kaleköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kaleköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21.12.2016

Gökçeada Notlarım 1- 2007


 Ege’nin Mağrur Devine Yolculuk: Rüzgarın Fısıldadığı Ada Gökçeada

Saroz Körfezi’nin girişinde, mavinin en hırçın ve en dingin haliyle kucaklaşan Gökçeada, Türkiye’nin en büyük adası olmanın vakur gururuyla karşılar sizi. Bir yanına Bozcaada’nın zarafetini, diğer yanına Gelibolu’nun hüzünlü tarihini alan bu kadim topraklar; baraj gölleri, göletleri ve bakir doğasıyla adeta denizin ortasında kendi başına buyruk bir kıta gibidir.

 Bir Dostun Methedişiyle Düşülen Yollar

Yıllar evvel, henüz Deva İlaç’ta mümessillik yaptığım o koşturmacalı ama heyecan dolu yıllarda; kız kardeşim ve oğlumla beraber düşmüştük bu yollara... Bir arkadaşımızın ballandırarak anlattığı, öve öve bitiremediği o cümleler içimizdeki keşif ateşini öyle bir yakmıştı ki; "Mutlaka gitmeliyiz!" diyerek Kabatepe feribotunda bulmuştuk kendimizi. İyi ki de gitmişiz; çünkü Gökçeada, içine girdikçe sizi kendi masalına hapseden, zamanın yavaşladığı o eski kasaba ruhunu hâlâ bir mücevher gibi saklıyor.


 Taş Evlerin ve Asırlık Çınarların Köyleri: Bir Zaman Yolculuğu

Adanın her köşesi, birbirine hem çok yakın hem de dünyalar kadar uzak hikayeler fısıldıyor. Aracımıza atladığımız gibi o meşhur Rum köylerini birer birer arşınlamaya başlıyoruz:

  • Zeytinli Köyü: Daracık sokaklarında dibek kahvesi ve sakızlı muhallebi kokusunun asılı kaldığı, Rum mimarisinin en zarif, en "cana yakın" örnekleri...

  • Kaleköy: Adanın balkonu... Denizi en yüksekten selamlayan, akşamları limandaki ışıklarıyla denize gerdanlık takan bir seyir tepesi.

  • Tepeköy, Dereköy ve Bademli: Bazısı terk edilmişliğin mağrur hüznünü taşıyor, bazısı asırlık çınarların gölgesinde yeniden doğuşun neşesini... Dereköy’ün o eski çamaşırhanesinde geçmişin seslerini duymamak elde değil.

  • Uğurlu: Adanın en batı ucu... Güneşin Türkiye topraklarına veda ettiği, günün en son bittiği o en huzurlu nokta.


 Şifalı Çamur ve Sörfçülerin Rüzgar Dansı: Aydıncık

Keşif rotamız bizi Aydıncık Plajı’na götürüyor. Burası tam bir kontrastlar diyarı! Bir yanda gökyüzünde rengarenk uçurtmalarla rüzgarı dizginleyen sörfçülerin adrenalini, diğer yanda Tuz Gölü’nün kıyısında şifalı çamurlara bulanan insanların sessiz keyfi... Yabancı turistlerin ritüeli haline gelmiş o siyah çamur banyosunun ardından, kendinizi Ege’nin pırıl pırıl, serin sularına bırakmak; bedeni tazeleyen, ruhu hafifleten eşsiz bir arınma seansı.


 Kaleköy’de Bir Gece: Madame Eleni’nin Ruhuyla

Güneş yavaş yavaş elini eteğini çekerken, merkeze yakın bir köşede durup akıp giden hayatı izliyoruz. Eski kasaba havası, köşe başlarında güneşin son demlerini içen uykulu kediler ve dingin insanlar... Ama adaya gelip de denizden gelen o gümüşi ikramların tadına bakmadan dönmek olmaz!

Rezervasyonumuzu hemen Kaleköy’ün o meşhur Yakamoz Restaurant’ına yaptırıyoruz. Gün batımı, soframıza eşlik eden en muhteşem, en masalsı dekor... Kulağımızda tavernadan yükselen içli Rum ezgileri, sanki Madame Eleni’nin ruhu yan masadaymışçasına bir atmosfer... Taverna müzikleri eşliğinde geçen o uzun, sohbetli akşam yemeği, hayatın "an"lardan ibaret olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.


 Yıldızların Altında Bir Gece ve Yol Notları

Adada kamp ateşi yakmak, doğayla baş başa kalmak isteyenler için saklı cennet çok... Ama bize göre gökyüzüyle en samimi randevu noktası Yıldız Koyu. Adı gibi, yıldızların parmak uçlarınızdaymış kadar yakın durduğu bu koy, Ege’nin karanlığında size parlayan bir masal vaat ediyor.

Gökçeada’ya Nasıl Ulaşılır? Ankara’dan 720, İstanbul’dan 330 kilometre... Yol uzun gibi görünse de sonu huzura çıkıyor:

  • Deniz Olmadan Asla: Kabatepe Limanı’ndan kalkan feribotlar yaklaşık bir saatte sizi anakaradan koparıp bu dev adaya bağlar. Yaya yolcular için deniz otobüsleri hızlı birer martı gibi süzülür.

  • Rotanın Güzelliği: TEM üzerinden Tekirdağ, Keşan ve Gelibolu rotasını takip edip, Eceabat üzerinden Kabatepe’ye varmak; yolda alınan her nefeste tatilin yaklaştığını hissetmek demektir.

Gönlümüzde Kalanlar: Şelalenin gürlemesini ve Barba Yorgo’nun meşhur tavernasındaki o bitmek bilmeyen neşeyi bir sonraki bahara, bir sonraki "yeniden"e borçlanarak ayrılıyoruz Gökçeada’dan...

