29.01.2021

SONBAHAR'DA KARADENİZ TERAPİSİ

 

Sonbahar Senfonisi: Yedigöller’den Çambaşı’na Karadeniz Terapisi

"Sararan yaprakların toprağa karıştığı o tılsımlı anlarda, ruhumuzun en kuytu köşelerini dinlendirmeye çıktık yola. Yol kıvrıldıkça renkler cümbüşe durdu; sarı, turuncu ve yeşil, bir Van Gogh tablosu gibi penceremizden içeri süzüldü."

İstanbul’dan çıkıp rotamızı puslu dağlara kırdık. Hedefimiz; Yedigöller’in mistik havasını solumak, Amasra’nın kalesine tırmanmak ve Ordu’nun yaylalarında çocukluğumuza sarılmaktı.

 Yedigöller: Sessizliğin Sesinde Gece Yolculuğu

Rotamızın ilk durağı, doğanın kalbi Yedigöller. Buraya gece ulaştığımızda ormanın zifiri karanlığı ve ışıklarla şekillenen gölgeler bize oyunlar oynadı; şaklabanlıklarımızla tüm ormanı şenlendirdik. Gün ağardığında ise puslu tepeler ve boyun büken dev ağaçlar arasında kendimizden geçtik. Sessizliğin sesini dinlemek, göl kenarında puslu manzaraya karşı kahve yudumlamak tam bir terapiydi.

 Amasra: Karadeniz’in "Küçük İtalya"sı

Nasıl büyüleyici bir yer Amasra! Kendinizi dünyadan kopmuş, gizli bir adaya sığınmış gibi hissediyorsunuz. Kuşkayası Yol Anıtı’ndan tarihe bakıp, Amasra Kalesi’nin surları arasından denizi seyretmek paha biçilemez. Burası benim için bir sahil kasabasında yaşlanma hayalleri kurduran o liman... Galla Pazarı’ndan taze otlar alıp, tünelin ucundaki o masmavi "timsah" kılıklı Tavşan Adası’na bakmaya doyamıyor insan.

 Safranbolu ve Şahinkaya Kanyonu: Bir Zamanlar Anadolu

Yol bizi Safranbolu’nun otantik evlerine ve Samsun’un devasa Şahinkaya Kanyonu’na götürdü. Kanyonun bakirliği ve heybeti karşısında insan kendi küçüklüğünü, doğanın ise o haklı görkemini hissediyor. Yol boyu önünde tütün kurutan köylülerle sohbet etmek, alın terinin o tertemiz mutluluğuna ortak olmak bir gezi karesinden çok daha fazlasıydı.

 Ordu Çambaşı: Bulutların Üzerinde Çocukluğa Dönüş

Gezimizin finalini, çocukluğumun kokusunu taşıyan Çambaşı Yaylası’nda yaptık. Bir yağıp bir duran karın altında, kuzine sobasında pişen yemeğin kokusuna, dalından koparılan cennet hurmalarına ve "mööö"leyerek bizi uyandıran ineklerin sesine geri döndük. Karadeniz’in bu oksijen deposunda, çocukken tırmandığım ağaçların gölgesinde ömrümüze ömür kattık.


 Yol Boyu "Tülin'in Seçtikleri"

Yola çıkacaklar için heybemdeki en özel duraklar:

  • 🏡 Konaklama: Amasra Öğretmenevi’nin sıcaklığı, Kastamonu Uğurlu Konakları’nın tarihi havası veya Bolu Hindiba Doğa Evi’nin sükuneti...

  • 🏞️ Keşif: Şahinkaya Kanyonu’nda tekne turu yapmadan, Safranbolu’nun cam terasında derinliğe bakmadan ve Ordu Boztepe’den şehre kuş bakışı süzülmeden dönmeyin.

  • 🥘 Tadım: Karalahana çorbası, turşu kavurması ve o meşhur mısır ekmeği... Kuzine ateşinde pişen her şeye sofranızda yer açın.

  • 🎭 Nostalji: Abant Masal Evi’nde (Yeşil Ev) şömine başında kışın gelişini beklemek tam bir masal kahramanı gibi hissettiriyor.

