karadenizturu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
karadenizturu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27.12.2016

TRABZON YAYLALARI


 Yeşilin Binbir Tonu: Trabzon Yaylalarında Bulutlarla Dans

Karadeniz bizi çağırıyor... Öyle bir çağrı ki bu; metropolün yorucu keşmekeşini, ruhu daraltan beton binaları ve kentin o tuhaf kalabalığını bir çırpıda unutturuyor. Ciğerlerimize dolan o keskin yayla kokusuyla kendimize geliyoruz; biz buna kısaca "yeşillik çarpması" diyoruz ve bu tatlı sersemlikten hiç ayılmak istemiyoruz.

Trabzon’un yaylaları bir başka, Rize’nin sarp yamaçları, Artvin’in masalsı Şavşat’ı, Giresun’un hırçın dorukları bambaşka... Her biri kendi bağımsız krallığını ilan etmiş gibi. Yöre insanı bile bir vadiden diğerine değişiyor; dilleri, şakaları, karakterleri ve yaşam biçimleri coğrafyanın sertliğiyle harmanlanmış. Bu kez yolumuz, yaylalar şehri Trabzon’un göğe komşu obalarına, keşfedilmeyi bekleyen gizli cennetlerine düşüyor.


 Gökyüzü Sofraları: Trabzon’un Efsunlu Yaylaları

Her biri birer nefes alanı, her biri birer şifa kaynağı olan o meşhur duraklarımız:

  • Maçka - Mavura ve Solma Yaylası: Mavura ile Solma arasındaki o 3,5 kilometrelik toprak yol, doğanın kalbine yürümek isteyenler için biçilmiş kaftan. Orman manzarasının eşlik ettiği bu rota, yaya yürüyüşü için Karadeniz’in en ideal parkurlarından biri.

  • Lapazan Yaylası (2.200m): Zamanın donduğu yer... Haziran ve Temmuz aylarında bile güneşin eritemediği kar yığınlarıyla karşılaşmak sizi şaşırtmasın. Aşınmaya dirençli bitki örtüsüyle burası, doğal bir çim kayağı pisti gibi uzanıyor önünüzde.

  • Maçka - Çakırgöl Yaylası (2.504m): Zirveye giden yolda Arnavutluk’tan Deveboynu’na kadar tam 12 farklı obayı selamlayarak çıkıyorsunuz. Göğe en yakın gölün kıyısında, dünyanın gürültüsü yerini suyun ve rüzgarın sesine bırakıyor.

  • Karadağ Yaylası (1.946m): Burası sadece bir yayla değil, bir şifa yurdu. Bol oksijeniyle akciğerlerin bayram ettiği, yaban hayatının tüm zenginliğiyle hüküm sürdüğü bir huzur kalesi.

  • Tonya - Erikbeli ve Sazalanı: Altyapısı tamamlanmış, bakkalı ve kır kahvesiyle sizi bir dost gibi karşılayan bu yaylalar, doğa yürüyüşçüleri için adeta bir kavşak noktası. Zigana’ya uzanan yollar burada birleşir.

  • Sis Dağı Yaylası (1.550m): Adı gibi gizemli... Her Temmuz ayının üçüncü cumartesi günü kurulan şenliklerde, horon sesleri sislerin arasından yükselip gökyüzüne karışıyor.

  • Çatma Obası: Küçük ama efsaneleri büyük... Mızraklı Su ve Şehitler Tepesi gibi hikayelerle örülü bu yaylada yürümek, bir masalın içinde yol almak gibidir.


 Sofranın Bereketi: Hamsiden Sütlaca Bir Lezzet Destanı

Trabzon demek, bereketli bir sofra demek... Karalahana ve mısır ekmeğinin sadık dostluğuna hamsinin binbir yüzü eşlik eder:

  • Hamsi Kuşu ve Hamsili Pilavın asaletine, Hamsili Kaygananın neşesi eşlik eder.

  • Akçaabat Köftesinin o kendine has tadı, Trabzon Pidesinin uzayan peyniri ve yolu Maçka’ya düşenlerin ödülü olan o efsanevi Hamsiköy Sütlacı...

  • Kışın geldiyseniz, Sümela’yı kar altında izledikten sonra dumanı tüten bir Kara Lahana Dolması yemeden dönmek, Karadeniz’e ayıp etmek sayılır.


