kamp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kamp etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8.04.2026

İstanbul’un Hemen Yanı Başında Bir Doğa Masalı: Hacıllı Köyü Kamp ve Şelale Rotası

 

İstanbul’un Hemen Yanı Başında Bir Doğa Masalı: Hacıllı Köyü Kamp ve Şelale Rotası

Sehrin gürültüsü, egzoz kokusu ve bitmek bilmeyen koşturmacası bazen ruhumuzu öyle bir yorar ki… İşte tam da o anlarda doğanın o şifalı kucağına, yeşilin her tonuna ve akan derenin şırıltısına sığınmak isteriz. Bazen uzaklara gitmeye hiç gerek kalmaz; doğa, gizli kalmış cennetlerini şehrin hemen yanı başında sunar bize.

Bugün sizi, İstanbul’a sadece bir adım uzaklıkta, Ağva yolunda gizlenmiş, ruhunuzu tazeleyecek muazzam bir destinasyona götürüyoruz: Hacıllı Köyü.

Bakir Bir Yeşillik ve Akarsu Şırıltısı: Hacıllı’ya Giriş

Şile ve Ağva rotası üzerinde ilerlerken günübirlik de uğrayabileceğiniz, isterseniz çadırınızı kapıp unutulmaz bir kamp macerasına atılabileceğiniz harika bir yer Hacıllı.

Bölgeye yaklaştığınızda sizi öncelikle tüm samimiyetiyle sıcacık bir Anadolu köyü karşılıyor. Köyün içinden geçip ilerlediğinizde ise doğa tüm cömertliğini sergilemeye başlıyor:

  • Dere kenarına kurulmuş, bakirliği bozulmamış geniş kamp alanları,

  • Ormanın derinliklerinden süzülüp geçen serin sular,

  • Ahşap dokusuyla tabloyu tamamlayan o nostaljik köprü...

Küçük Bir İpucu: Burası tam anlamıyla bakir bir doğa parçası. Bu yüzden yanınıza mutlaka yeterli miktarda su, içecek ve lezzetli bir mangal sefası için malzemelerinizi almayı unutmayın!

2 Günlük Eğlence, Trekking ve Akşam Keyfi

Biz de sırt çantalarımızı topladık; suyumuzu, yiyeceğimizi ve neşemizi yanımıza alıp 2 günlük harika bir kamp deneyimine adım attık. Gün boyu orman içi patikalarda trekking yapıp, şelalelere doğru buz gibi derenin ve serinliğin içinde yürüdük. Ağaçların gölgesinde yürümek, doğanın kalbinde hissetmek muazzam bir arınma sağladı.

Akşam olduğunda ise rota kadar güzel bir durakla buluştuk: Motorsiklet tutkunlarına yönelik harika bir kafesi olan Metin Abi. Metin Abi’nin samimi bahçesine çadırlarımızı kurduk; akşamları müzik, dost sohbetleri ve eğlence eşliğinde keyif üstüne keyif yaptık.

Ormanın Gizli Hazinesi: Şakayık (Ayı Gülü) Şenliği

Hacıllı ve çevresindeki komşu köylere (özellikle Hasanlı ve Sarıkavak mevkiine) bahar aylarında yolunuz düşerse, bölgenin en özel ve gurur duyduğu doğa olayıyla karşılaşırsınız: Geleneksel Şakayık Şenliği.

Şakayık Çiçeği Neden Bu Kadar Özel?

  • Endemik Güzellik: Mutfaklarda ve halk arasında "ayı gülü" olarak da bilinen bu kırmızı-pembe renkli zarif çiçek, İstanbul’un Anadolu Yakası'nda kendiliğinden ve bakir olarak sadece Şile'nin bu özel vadilerinde yetişmektedir.

  • Kesinlikle Koruma Altında: Yabani şakayıklar doğanın hassas bir hediyesidir. Doğal ekosistemi korumak adına bu çiçekleri koparmanın son derece yüksek idari para cezaları bulunmaktadır. Şenliklerin amacı da zaten çiçeği koparmak değil, onun sunduğu görsel şöleni yerinde fotoğraflamak ve doğa bilincini yaşatmaktır.

Şenlikte Sizi Neler Bekliyor?

Her yıl Mayıs ayının ilk haftalarında düzenlenen bu renkli organizasyonda köy meydanları ve bahçeler tam bir panayır havasına bürünür:

  • Yöresel Lezzet Yarışmaları: Köylü kadınların ellerinden çıkan meşhur Mancarlı Börek yarışmaları ve yöresel tadımlar.

  • Geleneksel Eğlenceler ve Müzik: Yerel orkestraların konserleri, halk oyunları gösterileri ve çocuk atölyeleri.

  • Rehberli Doğa Yürüyüşleri: Botanik meraklıları ve fotoğrafçılar için uzman rehberler eşliğinde çiçek bahçelerine yapılan doğa yürüyüşleri.