"Karadeniz terapisi biterken içimize o tanıdık burukluk yerleşti. Ama biliyoruz ki; hayat beklemez. Yeni rotalar, yeni keşifler bizi çağırıyor..."

Madame Savon YOLDA

İletişim: 0554 994 31 22

 Karadeniz - 2021


Amasra'ya gidebilmek için ilk önce Bolu - Mengen -Yedigöller  üzerinden  geçmeniz  gerekiyor; 
 Yedigöllerin nefis doğasında kaybolmak  bizim için heyecan verici bir deneyim oldu.

Seyahat öncesi burada kalmak isterseniz  kendinize mutlaka  bir yer ayarlayın, parkın içinde ve çevresinde  ailenizle birlikte  konaklama yapabileceğiniz bir çok alternatifi olan yerler var..   

Bizim İstanbul'dan çıkışımız biraz geç olduğu için Yedigöl'lerin  içinden  mecburen  gece yolculuğu yapmak zorunda kaldık haliyle biraz da ürperdik tabi..

Yol dönüşü ise;  harika gün ışığı eşliğinde yeniden  uğrayıp buraların tadını  çıkarmayı ihmal etmedik. 

 Etrafımızı saran puslu  dağlar ve tepeler , sarıya, kahveye , yeşile, turuncuya boyanmış koskocaman ağaçlar,  geniş vadiler, yol boyu önümüzde eğilen ağaçların  güzelliği efsaneydi..  

Sizlerin de bu güzellikleri yaşamanız için fazlasıyla resim paylaşmaya özen gösterdim. 

Temiz havanın vermiş olduğu sarhoşlukla kendimizden geçmiş vaziyette, kah etrafı seyrederek,   kah yer yer  beyaza bulanmış bulanık sisden kendimizi alamayarak yolculuğumuza devam ettik..

  Görünmeze büründüğümüz  doğada , bitkilerin büyüleci mistik havası ,  güzelliği,  nefesimizi kesmeye yetmişte  artmıştı bile.  

Gece, ışıl ışıl gökyüzü, kayan yıldız kümeleri  her şey harikaydı, inanılmaz güzellikte tadından geçilmez  bir yolculuktu...

Kah durduk uzun uzun yıldızları seyrettik, kah durduk zifiri karanlık ormanın sessizce bizimle konuşmasını dinledik. 

Işıklarla şekillenen gölgelerden,  şakayla neşeyle karışık hayaletler,  cadı avcıları yarattık:)))


Yol boyu içimizdeki çocuk hiç susmadı, neşemiz kahkalarımız şaklabanlıklarımız tüm ormanı şenletti durdu.

Yedigöllerin içinde  birbirinden güzel gölcükler yürüyüş yolları, köprüler  var.

Tam merkez kısmında cafe ve  restoran,  kamp yapmak için büyük alanlar mevcut.

 Sessizliğin sesinde yürüyüş yapanlar, konaklamaya gelenler,  göl kenarında kahve içip, kahvaltı yapıp  fotoğraf çektirenler ne ararsanız hepsi burada.

Yaz mevsiminde buraya yeniden gelmeyi ve göl kenarında kamp yapmayı çok  isterim. 

Açıkcası parkın giriş ve çıkış kısmı oldukça geniş bir alana yayılmış yaz mevsiminde kapısında uzun uzun kuyruklar oluştuğu rivayetler arasında:))

Uzun orman mesafeli parkı geçip nihayetinde Amasra'ya varabildik. 

Yol kenarında Bolu Hindiba tesislerini de  geçerken görmüş olduk , ormanın içinde sessiz kuytu bir kenarda dinlence köşesi yaratmışlar kendilerine işte burada  bolu hindibadoğa evi

AMASRA'DA BİR GÜN

Nasıl güzel bir yer Amasra  anlatamam sizlere:)))

 Büyüleyici ve şaşırtıcı güzellikte bir yer:))   hem kendinizi bu dünyadan kopmuş gibi hissediyorsunuz.

