gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelecek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11.01.2019

GERÇEK YAŞAM ÖYKÜM - KARİYER NOTLARIM



25 Yıllık Bir Kariyer Mimarisi: Zorluklardan Zirveye, Sanattan Sektöre

"Çalışmak benim için sadece bir geçim kaynağı değil; hayata tutunma biçimi, bir özgürlük ilanıydı. 25 yıl boyunca duvarları yağlı boya tablolarla süslü ofislerden, tozlu şantiyelere; anne olmanın ağırlığından, yöneticiliğin yalnızlığına kadar her durakta kendimi yeniden inşa etmiş bulundum..

İş hayatına "sıkıcı" diyenlere inat, benim yolculuğum her zaman bir keşif sahası oldu. Ortaokul yıllarında bir otomobil galerisinde tutulan notlarla başlayan bu serüven, bugün kurumsal bir firmanın proje mühendisliği, satınalma , satış müdürlüğü ve  fabrika müdürü , genel müdür yardımcılığına   sektörünün nabzını tutan bir uzmanlığa evrildi.

 Ofis Hayatının Trajikomiği ve 'Sinsirella'lar

Kariyer yolculuğumda sadece iş yapmadım; insan sarraflığını öğrendim. Egosu yüksek patronlarla, çaycısına üst perdeden bakıp toplantı masasında ezilenlerle, "mobbing"in en ağır haliyle mücadele ettim. Naif sesimin "Freddy’nin Kabusu"na dönüştüğü anlar oldu; çünkü o masada bir kadının gövde gösterisi yapamayacağını sananlara asaletimle ve başarımla cevap vermem gerekiyordu.

 Kariyerimin Yapı Taşları: Reklamcılıktan Sağlık Sektörüne

  • CC İletişim: Türkiye’nin ilk özel postanesinde faks ve bilgisayarla tanıştığım, gençliğim...

  • C+E Reklam Ajansı: Sunay Akın’ın kitap kapakları arasında sanatı, ressamları ve o şahane puro kokusunu keşfettiğim estetik durağım.

  • Deva İlaç: Mümessillik yıllarım... Nöbetler, eğitimler ve sahanın o bitmek bilmeyen enerjisi. Bir rüya gibiydi, ta ki sektörün gerçekleriyle yüzleşene kadar.

 Anne Olmak: Kariyer Yolunda En Sert Viraj

Başarı basamaklarını mini eteklerim ve topuklu ayakkabılarımla hızla tırmanırken, bir gün "pıt" diye o tatlı ortamdan düşüp eve hapsoldum. Anneliği; kendimi bile henüz keşfedememişken, düşe kalka, bazen ağlayarak bazen dünyayı karşıma alarak öğrendim. Bugün biliyorum ki; kendini seven ve özgüveni tam bir birey yetiştirmek, dünyanın en zor "proje yönetimi"ymiş.

 Madame Savon ve Kendi Markamın Doğuşu

Sermayesiz ama büyük bir vizyonla doğan bebeğim: Madame Savon. Bir yaz boyunca sadece logosu için uğraştığımız, hammadde peşinde dünyayı dize getirdiğimiz o marka... Belki yarım kaldı, belki sponsorunu bekliyor ama o benim yaratıcılığımın ve "vazgeçmem" deyişimin somut kanıtı.

   Endüstriyel üretim ve  uzmanlık

Son 8 yıldır, bir fabrikanın tüm tedarik zincirini ve güvenlik ihtiyacını bir bakışta analiz eden o "altın bilezikli" kadınım.

Satış pazarlama derken, satınalma   proje  mühendisliği  kariyerim genel müdür yardımcılığına fabrika elip yönetimine kadar çıktı. 

Kariyerimin 25  yıl boyunca bana kattığı  değerler, tecrübeler benden  alıp götürdükleri ne varsa hepsi bu satırlar arasında umarım okumaktan keyif alırsınız.

"İş hayatına 'monoton' derler; oysa benim için her sabah, kendi hayatımın iplerini biraz daha sıkı kavradığım bir özgürlük ilanıydı. 25 yıl boyunca buz gibi ofislerden sanat kokulu ajanslara, mobbingin gölgesinden yöneticiliğin zirvesine uzanan bu yolda tek bir pusulam vardı: Çalışma aşkım."