 El Emeği, Göz Nuru: Kemeraltı’nın Gümüş Telleri

Eskinin daracık arnavut kaldırımlarında yürürken, kendinizi bir zaman tünelinde hissedeceğiniz Kemeraltı'na mutlaka uğrayın. Trabzon’un ruhu, o incecik gümüş tellerin sabırla işlendiği Telkari sanatında gizlidir. Altıncılar ve gümüşçüler çarşısında, bir sanatı nakış gibi işleyen ustaların çekiç seslerini dinlemek, tarihin nabzını tutmak gibidir.


 Bir Anadolu Efsanesi: Vakfıkebir Ekmeği

Tüm ülkenin dilinde olan, ama yerinde yenmesi bir başka olan Vakfıkebir Ekmeği... Bu ekmek, sadece bir gıda değil, bir sabır hikayesidir.

  • Odun Ateşi ve Ekşi Maya: Uzun süre piştiği için dışı kalın ve kıtır, içi ise pamuk gibi yumuşaktır. Ekşi mayası ona hem o eşsiz lezzeti verir hem de günlerce taze kalmasını sağlar.

  • Doyurucu ve Sağlıklı: Midede şişkinlik yapmaz, dilimlendiğinde ufalanmaz. Temiz bezlere sarıp sakladığınızda 15 gün boyunca size eşlik eder.

  • Küçük Bir Sır: Bu ekmekten yapılan tostun tadı başka hiçbir şeyde yoktur. Kenarından kesip kesip yemek ise bu ritüelin en tatlı kısmıdır.


Karadeniz; yaylalarıyla ruhu, mutfağıyla bedeni tazeleyen bitmek bilmeyen bir keşif...

Dönmeyin; Sümela'nın gizemini solumadan, Uzungöl'ün sisli sabahına uyanmadan, tereyağında cızırdayan alabalığın tadına bakmadan buralardan dönmeyin.

Madame Savon YOLDA

İletişim: 0554 994 31 22

tulin.ozkul4@gmail.com






























KARADENİZ TURU -2010



 Kuzey Yıldızı’nın İzinde: Safranbolu’dan Amasya’ya Bir Yol Hikayesi

Ege’nin sıcak nefesini geride bırakıp, yüzümüzü Karadeniz’in serin ve vakur dağlarına döndüğümüzde; bizi karşılayan sadece şehirler değil, tarihin ve doğanın sessiz çığlığıydı...

 1. GÜN: Zamanın Durduğu Durak: Safranbolu

Yolculuk, zamana meydan okuyan Safranbolu’nun taş sokaklarında başlar. Cinci Hoca Hanı’nın avlusunda yankılanan nal sesleri, Yemeniciler Çarşısı’ndan yükselen deri kokusuna karışır. Güneş Saati’nde gölge ağır ağır dönerken, ağzınızda dağılan bir Safranbolu Lokumu ile günün yorgunluğunu geride bırakırsınız. Akşam olduğunda ise Kurşunlu’nun şifalı suları, termal bir kucaklama gibi bedeninizi sarar; hamamın sıcaklığında bir sonraki güne arınırsınız.

 2. GÜN: Karadeniz’in En Ucundaki Fiyort Masalı

Kastamonu’da Hükümet Konağı’nın heybeti ve Şerife Bacı’nın asil duruşu önünde saygıyla eğilirken, yol bizi kuzeyin en hırçın ucuna, Sinop’a savurur. Hamsilos Fiyortu’nda denizin karayla o eşsiz dansını izler, Tarihi Cezaevi’nin soğuk taşlarında tarihin derin iç çekişini duyarsınız. Akliman’dan Gerze’ye uzanan yollarda maviyle yeşil, hiç ayrılmayan birer sevdalıdır artık.

 3. GÜN: Boztepe’den Sümela’nın Gizemine

Ordu Boztepe’de ayaklarınızın altına serilen Karadeniz’e bir veda busesi kondurup Giresun’un fındık bahçelerinden geçerek Trabzon’a süzülürsünüz. Ayasofya’nın kadim duvarları sizi selamlar. Ardından Altındere Milli Parkı’nın içinden, sislerin arasından bir hayalet gibi beliren Sümela Manastırı çıkar karşınıza. Karadağ’ın yamacına bir dua gibi asılı duran bu yapı, sizi tarihin en derin kuyularına çekerken, Zigana Yaylası’nın serinliği ruhunuzu yıkar.