Yeniden gitmeli, rüzgarın peşine takılmalı ve İmroz’un o kadim sessizliğinde kaybolmalı...

Sevgilerle, Tülin Özkul

Madame Savon YOLDA

İletişim: 0554 994 31 22

tulin.ozkul4@gmail.com

Kabatepe vapurdayız


Dereköy




Lazkoyu








Kilise









Gökçeada 2007





19.12.2016

Gökçeada Notlarım -2 Yeniden Adada olmak



İmroz’un Çağrısı: Kekik Kokulu Dağlara Yeniden Dönüş

Dağlarının heybetine, denizinin o cam gibi berraklığına, havayı bir iksir gibi dolduran mis gibi kekik kokularına ve kayaların efendisi yabani keçilerine aşık olduğumuz Gökçeada’ya, yani kadim İmroz’a yeniden kavuşmak için düştük yollara. Yıllar önce tadı damağımızda kalan o büyülü tatili bir kez daha yaşamak, adayla olan yarım kalmış sohbetimizi tamamlamak niyetindeydik.

Yorucu ama bir o kadar zevkli, denizin tuzunu her kilometrede hissettiren o yolculuktan sonra yeniden adadayız... En sevdiğimiz yere varmanın verdiği o çocuksu neşeyle doluyuz.

 Tanıdık Bir Kucaklaşma: Poseidon

Bu kez durağımız Poseidon Otel... Sessizliğin adresi, huzurun limanı. İlk geldiğimizde merkeze yakın, bahçe içindeki o samimi ev pansiyonunda kalmıştık ama şimdi tanıdık bir yerin, bilindik bir tanışıklığın rahatlığı var içimizde. Adaya olan özlemimizi dindirmek için hiç vakit kaybetmiyor, sanki bir önceki tatilden hiç ayrılmamışız gibi kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 Bir Çınar Gölgesinde: Mustafa’nın Kayfesi

Eski kilisenin o vakur duruşuna komşu olan Mustafa’nın Kayfesi’ne, o meşhur kahvaltıya gidiyoruz. Etrafımızı saran devasa çınar ağaçlarının hışırtısı eşliğinde, masamızda bir kuş sütünün eksik olduğu o ziyafet başlıyor.

  • Ev Yapımı Reçeller: Adanın güneşini kavanoza sığdırmış lezzetler.

  • Organik Peynirler: Toprağın ve sütün en saf haliyle buluşması.

  • Bitmeyen Saatler: Türk kahvelerimizi yudumlarken, mekanın hemen ardına gizlenmiş o naif Sabun Atölyesini gezmeyi de ihmal etmiyoruz. El sanatlarının, daracık Gökçeada sokaklarının o mistik havası içinde kaybolup saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyoruz.


 Yıldız Koyu: Gökyüzünün Yeryüzündeki Aynası

Akşamın kızıllığı çökerken rotamız belli: Yıldız Koyu. Burası günün her saati ayrı bir şiir... Sahilin sükûneti, kamp alanından yükselen huzurlu fısıltılar ve gece olduğunda paha biçilemez bir hazine gibi önümüze serilen yıldızlar... Gökçeada’da bir geceyi daha geride bırakırken, zihnimizde ertesi günün keşif heyecanı uyanıyor.

 Temel Baba’nın Meşhur Çevirmesi

Eğer adaya gelip de o meşhur oğlak çevirmeyi tatmadan dönmek isterseniz, bir yanınız eksik kalır. Adanın biraz ilerisinde, yılların yorgunluğunu tecrübeye dönüştürmüş, bahçeler içine konumlanmış bir lezzet durağı var: Temel Baba Restaurant. Oğlak tandırı ve çevirmesiyle nam salmış bu mekanda yemek yemek, adanın mutfak kültürüne saygı duruşunda bulunmak gibi. (Küçük bir not: Gitmeden evvel mutlaka rezervasyonunuzu yaptırın!)


 Gökçeada’nın Damaklardaki İmzası: Almadan Dönmeyin!

Bu ada, sadece manzarasıyla değil, tatlı sonlarıyla da hafızalara kazınır:

  • Efibadem Kurabiyesi: Ağızda dağılan o eşsiz badem lezzeti, adanın en tatlı hatırası.

  • Madam Cicirya: Dibek kahvesinin yanında yenen o meşhur sütlacı sakın unutmayın. Tarihin tadı ancak bu kadar lezzetli olabilir.

2007’nin hatıraları, 2016’nın notları ve bugünün yenilikçi tatil anlayışıyla harmanladığımız Gökçeada’yı; kalbimizde derin bir özlem, heybemizde kekik kokulu anılarla geride bırakıp İstanbul’un yoluna revan oluyoruz.

Yine geleceğiz İmroz... Çünkü senin dağlarında bizim de ruhumuzdan bir parça kaldı.

Sevgilerle, Tülin Özkul


Gökçeada Notlarım 2007 - 2016 - Yenilikçi Tatil

Madame Savon YOLDA 

İletişim: 0554 994 31 22

tulin.ozkul4@gmail.com

                   




Vapurdan güneşin batışı bir harika!










Aşağıda paylaştığım fotoğraf kahvaltı keyfinizin kaçması için bir çeşit önlem arıları uzaklaştırmanın  yolu













Laz koyu







Tepeköy ve Barba yorgi tavernası



Kale köyde nefis gün batımı



Efibadem



Yolda bulduğumuz küçük güzel şapel















Yıldızkoy






DUBAİ : ÇÖLÜN ORTASINDA Kİ VAHA

Dubai, sadece bir ticaret merkezi değil; aynı zamanda "imkansızın mümkün kılındığı" bir mühendislik ve sanat harikası. Dubai denil...