Hem de gizli bir adanın içine  saklanmış gibisiniz.

 Amasra‘ ya vardığınızda ilk görmeniz gereken yer  dünyada eşi benzeri olmayan Kuşkayası yol anıtı, yapımı  M.S. 41-54 yıllarında Pontus Valiliği’ne atanan Gaius Julius Aguila tarafından Roma Askerleri için dinlenme ve su ihtiyaçlarını gidermek amacıyla yapılmış .

Amasra'nın birçok Anadolu şehri gibi çok katmalı bir mirası var; Arkaik, Klasik, Hellenistik, Roma, Bizans, Ceneviz ve Osmanlı dönemlerinden kalan  eserler merkez müzede sergileniyor.

Yemyeşil  tepeleri  ve  güzel koylarıyla, şehri sarıp sarmalayan kalesiyle  görünüşü bir timsahı andıran  tavsan adasıyla   Amasra şehrine  tepeden uzun uzun bakmaya doyamıyorsunuz .. 



Cenevizliler döneminde de kullanılan Amasra Kalesi 14. ve 15. yüzyıllarda ciddi onarımlar görmüş ayrıca unesco tarafından korunmaya alınmış. işte burada bakınız Amasra

Amasra'nın çarşısı pazarı , sahil kenarı ve nefis balıkçılarını mutlaka görmeniz lazım.

 Küçük gün ışığı ve canlı renkler  gün boyu Amasra'da  peşimizi bırakmadı, yürüyerek arşınladığımız sokaklar, çarşı pazar, güleryüzlü insanları gerçekten çok sevdim. 

Burada hayatımın sonuna kadar yaşayarak ,  yaşlanarak  her gün  balık tutmaya gidebilirim. 

Gerekirse de  küçük bahçeli ahşap veya taştan bir evde yaşayabilirim kime ne:)))

 Razıyım yani böyle halis muhlis bir yaşamın ellerine hayatımı vermeye, koynunda çılgınca sakinliğin huzurun keyfini çıkarmaya..

Amasra'yı severseniz  şu yazdığım yerleri de seveceğinizi umuyorum;  Bütün güzel plajlarını (inkumu, büyük liman plajı, güzelcehisarkoyu, amasra plajı, inkumu, çakraz plajı)  kemere köprüsü, galla pazarı, ağlayan ağaç , boztepe, tavşan adasını , lav kayaları,  ulukaya kanyonunu, göldere şelalesi ve diğer yazamadığım bütün güzelliklerini  ziyaret ederek   keyfini çıkarın derim.  

 Bana göre küçük İtalya dediğim Amasra'da harika bir yaz tatiline ne dersiniz?

Bundan sonraki yolculuk rotamız,  Safranbolu, Kastamonu, hemen ardından rahmetli  babamın mezarını ziyaret etmek amacıyla Samsun ve son olarak da Ordu çambaşı yaylasını gezmek..

Gerek Samsun, safranbolu gerekse, Kastamonu  güzergahımız bize yol boyu harika güzellikler yaşattı. 


Sonbahara hakim renkler, otantik evlerin güzelliği ,  yurdumun kış güzelliği , bir zamanlar anadolu filmi platosunu yaşattı resmen bizlere.

 Yol boyu konuşup selamlaştığımız insanlar, mola yerleri,  el açması  yediğimiz gözlemeler, kahve içmek için ansızın durup , bir şeyler almaya meylettiğimiz yerler gerçekten  hepsi de birbirinden  çok güzeldi. 

Yüksek tepeden  nefis bir manzara , günden güne değişen güneşin ve havanın rengarenk yüzü,  bizlere bu hayatta ; ne için  yaşadığımızı?  nereye gittiğimizi ? amacımızı ve insan olmanın haklı gururunu sonuna kadar yaşattı.

Yol boyu en çok görmekten etkilendiğim  yerlerden başka bir yer var ki oda  Vezirköprü, Şahinkaya kanyonu ve Safranblu da ki tarihi yörük köyü ,safranboluturizmdanisma  butikotelvezirkopru.com

Şahinkaya kanyonu,  görüp görebileceğimiz en  güzel,  en eşsiz manzaraya sahip bir yer diyebilirim. 