 4. GÜN: Bir Köşkün Zarafeti ve Fırtına’nın Çığlığı

Trabzon’un çiçekli bahçeleriyle ünlü Soğuksu mevkii ve Atatürk Köşkü’nün beyaz zarafetiyle güne başlarsınız. Rize’ye doğru yol alırken Fırtına Vadisi’nin uğultusu kulaklarınızda yankılanır. Çamlıhemşin’in sarp yollarında, dere üzerinde köpüklerle boğuşan raftingcileri izleyip Ayder Yaylası’nın o uçsuz bucaksız yeşiline, Kalegon’un huzuruna teslim olursunuz.

 5. GÜN: Sınırların Ötesi ve Suyun Türküsü: Batum

Sarp Sınır Kapısı’ndan geçip başka bir dünyaya, Batum’a merhaba dersiniz. Gonio Kalesi’nin kadim surları, Çoruh Nehri’nin akışı ve Botanik Bahçesi’nin egzotik kokuları sizi karşılar. Medea Heykeli’nin gölgesinde yürürken, Meryem Ana Katedrali ve Orta Camii’nin kardeşliğiyle büyülenirsiniz. Dönüşte ise Mençuna Şelalesi’nin gürleyen sesi ve Çifte Kemer Köprüler’in estetiği, Karadeniz’in asıl sahibi olduğunuzu hatırlatır.

 6. GÜN: Bulutlara Komşu Yaylalar

Rize Kalesi’nden şehri selamlayıp, meşhur Rize Bezi tezgahlarının sesini dinledikten sonra, yol sizi Uzungöl’e götürür. Ama asıl masal; gölün kalabalığından kaçıp Karaster, Lustra ve Yaylaönü yaylalarının o puslu doruklarına çıktığınızda başlar. Giresun Kalesi’nden denizi seyredip Ordu’nun ışıklarına doğru süzülürken, heybeniz anılarla tıka basa doludur.

 7. GÜN: Şehzadeler Şehri’nden Hattuşa’ya Veda

Yolculuğun son perdesi Samsun’da, Bandırma Vapuru’nun güvertesinde milli mücadelenin ruhuyla açılır. Amasya’da Yeşilırmak’ın kenarına dizilmiş Yalıboyu Evleri, Ferhat ile Şirin’in aşkını fısıldayan su kanalları ve Kral Kaya Mezarları sizi bir masalın içine hapseder. Dönüş yolunda Çorum Hattuşa’nın Hitit güneşini yanınıza alarak, bu yeşil rüyadan uyanmaya hazırlanırsınız.

Yıllar evvel, Ege’nin güneşten kavrulan topraklarını ardımızda bırakıp, ruhumuzu serinleten o efsunlu coğrafyaya, Karadeniz’in puslu dağlarına doğru yola çıkmıştık. Dünyanın pek çok kapısını aralamış bir gezgin olarak söyleyebilirim ki; Sümela’nın merdivenlerinde durup vadiye bakarken hissedilen o sonsuzluk duygusu, başka hiçbir atlasın sayfalarında gizli değildir.


1. Gün: Sisli Vadiler ve Tarihin Yankısı

Yolculuk, Karadeniz’in kapısı Trabzon’da başlar. Uçaktan iner inmez sizi karşılayan o nemli esinti, aslında bir ziyafetin habercisidir.

  • Lezzet Durağı: Maçka’nın derinliklerine dalmadan evvel, Tarihi Kalkanoğlu Pilavcısı’nda tereyağlı bir açılış yapın. Eğer tercihiniz meşhur Trabzon pidesiyse, Rüştü’nün Fırını’nda kıymalı-yumurtalı bir şölen sizi bekler.

  • İstikamet Sümela: "Kara Kaya"nın bağrında yükselir. Merdivenleri tırmanırken yorulan bedeniniz değil, tarihin ihtişamı karşısında diz çöken ruhunuzdur.

  • Gizli Rota: Sümela dönüşü Vazelon Manastırı’nın ıssızlığını soluyun; restorasyonu sürse de dışarıdan bakmak bile zamana meydan okumaktır.

  • Konaklama: Akşamı Çamburnu’nda, ormanla denizin öpüştüğü Hancıoğlu Orman Evleri’nde, ahşabın kokusuna sarılarak geçirin.


2. Gün: Aynalı Göller ve Nakışlı Yamaçlar

Güne uyandığınızda aklınızda tek bir soru: Uzungöl hâlâ o eski masalsı derinliğinde mi? Kalabalığa inat, rotanızı daha yükseğe, Haldizen Yaylası’na (Demirkapı) kırın. Gerçek sessizlik oradadır.

