
Enerji ve Bol Motivasyonlu Yolculuk
İstanbul’dan kalkan otobüsümüzün penceresinden süzülen yollarla başladı maceramız.
Yol boyunca bize katılan, kanyon sporuna gönül vermiş coşkulu gruplarla kısa sürede dev bir doğa ailesine dönüştük. Dağları, vadileri uzaktan süzdük; bol molalarla kahve keyfimizi tazeledik. Yolun kendisi güzel, insanların enerjisi güzel olunca seyahat de harika geçiyor. Uzaklara gittiğimizin ve güzel maceralara atılacağımızın inancıyla motivasyonumuz yükseliyor.
Uzun yolun sonunda Kastamonu'nun tatlı kasabasına ve kamp alanımıza varıyoruz. Yol boyu dizilen bayraklar ve bolca asılan afişlerle her yer rengârenk Kanyon Festivali duyurusuyla bezeli. Kamp alanımız merkeze çok yakın bir konumda, Pınarbaşı Festival Alanı'nda yer alıyor. Belediye festival için her şeyi düşünmüş: Konserler, eğlenceler, alanın güvenliği, hatta sabah dağıtım yapılacak çay ve çorbaya kadar...
Kamp alanımızın bir tarafı ağaç altı, diğer tarafı ise açık alan. Gözüme kestirdiğim erik dallarının altına çadırlarımızı kuruyoruz. İstanbul'daki etkinliklerimizden tanıdığımız arkadaşları burada görmek bizi çok mutlu ediyor: Şener Hanım, Saniye Hanım ve yürüyüşlere ilk başladığım dönemde tanıştığım canım arkadaşım Ayfer... İçimizde neşe ve coşku var, kıpır kıpırız.
Küre Dağları’nın koynunda, zamanın ve doğanın fısıltılarını dinlemek için yeniden buradayız. Geçen yıl Horma Kanyonu’nun ahşap yollarında adım adım adımladığımız o büyüleyici coğrafya, bu kez tamamlanmamış bir masalın eksik sayfalarına çağırdı bizi. KAD Kanyon Pınarbaşı Festivali’nin coşkusu ve belediyenin sağladığı imkânlarla, bu yarım kalan masalı tamamlamak üzere hazır kıta beklemekteyiz.
Kampta İlk Gün ve Festival Coşkusu
Sabahın erken ışıklarıyla kampçılar uyanmaya ve çorba sırasına girmeye başladı bile. Yöresel kara çorba dağıtımı yapılıyor; içindeki tavuk parçalarıyla damaklarda akılda kalıcı bir tat bırakıyor. Biz kamp konusunda biraz tecrübeli olduğumuz için yanımızda getirdiğimiz minik elektrikli ocakta hem çayımızı demliyor hem de bol biberli, domatesli menemenimizi yapıyoruz.
İlk gün kamp alanında tecrübeli sporcular belirli noktalardan kaya tırmanışı ve inişi yapıyor. Biraz içimizde ukte kalsa da "Bir dahaki sefere," diyerek kamp alanının tadını çıkarmaya bakıyoruz.
Zaman güneşle yarışırken ilk akşamın ışıkları yanmaya başladı. Kamp alanında tatlı bir telaş var: Kimileri tesis alanında duş alıyor, kimileri akşam yemeği hazırlığında. Birazdan dans, müzik ve eğlence başlayacak; canlı performanslar eşliğinde coşkun festival ateşi yakılacak.
Kastamonu'nun güzel insanları yöresel kıyafetleriyle alana giriş yapıyor. Her biri birbirinden güzel genç kızlarımız meydanda sıra sıra boy gösterip yöresel oyunlarıyla ortama renk katıyor. Müzikler öyle güzel ki adeta bir bayram coşkusu yaşanıyor. Kimi devasa ateşin etrafında coşkuyla dans ederken, biz de sahnenin hemen önünde Kastamonu Çiftetellisi eşliğinde kendimizden geçiyoruz.
Hava biraz serin ama ateşin sıcaklığı herkesi ısıtmaya yetiyor. Çaylar içilirken Değerli Belediye Başkanı sahneden herkese "Hoş geldiniz," diyor. Birlik, beraberlik ve yardımlaşmanın güzelliğini hep birlikte yaşıyoruz. Keşke tüm gezi grupları bu etkinliğe katılabilseydi...
Sessiz Gece ve Yeni Günün Heyecanı
Gece ateş sönüyor ve kamp derin bir sessizliğe bürünüyor. Herkes eğlencenin getirdiği yorgunlukla çadırına çekilmiş durumda. Ortam gerçekten harika; mis gibi temiz havayı içimize çekmekten hafif sarhoş gibiyiz.
Gece üşür müyüz diye düşünmeye fırsat bulamadan uykuya dalıyoruz. Kabul ediyorum, bir ara titreme geliyor ama tedarikli geldikten sonra kamp hayatı her zaman güzeldir.
Sabah gün ışığı çadırı ısıtıyor; güzeller güzeli güneş kendini gösterince biz de uyanıyoruz. Kahvaltının ardından zorlu bir parkuru yürüyüp Mağaralar Bölgesi’ne geçeceğiz ve şimdiden çok heyecanlıyız!