 Büyülenmiş gibi oluyorsunuz  kanyon'nun güzelliği ve  bakirliği karşısında, tepeden izlediğiniz   manzaraya içiniz eriyerek bakıyorsunuz. 

  Kanyon boyu tekne sefası yapmak mümkün:))  yürüme patikasından rehberle veya yanlız olarak  kanyonun en yüksek  zirvesine tırmanabilirsiniz. 

Manzarası bana  göre  kelebekler vadisini  aratmayacak güzellikte..

Yol boyu köyler ve ormanlık alanlar  da  çok güzeldi gerçekten.

Ağaçların içinde süzüle süzüle gidilen bir yol var ki;  inanılmaz keyif veriyor insana, sepetciler, pirinççiler, tütüncüler :)

Evet yanlış duymadınız  bildiğimiz halis muhlis bildiğimiz  tütün:))  evlerinin   önünde balya balya  tütün kurutan insanları izlemek fotoğraflamak sohbet etmek çok güzeldi ..

Gördüğüm bu  dünya bambaşka bir dünya gibiydi, mutluluğun vücut bulmuş hali,  alın terinin evine ekmek götürmenin  haklı kazançlı mutluluğu..

Umarım bir gün  yolunuz  buraya düşer de,   hem yürüyüş yolunda  trekking yapar hem de  tekneyle tüm kanyonu gezme fırsatı bulursunuz. 

https://nerdesinbahar.com/sahinkaya-kanyonu/ https://www.samsun.bel.tr/turizm/sahinkaya-kanyonu

Gezimizin son kalan günlerini Ordu Çambaşı yaylasında,  yakın aile akrabalarımız ve dostlarımızla birlikte  geçirdik. 

Kuzey yıldızı film ekibi ve setine de  selam verip dağların, yaylaların keyfini çıkartmış olduk.  

Önümüzde uzanan sonbahara hakim  vadilerin ,  karlarla kaplı  minik mantar evlerin  güzelliğinden ise  kendimizi alamadık. 



Bir yağıp bir duran kar yağışına,  yağmura , sisli puslu karanlık havaya , aniden güneşin kendini göstermesine hayran kalarak, karlarla  kaplı doğa ananın kucağına  kendimizi bırakıverdik. 

Etrafı kuş bakışı izleyerek defalarca mola verdiğimiz Çambaşı yaylasının tüm o güzel oksijenini içimize çekmekten geri duramadık. 

 Yayla köpeklerinin sahipleri tarafından beslenmelerini izleyerek,  hayatın ne denli güzel ne denli mucizevi olduğunu  düşünerek  ömrümüze ömür kattık:))

Köy hayatı bambaşka bir şey benim için:) çocukken tırmandığım armut ağaçları , soğuk sularından içtiğim  pınarlar , dalından kopardığım cennet hurmaları hepsinin hayatımda özel bir anlamı ve sevgisi var.


Köy yaşamında,   yağlı ekmeğin,  tereyağının , süt ve  peynirin ,  kavrulmuş turşunun ve toprakta yetişen patatesin tadına doyamazsınız.

Kuzine sobasında  pişen yemeklerin ve  odun ekmeğinin tadı çok güzeldir.  

Tüm gün mööö'leyerek size seslenen  ineklerin kuzuların  sesiyle uyumak bile ayrı bir zevktir:)))

Çocukluğumun geçtiği en güzel yerleri en güzel insanları  buruk bir üzüntüyle , arkamızda bırakarak,  son durağımız Ordu'nun incisi  Boztepe'ye çıktık.

 bakınız; https://www.kulturportali.gov.tr/turkiye/ordu/gezilecekyer/boztepe

Sonbahar temalı karadeniz tatilimiz  biterken , içimize  buruk bir acı yerleşip oturuverdi. 

 İnsan nerede olursa olsun çocukluk anılarından, küçüklüğünde orada yaşadığı sevdiği şeylerden kopamıyor..

