geçmiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
geçmiş etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5.08.2017

Ağaçların Ölüm Ağıtı..




Toprağın Tozlu Ayak Sesleri: Bir Bahçe ve Bir Dostun Ardından

“Bir ben var benden içeri, bir ben var beni benden alan... Uzaklarda bir bahçe var; ağaçları günden güne eksilen, sessizliğiyle içimi acıtan ama her şeye rağmen beni şefkatle sarmalayan o hüzünlü sığınak.”

Bazı bahçeler sadece topraktan ve ağaçlardan ibaret değildir; onlar anıların, zamana meydan okuyan dostlukların ve gidenlerin ruhunu taşır. Burası benim can dostumun bahçesiydi... Artık orada yaşamıyor, hayat onu başka yollara, başka şehirlere savurdu belki ama o bahçenin her bir köşesinde bıraktığı ayak izleri, ruhumun en derin sığınağı olarak hala dün gibi taze duruyor. Oraya yazın gidersin, kışın gidersin; bazen bir kahveye kaçarsın, bazen de sadece dertleşmeye... Sırtını güneşe verip gözlerini kırpıştırınca, elinde ve kalbinde ne kadar yük varsa toprağın nazlı akışına bırakıverirsin.

Ağaca Bakmak, İnsanı Anlamak

O bahçenin bitkileri ayrı, böcekleri ayrı konuşur benimle. Gecenin karanlığına dem vuran derin bir dili vardır; gündüzün ise çimenlere yayılmamıza vesile olan o sıcak, çocuksu daveti. Aslında ağaca bakmak insana bakmaktır; bir ağacı anlamak, bir insanın köklerine inmekle eşdeğerdir. Yeşil ağaç, toprak ana ve börtü böcek; hepsi bir araya geldiğinde ruhumun dehlizlerinde yankılanan sihirli bir kelimeye dönüşür. Dostumun elleriyle büyüttüğü o dallar, şimdi o burada olmasa bile bana dostluğun o sarsılmaz güvenini fısıldamaya devam ediyor.

Gençliğe Bir Ağıt: Dökülen Yapraklar

Şehrin o gürültülü, beton kokan sokaklarında nefesim ne zaman daralsa, alıp başımı o bahçeye gitme isteğiyle yanıp tutuşuyorum. Sol mememin altındaki o cevherde, toprağın tozlu ayak seslerini duyuyorum. Kuş tüyünden hafif, rüzgarla sarmalanmış yapraklar, tıpkı geçen o güzel yıllar gibi birer birer dökülüyor dallardan; sanki el ele büyüdüğümüz o güzel gençliğe sessiz bir ağıt yakıyorlar. Zaman akıyor, mekanlar değişiyor ama o bahçede gölgesinde oturduğumuz ağaçlar şahidimiz olarak kalıyor.

Yarası Hiç Kapanmayan Şarkılar

Ben huzur derim, sen güneş dersin; ben sıcaklık derim, sen şefkat... Bazı dostluklar vardır ki, buralardan gitmekle bitmez; bir şarkı gibi kafamızın içinde hiç susmadan çalar durur. Bazı yaşanmışlıklar vardır ki, üzerinden yıllar geçse de, araya mesafeler girse de kabuk bağlamaz; hep o ilk günkü gibi taze ve sıcak kalır. Bu bahçeye kaç kez gelip toprağın sesini, bülbülün yasını dinledik birlikte? Kaç kez anneni, babanı, çocukluğunu ve geleceğe dair kurduğumuz o masum hayalleri konuştuk?

Şimdi rüzgar o boş bahçenin dallarını savururken, içimde hem derin bir özlem hem de minnet tütüyor. Sen artık orada değilsin, o eski neşeli kahkahalarımız bahçenin kuytularında birer yankı belki... Ama canım dostum, senin ve o bahçenin üzerimde bıraktığı izler öyle derin ki, ömrüm boyunca taşıyacağım birer madalya gibi göğsümde parıldıyor. Gitmek mekanları ayırır, kalpleri asla.

“Sen ve bahçen artık en güzel hatıralarımdasınız. Ama anılarım, her nisan sabahı toprağı delip yeniden uyanan o taze bahar gibi... Her zaman canlı, her zaman benimle ve her zaman çok derinde...”

TÜLİN ÖZKUL Bir Dostun Anısına...

               


               
             


















Marmara’nın Enerji Deposu: Avşa Adası

  Marmara’nın Eğlence ve Huzur Adası: Avşa Gezi Rehberi (Plajlar, Şarap Evleri ve Gece Hayatı) Büyük şehirlerin gürültüsünden, bitmek bilmey...