Çalışmak beni her zaman ayakta tutan, motive eden o vazgeçilmez güç oldu. Hangi sektörde olursam olayım; severek, isteyerek ve büyük bir özveriyle kariyerimin doruk noktasına ulaşmayı başardım. Şimdi geriye dönüp baktığımda; "İyi ki o azimle çalışmışım" diyorum, yoksa bugün bu denli özgür ve rahat yaşayamazdım.

 Mekânın Ruhu: Yağlı Boya Tablolardan Soğuk Bölmelere

Çalışma ortamının ferahlığı, aydınlığı benim için hep önemliydi. Duvarları süsleyen yağlı boya tablolar, şık misafir karşılama alanları ve ilham veren toplantı odaları her zaman dikkatimi çekerdi.

Ancak her zaman öyle olmadı... Bazı ofisler soğuk, sıradan ve ruhsuz bölmelerle doluydu. Creative alanlara ve özel sektöre yöneldikçe, mimarinin nasıl bir motivasyon kaynağına dönüştüğünü gördüm. Kalabalık ofislerin gürültüsü, verimi düşüren "çat kapı" ziyaretler ve işi bilmeyenlerin arasında parlayan o "çalışma arzusu" çoğu zaman garipsendi. Mesai bitiminde herkes kaçarken, benim masamda hala yapacak bir projemin olması insanlara hep "tuhaf" geldi.

'Sinsirella'lar ve Egosu Yüksek Patronlar Arasında Dik Durmak

İş hayatı sadece iş yapmak değil, bir "insan sarraflığı" sınavıdır. Karakterini ölçüp tartmadan lakırdı yapanlar, egosuyla odayı boğan patronlar, maaşından kesmeye yer arayan muhasebe elemanları... Hepsiyle mücadele ettim. Bazı yerlerde sabırla sebat ettim, bazılarına ise hiç "eyvallahım" olmadı.

En büyük intikamın BAŞARI olduğuna inanarak, o toplantı masalarının baş köşesine kuruldum. Layık görülmediğim o arabalara, o maaşlara asaletimle sahip oldum. İş anlaşmazlıklarında, o naif ve ince sesimin "Freddy’nin Kabusu"na dönüştüğü anlar oldu; çünkü o masada bir kadının gövde gösterisi yapamayacağını sananlara, her zaman asaletimle ve profesyonelliğimle cevap vermem gerekti..

Tüliş'ten Tüliniçe'ye Tülinella'ya Tülindağ'a:))Bir Kimlik İnşası

Kimi zaman "Neşeli Tülin Abla" oldum, kimi zaman "Tüliniçe"... Bazen kahveyi, suyu, ekmeği unutup araba köşelerinde, bazen dost ofislerinde peynir-ekmekle günleri devirdim. Elinde valiziyle yollara düşen, evinin yolunu unutan ama üretmekten hiç vazgeçmeyen o kadın bendim. Çalışmadığım dönemlerde bile "home-office" ruhuyla, kafamda binbir projeyle pısır pısır ama azimle çalıştım.

Sanat, Psikoloji ve Bitmeyen Merak

Ben hayatım boyunca üretmeyi, hayata sanat gözüyle bakmayı sevdim. Güzel sanatlar, sanat tarihi, psikoloji araştırmaları ve bol bol kitap okumak benim asıl işimdi. Bu entelektüel derinlik, beni en sert iş ortamlarında bile ayakta tutan o gizli "zırhım" oldu.

Kariyer Yolculuğumun İlk Durakları: Matbaa Mürekkebinden Saha Tozuna

"Kariyerim; sadece unvan biriktirdiğim bir süreç değil, hayatı her aşamasında yeniden keşfettiğim bir büyüme hikâyesiydi. Ortaokul yıllarında bir otomobil galerisinde müşteriye çay ikram ederken başlayan o merak, bugün beni stratejik bir Kariyer Mühendisi yaptı."

 İlk Kıvılcım: Galeri ve Matbaa Yılları

Çalışma hayatıyla erken yaşta tanışmanın ödülünü her zaman topladım. Ortaokul yazlarında bir otomobil galerisinde telefonlara bakıp notlar tutarken, hayatın "hesap kitabını" ve insan ilişkilerini öğrendim. Ardından gelen matbaa dönemi... O taze kağıt kokusu, mürekkebin davetiye baskılarıyla buluşması ve iş hayatına erkenden adapte olmanın verdiği o sarsılmaz özgüven...