Gün geliyor tekrar görme isteği doğuyor ,  içinizde bir  yerler de  özgün anılar ve duygularla vedalaşabilmek için..

  Aynı hislerle özlemle yeniden gelip,   keşfedeceğimiz rota alanlarını  aklımıza not ederek  dönüyoruz güzel İstanbul'umuza...

Gezi boyu bizlere  güzel ev sahipliği yapan tatliş akrabalarımız ,  güleryüzlü personelleriyle  öğretmen evlerimize de ayrıca buradan çok  ama çok teşekkür ediyoruz. 

 Özellikle Amasra öğretmen evin de yeniden kalmak için sabırsızlanıyorum. 

Hayat beklemez  kaldığımız yerden devam diyoruz. 

Sonbaharda Karadeniz Terapisi TÜLİN ÖZKUL 2021

YOL BOYU KONAKLAMA YAPABİLECEĞİNİZ BUTİK OTELLER VE  ADRESLERİ 

   BOLU HİNDİBA TESİSLERİ .. hindibadogaevi.com/

PAPULİ KÖY EVİ  papulikoyevi ne  isterseniz günü birlik  gidebilirsiniz,  özellikle kahvaltısı ev yapımı reçelleri  ve el yapımı  ekmekleri çok revaçta..

ABANT MASAL EVİ (YEŞİL EV)..

Masallar diyarı bir yer burası,  abantyesilev.com özellikle kar yağdığında gidebileceğiniz mis gibi şöminenin başına kurulacağınız harika bir yer.

Terasında sabah güneşinin tadına çıkarmak ta cabası:))

UĞURLU KONAKLARI ..ugurlukonaklari.com

 Konağın yıllara meydan okuyan  havası, güler yüzlü personeliyle burada kalmak   çok hoşunuza gidecek, çevresinde ki kültür turlarını da ayrıca kaçırmayın derim. novitasturizm.com 

 KALDIĞIMIZ ÖĞRETMEN EVLERİ 

ugurlukonaklari.com

 amasraogretmenevi

samsunogretmenevi


KAÇIRMAYIN;

Ordu Boztepe'ye çıkmayı

Yedigöller'de  kamp yapmayı 

Amasra'da öğretmen evinde konakmayı 

Safranbolu'da alışveris yapmayı , kanyon ve cam teras ters evi ziyaret etmeyi 

Ordu çambaşı kayak tesisinde tatil yapmayı

Kastamonu Uğurlu konaklarında  bir gece geçirmeden dönmeyin derim. 

Ayrıca karadenize özgü; Yöresel yemeklerden kara lahana çorbası , lahana dolması, mısır ekmeği, turşu kavurması yemeden dönmeyin derim. 


31.05.2020

Bir Ömür Nasıl Yaşanır? - İlber Ortaylı



Bir Ömür Nasıl Yaşanır? İlber Ortaylı Rehberliğinde Yaşam Sanatı

"Ömür dediğimiz şey, göz açıp kapayıncaya kadar geçen kısacık bir an. Gençler bilse, yaşlılar yapabilse... Faniliğin istilası altında yaşarken; neyi, nasıl ve kiminle tükettiğimiz asıl meselemiz."

Karantina günlerinin o içe dönük sessizliğinde, "kültür entelijans hazretleri" İlber Ortaylı’nın dizinin dibine oturduk. Bu yazı, sadece bir kitap özeti değil; tarihin, bilimin ve tecrübenin süzgecinden geçmiş, bir anneden oğluna (ve tüm genç ruhlara) verilmiş en kıymetli hediye.

 Gençlik: Nazlı Çiçeklerin Mevsimi

Gençlerimiz; odalarında, ekran karşısında, bazen duygu deryalarında yetişemediğimiz o nazlı çiçekler... Onları sadece "etle beslemek" ya da en güzel eşyaları almak yetmiyor. İlber Hoca’nın dediği gibi; esas olan 25’ine kadar öğrendiklerinizdir. O yaşa kadar okunan kitaplar, seyredilen filmler karakterin iskeletini oluşturur. Onları kırmadan, dökmeden anlamaya çalışmalı; içlerindeki o potansiyel ateşini hep sıcak tutmalıyız.