Kamp veya yürüyüş seyahatinizi Mayıs ayına denk getirebilirseniz, doğanın bu pembe kraliçesini kendi yaşam alanında görmek seyahatinize unutulmaz bir anlam katacaktır.

Çevre köyleri ve doğal yaşam alanlarını gezerken:

  • Rengârenk bağ ve bahçelerin, mis kokulu çiçeklerin arasında kaybolabilir,

  • Geleneksel köy yaşamını ve çiftlik hayatını yakından gözlemleyebilirsiniz.

Kendi elleriyle üretim yapan köylülerle sohbet etmek ve o doğal ritme doymak geziyi çok daha anlamlı kılıyor.

Yola Çıkacaklara Kısa Tavsiyeler

KonuTavsiye
HazırlıkYakınlarda büyük marketler olmadığı için ihtiyaçlarınızı önceden temin edin.
AyakkabıDere içi ve şelale yürüyüşleri için kaymayan, sudan etkilenmeyen outdoor ayakkabılar tercih edin.
Doğayı KorumaBakirliğini koruyan bu güzel coğrafyadan ayrılırken çöplerinizi mutlaka yanınızda götürün.

Yol Üstü Cevherleri: Şile, Çevre Köyler ve Ağva’nın Gizli Cennetleri

Hacıllı’ya doğru yola çıkmışken seyahatinizi sadece tek bir noktayla sınırlandırmayın. İstanbul’dan Şile’ye uzanan bu büyüleyici coğrafya, yol boyunca sizi sürprizlerle karşılar:

  • Tarihi Şile Dokusu: Karadeniz’in hırçın dalgalarına göğüs geren tarihi Şile Feneri ve Yeşilçay ile Göksu derelerinin kucaklaştığı sakin Ağva kasabası gezilip görülmeyi fazlasıyla hak ediyor.

  • Yaşayan Köy Kültürü: Yol boyunca karşınıza çıkacak çevre köylerin bağları, meyve bahçeleri ve samimi köylü pazarları, doğanın cömertliğini sofralarınıza taşır.

Burada geçireceğiniz her an; sadece bir mola değil, doğanın ritmine ve köy yaşamının o yalın güzelliğine yeniden bağlanma fırsatıdır.

 Doğanın Çağrısına Kulak Verin

Doğadan ayrılırken arkamızda bıraktığımız tek şey toprağa bıraktığımız samimi ayak izlerimiz; ruhumuza kazınan o tarif edilmez huzur ve unutulmaz anılar oldu. Rüzgarın yapraklar arasındaki fısıltısı, buz gibi derenin serinliği, ıslak toprağın kokusu ve o samimi köy havası, zihnimizde biriken tüm şehir yorgunluğunu adeta tek bir nefeste silip götürdü.

Eğer siz de haftanın tüm stresini, beton binaların gri gölgesini geride bırakıp doğanın şifalı kollarına atılmak istiyorsanız; Hacıllı ve çevresi tüm cömertliğiyle sizi bekliyor.

Yıldızların altında kuracağımız yeni kamplarda, serin şelalelerin tazeleyici sularında, ormanın derinliklerinde açan pembe şakayıkların büyüleyici güzelliğinde ve neşeyle dolup taşan festivallerde yeniden kucaklaşmak dileğiyle...

Bir sonraki rotada, yine yeşilin ve mavinin en güzel tonlarında buluşmak üzere; doğayla kalın, doğayı koruyun!

Madame Savon YOLDA

tulin.ozkul4@gmail.com 



     


     
     
     

    

    

    

     

     
     
    

   

   

    









                  

27.03.2026

Yeşil Büyünün Kalbinde 25 Gün: Karadeniz’in Zorlu Zirveleri ve Kavrun’un Ruhuma Dokunan Masalı


Karadeniz… Doğanın tüm cömertliğini sergilediği ama bir o kadar da sınırlarınızı sınadığı, hırçın ve büyüleyici bir coğrafya. Tam 25 gün boyunca bu yeşil cennetin virajlı yollarını arşınladım, yaylalarında soluklandım. Fakat bu rotanın ve hayatımın en unutulmaz, ruhumu en çok sarsan noktası hiç şüphesiz Kaçkarların kucağında yer alan Yukarı Kavrun Yaylası oldu.

Karadeniz yaylaları tabelada göründüğü kadar yakın, haritada durduğu kadar kolay değildir. Buradaki kamp tecrübesi, doğayla bir savaş değil; doğanın gücü karşısında saygıyla eğilmeyi öğrenme yolculuğudur.

Bulutların Üstünde Bir Mücadele: Çetin Karadeniz Şartları

Karadeniz turumun son durağı olan Kavrun Yaylası, Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde, Ayder’e yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta fakat sanki bambaşka bir dünyada duruyor. 1.980 ile 2.350 metre rakım arasında yer alan Aşağı ve Yukarı Kavrun, Kaçkar Dağları Milli Parkı’nın en dik ve büyüleyici geçiş noktalarından biri.