Sağlık Sektörüne Çılgın Bir Dönüş: Deva İlaç

Annelik arasından sonra sahaya öyle bir döndüm ki... İlaç mümessilliği sınavları, eğitimler ve mülakatlar derken; altımda arabam, cebimde şahane bir maaşla Deva İlaç ekibine katıldım. 5 yıl boyunca hastanelerde, nöbetlerde ve bitmek bilmeyen seyahatlerde koştururken "ben bu işin uzmanıyım" demeyi öğrendim. Ancak her güzel rüya gibi, şirketin satılmasıyla bu dönem de bitti.

Dönüm Noktaları: Hitabetten Yöneticiliğe, Hayallerden Markaya

"Hayat bir enerji otobüsü gibidir; kimlerin enerjinizi çalmasına izin verdiğiniz, varacağınız durağı belirler. Ben, yanlış insanlarla kaybedilen vakitlerden 'kendi kanatlarımla uçmayı' seçerek çıktım."

Kariyerimin bu aşaması, kendimi yeniden keşfettiğim, "başaramazsın" diyen iç ve dış seslere inat ders sıralarına döndüğüm o büyük uyanışla başladı. Kadıköy’de bir kursta tasarımın ve yazılımın "mutfağını" öğrenmeye çalışırken, aslında hayata karşı yeni bir "arayüz" geliştiriyordum.

 Yöneticilik Sınavı: 30 Kişiyi Yönetmek ve 'Adil' Kalabilmek

Müşteri temsilciliğinden kurumsal satış yöneticiliğine uzanan yolda kendimi 30 kişilik bir ekibin başında buldum. Dışarıdan "kolay" görünen o koltuğun; suistimallerle baş etme, düşük performanslı elemanla yol ayırma ve "adil lider" kalabilme savaşı olduğunu yaşayarak öğrendim. İşe alım süreçlerinden oryantasyona kadar her şeyi "hap gibi yuttum" ama şunu anladım: Başarı; vicdanı elden bırakmadan, soğukkanlı bir stratejiyle yürümektir.


 Tülin’den Geleceğin Profesyonellerine: Deneyimlenmiş "Altın" Tavsiyeler

Yeni işe başlayanlar veya kariyerinde vites yükseltmek isteyenler için bu maddeler, 25 yıllık bir "bedel ödeme" sürecinin özetidir:

  • 🔍 Havayı Koklayın: Herkesle hemen samimi olmayın. İnsanları iyi gözlemleyin, çaycıyla sırdaş olun; dönen tüm fırıldakları herkesten önce onlar bilir.

  • 🤫 Başarının Tadını Saklayın: Bütün bildiklerinizi hemen ortaya dökmeyin. İşinizi sessizce yapın, sonuçlanınca "bombayı" patlatın.

  • 💎 Vazgeçilmez Olun: İşin en ince detayını öğrenin. "Ne gerek var?" dediğiniz her bilgi, gün gelir sizi kurtaran kalkan olur.

  • 🛡️ Soğukkanlılık Sükunettir: Tartışmalarda laf dalaşına girmeyin. "Tamamdır, siz bana bırakın" diyerek konuyu kapatın ve icraatınızla üste çıkın.

  • ✨ Görsel İmza: Güzel giyinin, güzel kokun. Masanız temiz ve düzenli olsun. Önce kendinize verdiğiniz değerle saygı kazanırsınız.

  • 📑 İz Bırakın: Her teklifi, her numuneyi, her sevkıyatı imzanızla ve dosyanızla takip edin. Yanlış bir ürün çıktığında kontrol şansınız her zaman elinizde olsun.


Sonuç olarak; kariyer yolculuğum bitmedi. İçimde çalışma ve öğrenme açlığı olduğu sürece, taş üstüne taş koymaya devam edeceğim. Yarın hangi rüzgarın bizi nereye savuracağını bilemeyiz ama bildiğim tek şey; sevdiğiniz işi yaparsanız, evren size karşılığını mutlaka hakkıyla dönecektir.

Sonuç olarak; ayağınıza takılan çalılara mı bakacaksınız, yoksa zirveye mi? Ben tercihimi hep hayallerimin peşinde koşmaktan yana kullandım. 

.

TÜLİN ÖZKUL 2021 – Kariyer Mimarı 

İletişim: 0554 994 31 22
















5.08.2017

Ağaçların Ölüm Ağıtı..




