o ılık suyun sesine teslim ettim kendimi. Sırt üstü uzanıp gökyüzünden geçen, ta uzaklardan bana el sallayan uçağa selam gönderirken; hem o kalabalık içinde kendimle kalabilmenin asaletini, hem de o dostlukla çoğalmanın muazzam sevincini yaşadım. Her kulaçta ağaçlar bana eşlik etti, her nefeste umut tazeledim.


⚓ Madame Savon’un Gönül Notu:

Çocukluk arkadaşlıkları, ailenizden bile öte bir yere konumlanır bazen. Mutluluğu da kederi de paylaştığınız o insanlar, sizin aynanızdır. Buzdağının görünen tarafında her şey mükemmeldi; dilerim her birinin kendi saklı hayatındaki "görünmeyen tarafı" da en az bu tatil kadar ışıklı ve mesuttur.

Hayata ve tüm telaşlara rağmen; yaşamak da, umut etmek de çok güzel... Umudumuzu yitirmeyeceğimiz bir dünya diliyorum herkese.

ŞİLE DOĞA TATİL KÖYÜ – TÜLİN ÖZKUL / 2018



28.05.2018

GEBZE BALLIKAYALAR TAVŞANCIL -- KEŞİF VE DOĞA YÜRÜYÜŞÜ


 Kanyonun Efsunlu Nefesi: Ballıkayalar’da Bir Kartal Kanadı

"Bazen yol, nereye varacağını bilmediğiniz bir rotaya davet eder sizi; tek yapmanız gereken, rüzgarın fısıltısını ve ruhunuzun pusulasını takip etmektir."

Yeşil vadinin en mağrur tepesinde, bir kartal edasıyla gözetliyorum dünyayı... Aşağıda, uzaklara baktıkça birer karınca gibi küçülen kamyonlar, iş makineleri ve kıvrılarak kaybolan o dar asfalt yol... Gökyüzüyle aramda sadece deliler gibi esen, saçlarımı ve yüzümü kamçılayan o hür rüzgar var. Bilmediğim bir rotanın, henüz ayak basılmamış bir toprağın arzusuyla yanıp tutuşuyor içimdeki gezgin.

🥖 Kuzinenin Sıcağında Bir Anadolu Masalı: Hanife Abla

Yol, beni derme çatma ama ruhu olan küçük bir gözlemecinin önüne çıkardı. Feriştahı gelse hayır diyemeyeceği o taze ekmek kokusu, raflarda sıra sıra dizilmiş nar gibi kızarmış somunlar... İçimi hoplatan bu davete icabet edip kendime peynirli bir gözleme söylüyorum.

Orada tanışıyoruz; dişiyle tırnağıyla bu mekanı inşa eden, yüreği de fırını kadar sıcak Hanife Abla ile. Küçük kuzinesinde pişirdiği gözlemesini, taze yumurtasını ve elleriyle yoğurduğu ekmeğini bölüşürken; aramızda o kadim, hesapsız dostluk kıvılcımları parlıyor. Ballıkayalar’ın hikayesini ondan dinliyorum; dağcıların o sarp kayalara nasıl meydan okuduğunu, doğa tutkunlarının bu kanyonda nasıl nefes aldığını anlatıyor bana.

 Şelale Öbekleri ve Çağıldayan Suların Valsi

Merakıma yenilip ana yoldan sapınca, kendimi Ballıkayalar’ın kucağında buluyorum. Yemyeşil bir örtüyle sarmalanmış doğa, Ordu’nun derelerini kıskandıracak çağlayanlar ve suyun kayalara vurduğu o efsunlu senfoni... Nutkum tutuluyor resmen. Gölün kıyısında rüyaya dalan çadırlar, ağaç altlarında piknik yapanların neşesi; herkes doğanın o ortak ritminde buluşmuş.

🥾 Kanyonun Kalbinde Bir Arınma Ayini

Yürüyüşü seven ruhlar için burası nefis bir destinasyon; ancak asıl büyü, kanyonun daha derinlerine, kayaların arasına gizlenmiş o gizemli koridorlara süzülünce başlıyor. Suyun taşa vuruşundaki o ilahi nağmeler, dünyanın tüm gürültüsünü susturacak kadar kudretli. Bir süre öylece durup bu tatlı nağmeleri içime çekmek istiyorum. Suyun o duru akışında dertleri unutmak, ruhu o serin akıntıya bırakmak ne kadar da mümkünmüş... Ben de bırakıyorum; tüm yüklerimi Ballıkayalar’ın şifalı sularına teslim ediyorum.


⚓ Madame Savon’un Yol Notu:

Ballıkayalar bize fısıldıyor: "Yolun nereye varacağı değil, yol boyunca kiminle ekmeğini bölüştüğün ve suyun sesinde kendi iç sesini duyup duymadığın önemlidir." Eğer bir gün yolunuz Gebze’nin bu sarp kıyılarına düşerse, Hanife Abla’ya selam vermeyi ve kanyonun o efsunlu sesinde kaybolmayı ihmal etmeyin.

Umutla, yolla ve doğayla kalın...

TÜLİN ÖZKUL – GEBZE BALLIKAYALAR









DUBAİ : ÇÖLÜN ORTASINDA Kİ VAHA

Dubai, sadece bir ticaret merkezi değil; aynı zamanda "imkansızın mümkün kılındığı" bir mühendislik ve sanat harikası. Dubai denil...