Horma Kanyonu, Ilıca Şelalesi ve Burgu Teras Geçişi
Ertesi gün sabahın ilk ışıklarıyla birlikte kampta tatlı bir telaş başladı. Sporcularımız hem Horma Kanyonu’nu hem de dünyanın en derin ve uzun kanyonlarından biri olan Valla Kanyonu’nu geçmek için hazırlıklarına girişti. Geçiş öncesi yapılan detaylı brifingler ve teknik eğitimlerle parkurun heyecanı tüm kampa yayıldı. Sporcular zorlu sularda cesaretle ilerlemeye hazırlanırken, bize de bu eşsiz coğrafyanın, temiz havanın ve cömert doğanın tadını doyasıya çıkarmak kaldı.
Horma Kanyonu’nu en tepelerden, bu yaz sıcağında yeniden geçme şerefine nail olduk. Ancak bana kalırsa kanyonun en büyüleyici zamanı; sararan yaprakların süzüldüğü, yosunlu taşların ve renk cümbüşlerinin ruhu sardığı sonbahar hâlidir. Aşağıda derin sulara atlayan sporcularımızı izlerken yüreğimiz hop edip hop kalktı. Her suya girip derin girdaplarda gözden kaybolduklarında bir alkış tufanı koptu..
Kanyon sporu son derece zorlu ve yüksek dikkat gerektiren bir branş. Apansız suyun içinde beliren bir sifon, bu parkurları anında tehlikeli birer tuzağa dönüştürebiliyor. Bu yüzden ciddi bir eğitim ve ortama uygun ekipman şart. Bizi buraya davet eden çocukluk arkadaşlarım Yasemin Koç ve Latife koç'un kardeşi Ömer Koç'a yürekten teşekkür ediyorum. Hem son derece tecrübeli hem de işini profesyonelce yapan Ömer kardeşimizin başarılarının daim olacağına, bu spora sevdirip ülkemize daha pek çok kanyon sporcusu kazandıracağına eminim. Kendisiyle gurur duyuyoruz. Yeniden tebrik ediyoruz başarılar daim olsun diliyoruz.
Ayrıca bu tür spor aktivitelerini, kampları ve festivalleri büyük bir özveriyle düzenleyen Pınarbaşı Belediye Başkanı Sayın Serkan Arı başta olmak üzere tüm yetkililere teşekkür etmeyi bir borç biliriz.
Anadolu’nun Ruhu ve Bereketi
Kastamonu ve Pınarbaşı sadece görkemli kanyonlarıyla değil, ruhuyla da bereketi göğüsleyen çok yönlü bir cennet. Kadınların zarif yöresel kıyafetleri, geleneksel başlıkları ve rengârenk etekleri ortama benzersiz bir görsel zenginlik katıyor. İnebolu ezgilerinin coşkusu ve kemani melodilerinin büyüleyici tınısı birleştiğinde, Karadeniz’in o mağrur ama bir o kadar da sıcak ruhu sarıyor her yanınızı.
Havası ciğerleri tazeleyen bir derman, insanı ise Anadolu’nun o saf, karşılıksız samimiyeti… Çarşısında, pazarında gezerken buram buram memleket kokan yöresel ürünlerin, meşhur Taşköprü sarımsağının ve damaklarda iz bırakan etli ekmeğin değerini bir kez daha anlıyorsunuz. Bu zenginliklerin hak ettiği değeri görmesi ve markalaşması durumunda Pınarbaşı’nın turizmle parlayan bir yıldız olacağına hiç şüphe yok.
Doğanın Koynundan Ayrılırken
Şimdi, Küre Dağları’nın o serin nefesini son kez içimize çekip yola koyulma zamanı. Yüzümüzde rüzgârın ve güneşin izi, ruhumuzda ise yeşilin binbir tonuyla dindirdiğimiz bir özlem var. Bırakıp gittiğimiz sadece çadırlarımız, sönen kamp ateşimiz ya da patikalarda kalan ayak izlerimiz değil; kalbimizin bir parçasını da bu kayalıkların, uğuldayan şelalelerin ve kadim mağaraların kuytusunda bırakıyoruz.
Otobüsümüzün camından geride kalan dağları süzerken, doğanın biz fani izleyicilere fısıldadığı o büyük hakikati duyuyoruz: Bizler sadece bu zamanın misafirleriyiz; asıl olan bu eşsiz mirası korumak, sevmek ve gelecek nesillere bir masal gibi aktarabilmektir. Dostlukla demlenen çayların tadı, sıcacık pidelerin gözlemelerin tadı damağımızda, Kastamonu çiftetellisinin neşesi ve kanyonların o heybetli sessizliği yol arkadaşımız oluyor. Tamamlanmamış masalların yeni sayfalarında, yeniden buluşmak üzere… Hoşça kal Küre Dağları, hoşça kal Pınarbaşı!
Madame Savon yolda
TÜLİN ÖZKUL
İletişim: +90 534 868 88 31
tulin.ozkul4@gmail.com
TEŞEKKÜRLER
Kad Kanyon Sporcular Derneği / Ömer KOÇ İletişim: +90 532 384 23 51
Pınarbaşı Belediye başkanı Serkan Arı ve tüm personel saha ekibi
Tüm gezi ve treekking Camiası katılımcı arkadaşlarımız


















