  • Lezzet Durağı: Çayeli’ne vardığınızda Hüsrev veya Lale Lokantası’nda "kuru-pilav" ikilisini bir de burada deneyin; o meşhur ispir fasulyesinin neden bu kadar övüldüğünü anlayacaksınız.

  • Haremtepe (Çeçeva): Yeşilin en estetik hali... Çay filizlerinin simetrisi, Kenan Amca’nın bahçesindeki o samimiyet; Karadeniz’in neden "çay kokulu bir sevda" olduğunu kanıtlar.

  • Konaklama: Çamlıhemşin’in kalbinde, Fırtına Deresi’nin uğultusunu başucunuza taşıyan Dudi Konağı veya taş mimarisiyle büyüleyen Plato’da Mola sizin için bir sığınak olacak.


3. Gün: Ormanın Bittiği Yerde Başlayan Rüya

"Ormanın bittiği yer yayladır." Bu söz, Pokut’un yamacına vardığınızda anlam kazanır. 2.032 metre rakımda, bulutlar bir tülbent gibi evlerin üzerine serilirken, kendinizi dünyanın çatısında hissedersiniz.

  • Yaylaların Sırrı: Sal Yaylası’nda Pilunç Çay Evi’nde sıcak bir sütlaç yiyin. Vaktiniz varsa, daha sarp ve vahşi olan Gito ve Badara yaylalarına uzanın.

  • Lezzet Notu: Akşam yemeğinde Zeni Cafe’de yerel malzemelerle hazırlanan modern Karadeniz mutfağına şans verin. Muhlama mutlaka masada olmalı ama yanına "çıtır mısır ekmeği" eşlik etmeli.

  • Aktivite: Adrenalin tutkunuysanız, Fırtına Deresi üzerinde zipline ile süzülürken yeşili bir de kuş bakışı görün.


4. Gün: Suyun Şarkısı ve Karagöl’ün Sessizliği

Yol bizi Arhavi’ye, Çifte Köprüler’in o zarif kemerlerine götürür. Eğer dizlerinizde derman varsa Mençuna Şelalesi’nin o mağrur dökülüşüne şahitlik etmelisiniz.

  • Borçka’nın Aynası: Karagöl: Sis buraya öyle yakışır ki, ağaçların göle düşen yansıması bir yağlı boya tablodan farksızdır.

  • Gizli Cevher: Artvin’e kadar gelmişken, Türkiye’nin tek biyosfer rezerv alanı olan Macahel (Camili) bölgesine girmelisiniz. Dünyanın en saf Kafkas arılarının balını burada tadın.

  • Lezzet Durağı: Gün biterken Lome Çiftliği’nde derenin sesine karışan bir sofra kurun. Minci (bir tür peynir kavurması), Turşu Kavurması ve Burği ile Karadeniz’in mutfak mirasına saygı duruşunda bulunun.

  • Konaklama: Macahel’de Bumbulay Pansiyon veya Macahel Greenroof, doğanın tam içinde, yıldızlara en yakın uykuyu vaat eder.


Vedaya Doğru: Bir Avuç Anı

Bu yolculuktan dönerken valizinizde sadece çay ve mısır unu değil; hafızanızda yeşilin her tonu, kulağınızda kemençenin sızısı ve ruhunuzda dağların serinliği kalacak.

Bazı Yerler, Bazı Notlar:

  • Sinop: Hamsiloz Koyu’nda rüzgarın fısıltısını dinleyin ve Örnek Mantı’da cevizli mantıyı denemeden dönmeyin.

  • Kastamonu: Uğurlu Konakları’nda tarihin huzurunda uyuyun ve meşhur Banduma’nın tadına bakın.

Karadeniz, terk edilebilecek bir coğrafya değildir; o, bir kez görüldüğünde her mevsim çağrısını yenileyen kadim bir dosttur.


Madame Savon YOLDA

İletişim: 0554 994 31 22

tulin.ozkul4@gmail.com









Sinop Hamsiloz Frozu
Rize

Ordu Boztepe



Sümela Manastırına çıkıyoruz

Uy Kemençeci Dayı

tülin
Sümela Manastırı İç Kısmı


Erzurum 3 kümbet

Kars Ani Harabeleri



Arpaçay


Çıldır Gölü









Rize Çay Bahçesi













Amasya


Amasya çok güzel.





DUBAİ : ÇÖLÜN ORTASINDA Kİ VAHA

Dubai, sadece bir ticaret merkezi değil; aynı zamanda "imkansızın mümkün kılındığı" bir mühendislik ve sanat harikası. Dubai denil...