Yeşilin Binbir Tonu: Trabzon Yaylalarında Bulutlarla Dans
Karadeniz bizi çağırıyor... Öyle bir çağrı ki bu; metropolün yorucu keşmekeşini, ruhu daraltan beton binaları ve kentin o tuhaf kalabalığını bir çırpıda unutturuyor. Ciğerlerimize dolan o keskin yayla kokusuyla kendimize geliyoruz; biz buna kısaca "yeşillik çarpması" diyoruz ve bu tatlı sersemlikten hiç ayılmak istemiyoruz.
Trabzon’un yaylaları bir başka, Rize’nin sarp yamaçları, Artvin’in masalsı Şavşat’ı, Giresun’un hırçın dorukları bambaşka... Her biri kendi bağımsız krallığını ilan etmiş gibi. Yöre insanı bile bir vadiden diğerine değişiyor; dilleri, şakaları, karakterleri ve yaşam biçimleri coğrafyanın sertliğiyle harmanlanmış. Bu kez yolumuz, yaylalar şehri Trabzon’un göğe komşu obalarına, keşfedilmeyi bekleyen gizli cennetlerine düşüyor.
Gökyüzü Sofraları: Trabzon’un Efsunlu Yaylaları
Her biri birer nefes alanı, her biri birer şifa kaynağı olan o meşhur duraklarımız:
Maçka - Mavura ve Solma Yaylası: Mavura ile Solma arasındaki o 3,5 kilometrelik toprak yol, doğanın kalbine yürümek isteyenler için biçilmiş kaftan. Orman manzarasının eşlik ettiği bu rota, yaya yürüyüşü için Karadeniz’in en ideal parkurlarından biri.
Lapazan Yaylası (2.200m): Zamanın donduğu yer... Haziran ve Temmuz aylarında bile güneşin eritemediği kar yığınlarıyla karşılaşmak sizi şaşırtmasın. Aşınmaya dirençli bitki örtüsüyle burası, doğal bir çim kayağı pisti gibi uzanıyor önünüzde.
Maçka - Çakırgöl Yaylası (2.504m): Zirveye giden yolda Arnavutluk’tan Deveboynu’na kadar tam 12 farklı obayı selamlayarak çıkıyorsunuz. Göğe en yakın gölün kıyısında, dünyanın gürültüsü yerini suyun ve rüzgarın sesine bırakıyor.
Karadağ Yaylası (1.946m): Burası sadece bir yayla değil, bir şifa yurdu. Bol oksijeniyle akciğerlerin bayram ettiği, yaban hayatının tüm zenginliğiyle hüküm sürdüğü bir huzur kalesi.
Tonya - Erikbeli ve Sazalanı: Altyapısı tamamlanmış, bakkalı ve kır kahvesiyle sizi bir dost gibi karşılayan bu yaylalar, doğa yürüyüşçüleri için adeta bir kavşak noktası. Zigana’ya uzanan yollar burada birleşir.
Sis Dağı Yaylası (1.550m): Adı gibi gizemli... Her Temmuz ayının üçüncü cumartesi günü kurulan şenliklerde, horon sesleri sislerin arasından yükselip gökyüzüne karışıyor.
Çatma Obası: Küçük ama efsaneleri büyük... Mızraklı Su ve Şehitler Tepesi gibi hikayelerle örülü bu yaylada yürümek, bir masalın içinde yol almak gibidir.
Sofranın Bereketi: Hamsiden Sütlaca Bir Lezzet Destanı
Trabzon demek, bereketli bir sofra demek... Karalahana ve mısır ekmeğinin sadık dostluğuna hamsinin binbir yüzü eşlik eder:
Hamsi Kuşu ve Hamsili Pilavın asaletine, Hamsili Kaygananın neşesi eşlik eder.
Akçaabat Köftesinin o kendine has tadı, Trabzon Pidesinin uzayan peyniri ve yolu Maçka’ya düşenlerin ödülü olan o efsanevi Hamsiköy Sütlacı...
Kışın geldiyseniz, Sümela’yı kar altında izledikten sonra dumanı tüten bir Kara Lahana Dolması yemeden dönmek, Karadeniz’e ayıp etmek sayılır.
El Emeği, Göz Nuru: Kemeraltı’nın Gümüş Telleri
Eskinin daracık arnavut kaldırımlarında yürürken, kendinizi bir zaman tünelinde hissedeceğiniz Kemeraltı'na mutlaka uğrayın. Trabzon’un ruhu, o incecik gümüş tellerin sabırla işlendiği Telkari sanatında gizlidir. Altıncılar ve gümüşçüler çarşısında, bir sanatı nakış gibi işleyen ustaların çekiç seslerini dinlemek, tarihin nabzını tutmak gibidir.
Bir Anadolu Efsanesi: Vakfıkebir Ekmeği
Tüm ülkenin dilinde olan, ama yerinde yenmesi bir başka olan Vakfıkebir Ekmeği... Bu ekmek, sadece bir gıda değil, bir sabır hikayesidir.
Odun Ateşi ve Ekşi Maya: Uzun süre piştiği için dışı kalın ve kıtır, içi ise pamuk gibi yumuşaktır. Ekşi mayası ona hem o eşsiz lezzeti verir hem de günlerce taze kalmasını sağlar.
Doyurucu ve Sağlıklı: Midede şişkinlik yapmaz, dilimlendiğinde ufalanmaz. Temiz bezlere sarıp sakladığınızda 15 gün boyunca size eşlik eder.
Küçük Bir Sır: Bu ekmekten yapılan tostun tadı başka hiçbir şeyde yoktur. Kenarından kesip kesip yemek ise bu ritüelin en tatlı kısmıdır.
Karadeniz; yaylalarıyla ruhu, mutfağıyla bedeni tazeleyen bitmek bilmeyen bir keşif...
Dönmeyin; Sümela'nın gizemini solumadan, Uzungöl'ün sisli sabahına uyanmadan, tereyağında cızırdayan alabalığın tadına bakmadan buralardan dönmeyin.
Madame Savon YOLDA
İletişim: 0554 994 31 22
tulin.ozkul4@gmail.com
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder