Yayla Günlükleri: Sislerin Ardındaki İlk Gece
"Bazen yol sizi sadece bir yere götürmez; sizi sizden alır, bulutların üzerine, ulu çamların fısıltısına bırakır. Biz de o çağrıya uyduk; arabamıza yazlık kışlık ne varsa doldurduk, yün yorganımızı yanımıza aldık ve Karadeniz’in o hırçın ama şifalı kucağına doğru yola çıktık."
20 günlük, zorlu ama bir o kadar da büyülü Doğu Karadeniz yayla turumuz başladı! Rota uzun, macera çetin: Giresun’dan Artvin’e, Zilkale’den Gito’ya kadar her tepede bir iz, her vadide bir hikâye bırakmaya niyetliyiz.
Başlangıç Noktası: Ünye’nin İyot Kokulu Sabahı
Maceramızın girizgahını Ünye’de yaptık. Gece sahil kenarına kurduğumuz çadırlarımızdan gün ağarırken süzüldüm. Herkes uykudayken denizin o tuzlu kokusunu içime çekmek, kuşların pervanesinde deniz kabuklarından hatıralar toplamak; doğa ananın bana sunduğu ilk "hoş geldin" hediyesiydi. Ama asıl sınav, yeşilin binbir tonuna ev sahipliği yapan Giresun yaylalarında bizi bekliyordu.
Giresun: Mavinin Yeşille Kucaklaştığı Yarımada
Giresun, Karadeniz’in tek adasına karşı selam duran, ulu ağaçların şehri. Kümbet’ten Kulakkaya’ya, Sisdağı’ndan Karagöl’e kadar uzanan bir keşif haritası çizdik kendimize. Derin vadilerin üzerine inci gibi dizilmiş bungalovlar ve çam ağaçlarının arasından parıldayarak akan dereler, ruhumuzu daha ilk dakikadan dinlendirmeye yetti.
Aymaç Tabiat Parkı: Zifiri Karanlıkta Bir "Ajan" Gibi
Kamp alanımıza ulaştığımızda gece zifiri karanlıktı. Farlarımızın ışık oyunları eşliğinde, ladin ormanlarının arasına gizli bir ajan gibi sızdık. Aymaç Tabiat Parkı’nın o el değmemiş, bakir doğasında çadırlarımızı kururken taze kekik kokulu yayla havası ciğerlerimizi bayram ettiriyordu.
Gece hava buz kesip çakal ulumaları çadırın duvarlarında yankılanırken, doğanın o hem ürpertici hem de hayranlık uyandıran gücünü iliklerimize kadar hissettik. Ama çadırın içi, o yün yorganın ve sıcak nefesimizin korumasında bir sığınağa dönüştü.
Zirvede Bir Şükür Sofrası
Sabah gözlerimizi çam ağaçlarının tam altında, masalsı bir manzaraya açtık. Kamp masamızda yok yoktu: Yayla balı, taze domatesler, peynir ve zeytin... O küçük kamp tüpünde demlenen çayın buğusu, içimizdeki minnettarlığın dumanı gibiydi. Aymaç’taki bu ilk gece, tüm tatilimizin harika bir habercisi oldu.
Doğa Gezginlerine "Yayla" Notları:
🌬️ Kat Kat Giyinin: Yayla havası şakaya gelmez; yazın ortasında bile battaniyeniz ve yün yorganınız en iyi dostunuz olacak.
🔦 Karanlığın Sessizliği: Kamp alanına gece ulaşacaksanız ışık kaynağınız güçlü olsun ama zifiri karanlığın içindeki o "vahşi" sessizliği dinlemeyi ihmal etmeyin.
🚶♂️ Disiplin Şart: Rehberin adımları sık, yol uzun. Doğada vakit geçirmek sabır işidir; Aymaç’ın gizemli patikalarında kaybolmak için can atın.
"Yolculuğun henüz başındayız. Rehberimiz yeni rotalar çiziyor, dağlar bizi çağırıyor. Bakalım sislerin ardında bizi daha neler bekliyor?"
