19.12.2016

Gökçeada Notlarım -2 Yeniden Adada olmak



İmroz’un Çağrısı: Kekik Kokulu Dağlara Yeniden Dönüş

Dağlarının heybetine, denizinin o cam gibi berraklığına, havayı bir iksir gibi dolduran mis gibi kekik kokularına ve kayaların efendisi yabani keçilerine aşık olduğumuz Gökçeada’ya, yani kadim İmroz’a yeniden kavuşmak için düştük yollara. Yıllar önce tadı damağımızda kalan o büyülü tatili bir kez daha yaşamak, adayla olan yarım kalmış sohbetimizi tamamlamak niyetindeydik.

Yorucu ama bir o kadar zevkli, denizin tuzunu her kilometrede hissettiren o yolculuktan sonra yeniden adadayız... En sevdiğimiz yere varmanın verdiği o çocuksu neşeyle doluyuz.

 Tanıdık Bir Kucaklaşma: Poseidon

Bu kez durağımız Poseidon Otel... Sessizliğin adresi, huzurun limanı. İlk geldiğimizde merkeze yakın, bahçe içindeki o samimi ev pansiyonunda kalmıştık ama şimdi tanıdık bir yerin, bilindik bir tanışıklığın rahatlığı var içimizde. Adaya olan özlemimizi dindirmek için hiç vakit kaybetmiyor, sanki bir önceki tatilden hiç ayrılmamışız gibi kaldığımız yerden devam ediyoruz.

 Bir Çınar Gölgesinde: Mustafa’nın Kayfesi

Eski kilisenin o vakur duruşuna komşu olan Mustafa’nın Kayfesi’ne, o meşhur kahvaltıya gidiyoruz. Etrafımızı saran devasa çınar ağaçlarının hışırtısı eşliğinde, masamızda bir kuş sütünün eksik olduğu o ziyafet başlıyor.

  • Ev Yapımı Reçeller: Adanın güneşini kavanoza sığdırmış lezzetler.

  • Organik Peynirler: Toprağın ve sütün en saf haliyle buluşması.

  • Bitmeyen Saatler: Türk kahvelerimizi yudumlarken, mekanın hemen ardına gizlenmiş o naif Sabun Atölyesini gezmeyi de ihmal etmiyoruz. El sanatlarının, daracık Gökçeada sokaklarının o mistik havası içinde kaybolup saatlerin nasıl geçtiğini anlamıyoruz.


 Yıldız Koyu: Gökyüzünün Yeryüzündeki Aynası

Akşamın kızıllığı çökerken rotamız belli: Yıldız Koyu. Burası günün her saati ayrı bir şiir... Sahilin sükûneti, kamp alanından yükselen huzurlu fısıltılar ve gece olduğunda paha biçilemez bir hazine gibi önümüze serilen yıldızlar... Gökçeada’da bir geceyi daha geride bırakırken, zihnimizde ertesi günün keşif heyecanı uyanıyor.

 Temel Baba’nın Meşhur Çevirmesi

Eğer adaya gelip de o meşhur oğlak çevirmeyi tatmadan dönmek isterseniz, bir yanınız eksik kalır. Adanın biraz ilerisinde, yılların yorgunluğunu tecrübeye dönüştürmüş, bahçeler içine konumlanmış bir lezzet durağı var: Temel Baba Restaurant. Oğlak tandırı ve çevirmesiyle nam salmış bu mekanda yemek yemek, adanın mutfak kültürüne saygı duruşunda bulunmak gibi. (Küçük bir not: Gitmeden evvel mutlaka rezervasyonunuzu yaptırın!)


 Gökçeada’nın Damaklardaki İmzası: Almadan Dönmeyin!

Bu ada, sadece manzarasıyla değil, tatlı sonlarıyla da hafızalara kazınır:

  • Efibadem Kurabiyesi: Ağızda dağılan o eşsiz badem lezzeti, adanın en tatlı hatırası.

  • Madam Cicirya: Dibek kahvesinin yanında yenen o meşhur sütlacı sakın unutmayın. Tarihin tadı ancak bu kadar lezzetli olabilir.

2007’nin hatıraları, 2016’nın notları ve bugünün yenilikçi tatil anlayışıyla harmanladığımız Gökçeada’yı; kalbimizde derin bir özlem, heybemizde kekik kokulu anılarla geride bırakıp İstanbul’un yoluna revan oluyoruz.

Yine geleceğiz İmroz... Çünkü senin dağlarında bizim de ruhumuzdan bir parça kaldı.

Sevgilerle, Tülin Özkul


Gökçeada Notlarım 2007 - 2016 - Yenilikçi Tatil

Madame Savon YOLDA 

İletişim: 0554 994 31 22

tulin.ozkul4@gmail.com

                   




Vapurdan güneşin batışı bir harika!










Aşağıda paylaştığım fotoğraf kahvaltı keyfinizin kaçması için bir çeşit önlem arıları uzaklaştırmanın  yolu













Laz koyu







Tepeköy ve Barba yorgi tavernası



Kale köyde nefis gün batımı



Efibadem



Yolda bulduğumuz küçük güzel şapel















Yıldızkoy






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

DUBAİ : ÇÖLÜN ORTASINDA Kİ VAHA

Dubai, sadece bir ticaret merkezi değil; aynı zamanda "imkansızın mümkün kılındığı" bir mühendislik ve sanat harikası. Dubai denil...