 40 Yaş: Hikmet ve Terennüm Çağı

40’lı yaşlar, hafızanın hafifçe gerilemeye başladığı ama analizin, ölçünün ve derinliğin zirve yaptığı bir "bilgelik" dönemidir. İlber Ortaylı’ya göre insan birini 40’ından sonra daha iyi sevebilir, hatta daha iyi bir aşık olur. Gençlikteki o "çırpınışlar" yerini, haddeden geçmiş bir zarafete, kalıcı dostluklara ve verimli bir üstatlık dönemine bırakır.

 Entelektüel Olmak: "Üstüne Vazife Olmayan" İşlerle İlgilenmek

İnsanın yüzü bir kitaptır; ne yaşadıysanız, ne okuduysanız oraya yansır. İfadenizin bomboş kalmaması için monotonluktan uzaklaşın; gezin, görün, keşfedin. Entelektüel dediğin, sadece kendi işiyle değil, "üstüne vazife olmayan" konularla da ilgilenen, memleketin halini dert edinendir.


 İlber Hoca’dan "Hayat Çantası" Notları

Yaşam maratonunda kenara çekilip soluklandığımızda, bu öğretiler pusulalarımız olsun:

  • 👣 Seyahat: Gençlik enerjisi varken zahmetten kaçmayın. Tren mi var, atlayın! Petra, Antakya, Efes, Palmira ve İskenderiye’yi görmeden "dünyayı gördüm" demeyin.

  • 📚 Okuma: Atatürk gibi cephede bile kitap okumayı ihmal etmeyin. Gerçek liderlik; akıl, bilim ve araştırmacı bir kimlikle doğar.

  • 🎭 Sinema & Müzik: Polonya sinemasından (Wajda, Kieslowski) beslenin; Verdi ve Puccini’siz bir kulak, Rahmaninov’suz bir ruh bırakmayın.

  • 🤝 İnsan Biriktirmek: Nitelikli insanları siz arayıp bulun. Size yeni kapılar açacak, dünyaya bakışınızı değiştirecek zihinlerle kenetlenin.


 İlber Ortaylı’nın Rotaları

Hayaller kurmak ve kendinizi bulmak için hocanın önerdiği o eşsiz coğrafyalar:

  1. Kültürel Karışım: İspanya (Barcelona, Endülüs, Toledo).

  2. "Biz"i Hissetmek: Adriyatik Kıyıları (Dubrovnik, Saraybosna, Yunan Adaları).

  3. Ruhun Sığınağı: Hayattan bunaldığınızda Bosna.

  4. Tefekkür ve Hayaller: Semerkand, Buhara, Taşkent.

  5. Hocanın Favorisi: İsfahan, Yezd ve Horasan.

"Herkes kendi talihinin mimarıdır. Hayat; tembellik için çok uzun, hırs ve yağma içinse değmeyecek kadar kısadır."

TÜLİN ÖZKUL Karantina Günlükleri – Mayıs 2020



14.03.2020

YENİ EVLER - YENİ YAŞAMLAR HAKKINDA

Mekânlar ve Ruhlar: Bir Evden Diğerine Kendini İnşa Etmek

"Ev dediğiniz, insanın en büyük kalesidir. Ama benim için ev; sadece dört duvar değil, içine anılarımı sığdırdığım, bazen yalnızlığımı demlediğim, bazen de küllerimden yeniden doğduğum bir sığınaktır."

Geçenlerde yine o bildik telaşın içindeydim: Taşınma. Bu kaçıncı yer yurt edinişim, kaçıncı kez anahtar teslim alışım bilemiyorum. Ama her yeni ev, benim hikâyemde yeni bir dekorasyon değil, yeni bir "ben" tasarımıydı.