Madame Savon YOLDA / Giresun - Aymaç Tabiat Parkı 2024
Yeni rotamız milli parkın içinde olan Kuzalan şelalesi ve sodalı göller...
Ahşap yolları ve eşsiz doğasıyla öne çıkan tabiat parkının, en dikkat çeken noktalarından biri olan Kuzalan Şelalesi; yükseklerdeki beyaz travertenlerden akarak geliyor ve 4 kola ayrılarak eşsiz bir doğal güzelliği ortaya çıkarıyor.
Sık ağaçlı yapısı ve sodalı gölleriyle , tabiat parkı inanılmaz büyüleyici bir güzellikte..
Sodalı suların olduğu alanı yürüyerek tırmanıyoruz, yol biraz yorucu olsada gördüğümüz her birikinti her doğa harikası bizi kendine hayran bırakıyor.
Sodalı sularını içmeye doyamıyor eski değirmenin olduğu yerde küçük bir mola vererek kalan son suyumuzu da burada içerek bitiriyoruz.
Yukarılara çıktıkça, nefes alışverişimiz değişiyor kalp ritmimiz hızlanıyor..
Yukarı eğimli merdivenler ne kadar rahat görünse de çıkmak oldukça zorluyor bizleri..
Ardımızda bıraktığımız manzara nefes kesici bir güzellikte..
Uzaktan yayılan sisi içinize alıp, dağ çiçeklerini okşayarak seviyorsunuz..
Gökyüzünün ve rüzgarın haşin sesini, saçınızda ve yüzünüzde hissetmek mutlulukların en güzeli..
Orman içindeki devasa ğaçlara, dev yapraklı bitkilere, kırmızıya boyanmış sodalı sulara ve bembeyaz travertenlere hayran kalarak yolumuza devam ediyoruz.
Tabiat parkından büyülenmiş bir şekilde inişe geçiyoruz ..
Yol üstünde gördüğüm köyler ilham verici, uzaktan bakınca karınca boyutunda ince uzun dolambaçlı yollar çok güzel görünüyor..
Fındık bahçelerinden sesler geliyor kulağımıza..
Yol boyu gördüklerimizle selamlaşıyor, açık havada yürüyüşümüzün keyfini çıkarıyoruz.
Mis gibi kokular, rahiyalar çiçek kokuları arasında ufak adımlarla yolumuza devam ediyoruz.
İnişimiz biraz yorucu oluyor fakat; aklımızda Mavi göl'ün hayali var..
Yol boyu elimizde eteğimizde ki ganinetleri yiyerek başlıyoruz inişimize; kış armudu, dalından taze fındık, ve tatlı elma..
Doğa ana yol boyu farklı bir tılsımla bize eşlik ediyor, nihayet Mavi Göl'e varabildik..
Hakikatende en büyüğü 30 metre çapında olan turkuaz renkli mavinin farklı tonlarını gözlerimizin en derinlerine sunan göller karşısında şaşkınlığımızı saklayamıyoruz.
Farklı bir atmosferin içindeyiz..
Kireç taşları ve sodalı suyun etkisiyle turkuaz renge dönen mavi göle hayran kalıyoruz.
Kuzalan Şelalesi Tabiat Parkı‘nın bir diğer öne çıkan güzelliği ise Pamukkale’yi anımsatan beyaz travertenleri oluyor.
Kuzalan Şelalesi ve Mavi Göl‘ün arasındaki yokuş yolu takip ederek görebileceğiniz bu travertenler, ziyaretçiler tarafından pek bilinmese de keşfedilmeyenin peşinde olan biz doğa tutkunlarını fazlasıyla cezbediyor.
60 farklı familyaya ait 129 bitki türü ve 36 familyaya ait 105 kuş türüne de ev sahipliği yapan bu muhteşem tabiat parkının en zirve noktası; deniz seviyesinden 1800 metre yükseklikteki Dikoluk Pınarı ve Marazlı Tepesi..
Hızlıca kamp alanımıza doğru ilerlemekte fayda var, hava değişken yüzünü göstermek için acele ediyor..
Güneşli başladığımız yolculuğumuz yerini bol yağmura ve sise bırakıyor..
KUZALAN ŞELALESİ VE MAVİ GÖL
Yeni rotamız olan yağmur, sis ve tüm doğa harikalarının iç içe geçtiği cennet Alçakbel Piknik Alanına kampımızı atıyoruz.
Burası temiz hava eşliğinde piknik yapmak isteyenlerin bir numaralı tercihi...
Yorgunluk açlık ve hafif bastıran sisin etkisiyle efsunlu bu yerde yemek için hazırlıklara başlıyoruz.
Yemek üresince sohbetler devam ediyor, gün boyu nerelere gittik neler yaptık tek tek üzerinden geçiyorz.
Harika bir manzara eşliğinde yaylalarda yuvarlanmanın, devasa salıncaklarda sallanmanın keyfini sürmüşüz gün boyu..
Yol üstünde keşfettiğimiz @gırıkbahçe restaurant'ta harika bir kara lahana çorbası içmişiz..
Sis bir yandan bastırırken şömine başında keyif yapmışız..
Buralara gelmişken mutlaka yöresel yemeklerin tadına bakmanızı öneririm.
Kara lahana çorbası, lahana diblesi, , pazı mücveri, , laz böreği, fasulye diblesi, pancar sarması, hamsi böreği, mısır ekmeği, fasulye turşusu, ısırgan çorbası, galdirik turşusu yörenin en çok beğenilen yemekleri..
Bana göre yöre evlerde yapılan yemeklerin lezzeti ta burdan arşa çıkar, yağından suyundan el emeğinen çok fark ediyor.
Artık akşam olmak üzere hem yorgunluk hem de açlık bizi zorlamaya başladı..
Yaylalardan köylere köylerden şehir meydanlarına doğru iniyoruz.
Hemen karşımıza çıkan kasaptan güzel bir et alıp akşama nefis bir saç kavurma yapımına hazırlanıyoruz..
Hazır alışveriş molası verilmişken kasabın önünde oturmuş geleni geçeni izliyorum..
Sıra sıra tezgahlarda taze tereyağ , peynir ve mantar çeşitleri satılıyor, esnaf güleryüzlü canayakın..
Fırından tazecik aldığımız ekmek ve simitle birazcık karnımızı doyuruyoruz.
Çoğu tezgahın başında kadınlar var bir nevi gurur duyuyorum yurdum insanımın çalışkanlığıyla..
Alışverişimiz bitiyor, ayrılmadan önce küçük bir dükkandan kovboy şapkası alıyorum.
Yol boyu bana eşlik edecek bu güzel şapkayı başımdan hiç ama hiç çıkarmıyorum:))
Köy yaşamı çok şey katıyor insana elinde olanlara şükrediyor rahat yaşamlarımızın kıymetini bir üst mertebeden kıymetini biliyoruz..
Hep beraber, saçda et kavurmazı yapıp , nezih masamızı şen kahkahalarımız ve topladığımız beyaz papatyalarla taçlandırıyoruz.
Masamızın etrafında oynaşan rengarenk ışıklar, altın bir mücevher gibi yüzümüze yansıyor..
Sohbeti koyulaştırmak istiyoruz fakat yağmur gittikçe bastırmakta..
Erkenden çadırlarımıza çekilme fikri ne kadar kabak tadı versede:)) yaktığımız ateşin başında son bir kahve keyfi yapmaktan bizi kimse alıkoyamaz:)))
Gece karanlık ve her yer ateş duman is kokuyor, uluma ve yırtıcı hayvanların sesleri geceyle birlikte birbirine karışıyor.
Bir gece önce ki Samanyolu ve yıldızlardan eser yok..
Kamboçya ormanını andıran kamp alanımızda göz gözü görmüyor..
Çadırımızın üstüne yağan yağmur ufaktan içeri giriyor, botlarımız , sandalyelerimiz ıslanmış vaziyette:)..
Uzun bir gece uykusu sonrasında tazece canlanmış fresh bir sabaha günaydın diyoruz.
Güneş tanrıçamız nasıl olsa tüm yeryüzünü ısıttığı gibi bizleri de fazlasıyla ısıtıcak ..
Tabi önemli olan kalplerin ısınması gerisi hallolur nasıl olsa:)))
KÜMBET YAYLASI - KOÇKAYA TABİAT PARKI- BİRUN DAĞ EVİ
Şehrin en önemli doğal güzelliklerinden biri olan, gür ormanlarla çiçeklerle bezeli atmosferiyle tertemiz bir havaya sahip Koçkaya tabiat parkı içinde ki Kümbet yaylasına ne söylesek az kalır bence:)).. bakınız: Birun kümbet dağ evi
Kümbet dağ evi hem yaz hem de kış tatili için yer arayanlara bir nimet..
Nefis manzaralı odalar, ateş başı dinlence köşeleri, misafirperfer güleryüzlü personeli ve yayla havasıyla vazgeçilmezler arasında..
Muhteşem fotoğraf karelerine hayat verdiği Kümbet yaylasında her yıl temmuz ayında şenlikler düzenleniyor.
Devasa şato kıvamında yayla evleri , gözün alabildiği sisin içinde beliren tılsımlı vadiler muhteşem..
Ormanların, ahşaba yönelik endüstriyel tasarım için kendini fazlasıyla feda ettiği her şeyi burada bulmak mümkün.
Kütük evler, kütük masalar, oturma yerleri hediyelik eşyalar ve daha niceleri..
Biruni yaylasında kocaman salıncaklar da sallanıyoruz..
Aniden bastıran sisin güzelliğinden kendimizi alamıyorz burada, hem oteller, geziyoruz hem de sıcak bir bardak çayımzı içip yolumuza devam ediyoruz.
Eşsiz havası ve doğasıyla öne çıkan yayla aynı zamanda çeşitli orman güllerine ve vargit çiçeklerine de ev sahipliği yapıyor.






GİRESUN KRATER GÖLLERİ
Giresun’un Dereli ilçesine 57 km uzaklıkta 2754 metrelik bir rakımda birbiri ardına sıralanan Giresun Krater Gölleri‘ne halk arasında Karagöl, Sağrak Gölü, Aygır Gölü ve Bağırsak Gölü gibi isimler verilmiş.
Yaban hayatı açısından da büyük önem taşıyan göllerin çevresinde birçok hayvan çeşidi bulunuyor.
Sunduğu manzaralarla ender görülen görüntülere sahne olan gölün çevresi doğa aktiviteleri için de oldukça uygun olduğundan oldukça rağbet görüyor..
Yaylara çıkmak için altınızda iyi bir aracın olması gerekiyor, belli bir alana kadar araçla ulaşmaya çalıştık fakat; yolların fazla yıpranmış olması nedeniyle çoğu krater gölleri göremeden geri döndük.
Aldığımız yayla havası bize fazlasıyla yetti fakat siz buralara kadar gitmişken mutlaka bu yaylaları görün derim.
''bu gezilerde en çok nelerden etkilendin? diye soracak olursanız tek kelimeyle krater göller derim''
Karadeniz yaylaları baştanbaşa bu göllerle çevrili, her şehrin ayrı bir yaşam kültürü olduğu gibi yaylalarında kendilerine ait buzullarla çevrili krater gölleri mevcut..
Bakış açınızı değiştirerek insan olmanın erdemini keşfetmek ve ruh dunyanızdaki gerçek kişiliğinizle yüzleşmek istediğinizde bu el değmemiş bakir rotalar sizlere çok iyi gelecektir.