Toprağın Tozlu Ayak Sesleri: Bir Bahçe ve Bir Dostun Ardından

“Bir ben var benden içeri, bir ben var beni benden alan... Uzaklarda bir bahçe var; ağaçları günden güne eksilen, sessizliğiyle içimi acıtan ama her şeye rağmen beni şefkatle sarmalayan o hüzünlü sığınak.”

Bazı bahçeler sadece topraktan ve ağaçlardan ibaret değildir; onlar anıların, zamana meydan okuyan dostlukların ve gidenlerin ruhunu taşır. Burası benim can dostumun bahçesiydi... Artık orada yaşamıyor, hayat onu başka yollara, başka şehirlere savurdu belki ama o bahçenin her bir köşesinde bıraktığı ayak izleri, ruhumun en derin sığınağı olarak hala dün gibi taze duruyor. Oraya yazın gidersin, kışın gidersin; bazen bir kahveye kaçarsın, bazen de sadece dertleşmeye... Sırtını güneşe verip gözlerini kırpıştırınca, elinde ve kalbinde ne kadar yük varsa toprağın nazlı akışına bırakıverirsin.

Ağaca Bakmak, İnsanı Anlamak

O bahçenin bitkileri ayrı, böcekleri ayrı konuşur benimle. Gecenin karanlığına dem vuran derin bir dili vardır; gündüzün ise çimenlere yayılmamıza vesile olan o sıcak, çocuksu daveti. Aslında ağaca bakmak insana bakmaktır; bir ağacı anlamak, bir insanın köklerine inmekle eşdeğerdir. Yeşil ağaç, toprak ana ve börtü böcek; hepsi bir araya geldiğinde ruhumun dehlizlerinde yankılanan sihirli bir kelimeye dönüşür. Dostumun elleriyle büyüttüğü o dallar, şimdi o burada olmasa bile bana dostluğun o sarsılmaz güvenini fısıldamaya devam ediyor.

Gençliğe Bir Ağıt: Dökülen Yapraklar

Şehrin o gürültülü, beton kokan sokaklarında nefesim ne zaman daralsa, alıp başımı o bahçeye gitme isteğiyle yanıp tutuşuyorum. Sol mememin altındaki o cevherde, toprağın tozlu ayak seslerini duyuyorum. Kuş tüyünden hafif, rüzgarla sarmalanmış yapraklar, tıpkı geçen o güzel yıllar gibi birer birer dökülüyor dallardan; sanki el ele büyüdüğümüz o güzel gençliğe sessiz bir ağıt yakıyorlar. Zaman akıyor, mekanlar değişiyor ama o bahçede gölgesinde oturduğumuz ağaçlar şahidimiz olarak kalıyor.

Yarası Hiç Kapanmayan Şarkılar

Ben huzur derim, sen güneş dersin; ben sıcaklık derim, sen şefkat... Bazı dostluklar vardır ki, buralardan gitmekle bitmez; bir şarkı gibi kafamızın içinde hiç susmadan çalar durur. Bazı yaşanmışlıklar vardır ki, üzerinden yıllar geçse de, araya mesafeler girse de kabuk bağlamaz; hep o ilk günkü gibi taze ve sıcak kalır. Bu bahçeye kaç kez gelip toprağın sesini, bülbülün yasını dinledik birlikte? Kaç kez anneni, babanı, çocukluğunu ve geleceğe dair kurduğumuz o masum hayalleri konuştuk?

Şimdi rüzgar o boş bahçenin dallarını savururken, içimde hem derin bir özlem hem de minnet tütüyor. Sen artık orada değilsin, o eski neşeli kahkahalarımız bahçenin kuytularında birer yankı belki... Ama canım dostum, senin ve o bahçenin üzerimde bıraktığı izler öyle derin ki, ömrüm boyunca taşıyacağım birer madalya gibi göğsümde parıldıyor. Gitmek mekanları ayırır, kalpleri asla.

“Sen ve bahçen artık en güzel hatıralarımdasınız. Ama anılarım, her nisan sabahı toprağı delip yeniden uyanan o taze bahar gibi... Her zaman canlı, her zaman benimle ve her zaman çok derinde...”

TÜLİN ÖZKUL Bir Dostun Anısına...

               


               
             


















Marmara’nın Enerji Deposu: Avşa Adası

  Marmara’nın Eğlence ve Huzur Adası: Avşa Gezi Rehberi (Plajlar, Şarap Evleri ve Gece Hayatı) Büyük şehirlerin gürültüsünden, bitmek bilmey...