 Nostaljik Bir Dekor: Samsun’un Puslu Ormanları

İlk evimiz, Samsun’un balta girmemiş ormanları içindeydi. Tıpkı Tarkovsky’nin Ayna filmindeki o büyülü sahneler gibi; upuzun ağaçlar, rüzgârın uğultusu ve annemin emeğiyle yeşeren bir bahçe... Sonra İstanbul’un kalbine, Sarıyer’e düştü yolumuz. İnşaat sürerken şeker kabına giren karıncaları saydığım o müstakil ev, hayatımın en güvenli limanı; ilk "kendi odam", ilk kasetçalarım ve ilk posterlerimle kimliğimi bulduğum yerdi.

 Yuvadan Uçuş: İlk Heyecan, İlk Pişmanlık

Evlenip o sıcacık yuvadan bir kuş gibi uçtuğum gün dün gibi aklımda. Ümraniye’de bir sitenin 5. katı... Rüzgâr estikçe gizemli sesler çıkaran o evde "mutlu olmayı" çok istedim. Ailemle yaptığım kahvaltı sofralarının özlemi burnumun direğini sızlatırken, kiracı olmanın o eğreti hissiyle ilk kez orada tanıştım.

 Dekorasyonda "Huzur" Parametresi

Ev meselesi benim için her zaman genişlik ve ferahlık demekti. Mutfağında balkon olan, salonu gün ışığını cömertçe içeri alan evleri sevdim. Çocuk arabası peşinde koştuğum, oğlumu büyüttüğüm o şen sofralı evlerden; site aidatlarının can bezdirdiği "prestijli" ama ruhsuz binalara kadar çok yer gördüm. Sonunda anladım ki: Ne yöneticisi ne aidatı; huzur olmayan ev, sadece bir beton yığınıdır.

 Yeni Bir Yaşam Stili: Minimalizm ve Bilge Yalnızlık

Şimdi ise hayatımda ilk defa yalnızlığı, tek başına var olmayı öğrendiğim o duru sayfadayım. Çekmeköy’deki bu yeni evime, eşya namına pek az şeyle ama ruhumun en yalın haliyle taşındım.

Artık "ayağını yorganına göre uzatma" felsefesindeyim. İkinci elden sevgiyle aldığım ceviz dolabım, Göktürk’ten gelen yumuşacık krem koltuğum ve duvarımdaki Piri Reis haritamla çok mutluyum. Salonumda özenle baktığım kaktüslerim ve sabahları duvara yansıyan o güneş huzmeleri, bana en lüks mobilyadan daha çok keyif veriyor.


 Portakal Tadında Bir Yaşam Manifestosu

Ben bu hikâyenin sonunda gökten üç elma düşsün istemiyorum; zaten ben en çok portakal severim... Bazı acılar üfleyerek, bazı yol ayrımları unutarak geçer.

Tülin’in Yaşam Önerileri:

  • Işık Oyunlarına Yer Açın: Evinizin ruhunu mobilyalar değil, içeri giren güneş belirler.

  • Hikâyesi Olan Eşyalar Seçin: Bir arkadaşınızın hediyesi olan o eski sandık, mağazadan alınan en pahalı konsoldan daha değerlidir.

  • Minimalist Olun: Eşyanın değil, anıların esiri olmayın.

  • Doğayı İçeri Davet Edin: Bir saksı çiçek, bir evin nefes alışıdır.

Zaman her şeyin ilacıdır. Yeni dostlar, yeni misafirler ve yeni özel günlerle bu ev de kendi hikâyesini yazacak.

Madame Savon Yolda... (2020)

İletişim: 0554 994 31 22

10.10.2019

İZMİR - DİKİLİ'DE HARİKA KOYLAR


  

Ege’nin Saklı Hazinesi: Dikili ve Bademli’nin Turkuaz Rüyası

Bazen küçük kasabalar fısıldar adınızı; uzaklardan, çok uzaklardan... Sevimli limanı, doğal ve kültürel zenginlikleriyle devasa bir hazine sunan Dikili, bizi kendine ilk bakışta aşık eden o nadide rotalardan biri. Gece yarısı vardığımız bu sahil kasabasında; cırcır böceklerinin şarkısı, bahçelerden taşan ortancaların kıvrımları ve denizin dingin esintisiyle evren adeta bir raks halindeydi.