Ancak buraya ulaşmak başlı başına bir sınav. Yaylaya çıkan toprak yol oldukça engebeli ve sert. Yapılacak en büyük hata buraya alçak bir binek araçla çıkmaya çalışmaktır — ki ben o hatayı bilfiil yaptım ve ciddi anlamda zorlandım. Karadeniz yaylalarının hakkı kesinlikle pikap, 4x4 araç veya ATV/Jeep tarzı yüksek vasıtalardır.

Rüzgârın ve sert iklimin izleri sadece yollarda değil, yaylanın geleneksel mimarisinde de gizli. Yaklaşık 200 yıllık bir yaylacılık kültürüne ev sahipliği yapan Kavrun’da, ahşap ve taştan inşa edilmiş evlerin kuzey duvarları sert fırtınalara dayanması için ekstra kalın yapılmış. Mayıs ve Ekim ayları arasında hayat bulan bu evler, kış geldiğinde kapılarını sessizliğe kapatıp baharı bekliyor.

Soğuk Geceler, Sıcak Sobalar ve Heidi’nin Dağları

Yukarı Kavrun’da kamp kurduğumuzda bizi iliklerimize kadar işleyen serin ve keskin bir hava karşıladı. Neyse ki aracımızda tedbirliydik; yün yorganlar ve kalın battaniyeler olmasa gecenin dondurucu soğuğunu atlatmak imkânsız olurdu. Çeşmeden su getirmeye gittiğim o kısa anlarda bile dudaklarımın kuruyup çatladığını, yüzümün Karadeniz’in o aldatıcı yayla güneşiyle kavrulduğunu hissedebiliyordum.

Fakat gece ne kadar çetinse, gündüz bir o kadar masalsıydı.

Ağustos ayında bile başı dumanlı olan bu dağlarda, Fırtına Deresi’nin coşkun kollarından biri olan Kavrun Deresi’nin sesiyle uyanıyorsunuz. Trekking tutkunlarının, dağcıların uğrak yeri olan dumanı tüten o küçük kafeye sığınmak, orada yakılan sıcak sobanın başında ellerimizi ısıtıp demli bir Rize çayı yudumlamak bende unutulmaz izler bıraktı.

Gündüzleri güneş açtığında etraf bir anda adeta Alplere dönüşüyordu. Kendimi Heidi’nin büyükbabasının dağlarında hissettiğim o pastoral manzarada; renk renk dağ ve kır çiçekleri, baş döndüren bir oksijen ve nefes kesen dere yatakları vardı. Sabah çadırımızın fermuarını açtığımızda bizi selamlayan tatlış inekler ve sadık çoban köpekleri, doğanın en samimi ev sahipleriydi.

İnsan Olmanın Erdemini hissettiğim O An

Tüm bu yolculuğun özü, vadiye uzaktan baktığım o büyülü anda gizliydi.

İneklerin dağların eteklerinde tazecik otları yiyerek geviş getirdiği, dağların dik yamaçlarına günün son sarı ışıklarının vurduğu o dakikalarda içimi tarif edilemez bir duygu kapladı. Elimde tuttuğum kır çiçeklerine bakarken gözlerim yaşardı. Hayatımın en mutlu, en duygulu ve ruhumu en çok sarsan anıydı bu.

Şehrin gürültüsünden, hırslarından uzak; doğanın bu heybetli ve saf huzuru karşısında insan olmanın erdemini ve sadeliğini tüm vücudumda hissettim. Büyüklüğü karşısında küçüldüğüm o dağlara bir kez daha sevdalandım.

Lezzet ve Veda: Yine Geleceğim!

Kavrun sadece manzarasıyla değil, damakta iz bırakan lezzetleriyle de unutulmaz:

  • Sıcak bir mangal ateşinden farksız Karalahana Çorbası (O soğukta içtiğim en şifalı lezzet!)

  • Buram buram yayla tereyağı ile yapılan Muhlama (Kuymak)

  • Sıcak mısır ekmeği, Rize kavurması ve kovanlardan taptaze çıkan yayla balı

Karadeniz kampı zorludur; ıslatır, üşütür, dudaklarınızı çatlatır ve sizi yorar. Ama karşılığında ruhunuza öyle bir iyileşme sunar ki, döndüğünüz an tek bir şey istersiniz: Tekrar gitmek.

Yeniden o ahşap yayla evlerinin arasında çadır kurmak, buharı tüten karalahana çorbasından bir kaşık daha almak ve Kaçkarların sarı ışıklarına karşı sessizce durup şükretmek için gün sayıyorum. 🌿


Madame Savon YOLDA
tulin.ozkul4@gmail.com



















                                         
                                         
                                         

                                         

                                         

                                             
                                           
                                           
                                           

   














Ağva’da Huzur, Lezzet ve Macera Dolu Bir Hafta Sonu

Madame Savon YOLDA / Ağva'da Hafta sonu kaçamakları İstanbul’un o bitmek bilmeyen koşturmacasından, korna seslerinden ve gri bulutlarınd...