Teknoloji ve gerçeküstücülükten uzak, rüyalar ülkesinin en derin en yeşil vadilerinde kaybolarak kendinizi bulduğunuz vakit ise: geri dönmek için hazır olacaksınız..
Yaylalarda çektiğim videoları aşağıya bırakıyorum belki izlemek istersiniz..
Keyifle okumanız ve sonunda eşsiz Giresun yaylalarını gezi rotalarınza eklemeniz dileğiyle..
Sevgiler herkese Tülin Özkul
Eylül 2021 GİRESUN DERELİ - KÜMBET YAYLASI
Etkinlik: CEP DER TREK Trekking ve Yürüyüş Grubu Lideri ZEKİ ÇEPNİ
Yerel Rehber: Mustafa Aydın 0505 3058385 Sosyal Medya , gidosk
Giresun Oryamtiring İl Temsilcisi ve Giresun Doğa Sporları Klubu Yönetimi
GİDOSK
UNUTMADAN!!!
Yemyeşil Giresun yaylalarına gitmeden önce kamp için nasıl hazırlandık? yanımızda neler götürdük? neler yedik içtik? biraz bunlara değinmek istiyorum.
Eminim uzun süreli kamp yapacaklar için bu bilgilerin bir nebze olsun faydası olacaktır diye düşünüyorum.
Mevsim devamlı değişken olduğu için hem yazlık hemde kışlık kıyafet almak gerekiyor.
Öncelik sıcak tutacak mont ve anorak yelek, belki polar bir eşofman ve sweat..
Kışlık bot, spor ayakkabı da almakta fayda var.
Belki daha fazlası da olabilir.
Sıcak tutacak bir hırka, havanın sıcaktan soğuya doğru anlık değişimleri nedeniyle eldiven sapka..
Sırtınızı ve ayaklarınızı sıcak tutacak örgü türü çorap şal gibi şeyler de işinizi görecektir.
Kamp için her ne kadar uyku tulumu, kışlık çadır iş görsede; bana kalırsa yaylalarda kamp kuracaksanız, aracınıza yün battaniye kalın yün yorgan almanızda fayda var.
Böylece ani hava değişimlerinde yaylalarda -18 soğukta olsanız da üşümez donmazsınız..
Hava durumlarına pek aldanmayın gece gündüz ve yaylalarda sıcaklık dereceleri çok fark ediyor.
Tüp mutlaka alın yanınıza, her güne pratik bir yemek pişirme işiniz var...
Konserve olur, makarna olur, bulgur olur iyi bir tavanız varsa bol bol et tavuk ızgara yapabilirsiniz ..
Yaylaya çıkmadan hemen önce tüm alışverişinizi yapıp her şeyinizi yanınızda bulundurun derim..
Ekmeği bol bol alın, kahvaltı için klasik şeyler süt sevdiğiniz kahvaltı gevrekleri olsun yanınızda..
Biz bir ara yufka alıp yol kenarında gözleme bile yapmıştık mesela:)))..
Tabi söylediğim tüm bu ürünler için mini bir araç buzdolabı olması lazım, ya da bu tür şeyleri günlük alıp tüketebilirsiniz.
Minik tencere tava çaydanlık kap kutusu, ve ayrı bir kutu yada çanta yiyecekleri kutusu olmalı..
Yiyecek ve kahvaltılıklarınızı arabada büyük bir kutuda saklayabilirsiniz fakat; masanıza getirdiğiniz herşey minimal anlamda küçük kaplarda olmasında fayda var..
























Doğayla baş başa harika Bi yolculuk olmuş, yeni ortaları şimdiden bekliyoruz 😊
YanıtlaSilTeşekkürler, yeni rotalar çok yakında bu sayfalarda olacak:))
SilÇok güzel bir yazı👏🏻bazı yazılar var okurken oraya gitmiş gibi hissedersiniz işte bu yazı öyle bir pencere açıyor insan.teşekkürler
YanıtlaSilDeğerli yorumunuz için çok teşekkürler..
Sil