Bademli: Zeytinin Maviyle Valsi

Eski bir Rum köyü olan Bademli, zeytin yeşilinin Ege mavisiyle kucaklaştığı en zarif nokta. Burada doğa, insan müdahalesinden uzak, vakur bir güzellikle seriliyor önünüze.

  • Koyların Senfonisi: Pissa Plajı, Killik Koyu, Zindancık ve Akvaryum... Her biri Hawaii adalarını aratmayacak berraklıkta, turkuaz birer mücevher.

  • Deniz Ilıcası: Geçmişin Aiolis Ilıcası, bugün Kalem Adası’nın yanı başında, sit alanı olmanın verdiği o dokunulmamış huzurla sizi bekliyor. Denizin içindeki doğal sıcak su havuzlarında ruhunuzu arındırabilirsiniz.

Gastronomik Ritüeller ve Gün Batımı

Dikili’de lezzet, manzara ile birleşince bir sanata dönüşüyor.

  • Sabahın İlk Işıkları: Aksoy’un Yeri veya Mersin Bahçe Restaurant’ta, dağların ardından denize süzülen manzaraya karşı yapılan o meşhur köy kahvaltıları... Hele o içi tahinli, dışı tarçın ve toz şekerle taçlanmış özel sigara böreği; damaklarda unutulmaz bir iz bırakıyor.

  • Bir Dikili Klasiği: Sahilde yürürken yudumlanan Dondurmalı Dikili Kahvesi... Çikolata parçaları, badem ve fındığın kahveyle o eşsiz uyumu.

  • Gözlemeci Hatice Abla: Bademli yolu üzerinde tesadüfen keşfettiğimiz, kekik kokularının dağ gölgelerine karıştığı, ince düşüncelere daldıran o naif durak.

"Dikili’de gün batımı, sadece bir doğa olayı değil; elinde termosuyla sahile inen insanların ortak bir sessizlik ritüelidir. Güneş denize kavuşurken kulaç atmak, kendi gün batımı masalınızı yazmaktır."*

Tarihin ve Doğanın İzinde

  • Zenginler Mahallesi: Denize paralel sokaklarda yükselen eski Rum evleri, mübadelenin hüzünlü ve mağrur hatıralarını taşıyor.

  • Çandarlı: Amazon kadın savaşçıların hüküm sürdüğü, Cenevizlilerden miras kalan asil kalesiyle tarihin nöbetini tutan bir sembol.

  • Kalem Adası: Türkiye’nin tek ada oteli olan Oliviera Resort, turkuazın tam kalbinde, romantik ve izole bir sığınak arayanlar için emsalsiz bir adres.

  • Aşıklar Şelalesi (Nebiler): Yemyeşil ağaçların arasında, irili ufaklı şelalelerin sesiyle yankılanan, közde kahvenin en çok yakıştığı doğa harikası.


Dikili Seyahat Not Defteri:

  • Mavi Yolculuk: Balıkçı barınağından kalkan teknelerle Killik ve Ilıca koylarını denizden selamlayın.

  • Akşam Sefası: Gündüz plaj olan alanların, gece kumlara atılan masalar ve canlı müzikle birer açık hava kafesine dönüşmesi büyüleyici bir atmosfer yaratıyor.

  • Final: Bademli’nin en ünlü durağı Sunar Restaurant’ta, unutulmaz bir gün batımına karşı rakı-balık keyfiyle günü uğurlayın.

Dikili, hayallerimizde her zaman o zümrüt yeşili ve safir mavisi anılarla, yaşama enerjisi veren gizli bir vaha olarak kalacak.

Madame Savon YOLDA

İletişim: 0554 994 31 22



            

mersinlibahcerestaurant
Kayra Beach



Taş Cafe

DUBAİ : ÇÖLÜN ORTASINDA Kİ VAHA

Dubai, sadece bir ticaret merkezi değil; aynı zamanda "imkansızın mümkün kılındığı" bir mühendislik ve sanat harikası. Dubai denil...