Gökçeada’ya Veda: İçimdeki Gül Bahçesinin Yeniden Doğuşu
"Ne derler; yumurta dıştan bir güçle kırılırsa yaşam son bulur, içten bir güçle kırılırsa yaşam başlar... Ben, o devasa metamorfozumu tamamladım. Artık fırtınanın içindeki kara deliği görmüş bir ruhun, gün ışığına ilk uyanışındayım."
Kelimelere sığmayan bir güzelliğe sahip Gökçeada ile gönül bağım, belki de bu son vapur seferiyle bir mühre dönüşüyor. Vapurun güvertesinden martılara selam veriyorum; güneş yüzümü bir dost gibi yalarken, huzurun tam olarak bu "an" olduğunu anlıyorum. Elimi yanağına koyduğum, varlığına her nefeste şükrettiğim hemen yanı başımda... Mavi dalgaların coşkusuyla, o meşhur Tatar güzel gözlerin derinliğinde hem hapsoluyor hem de esaretimden kurtulup gerçek özgürlüğümü geri alıyorum.
Kozadan Çıkan Bir Kelebeğin Güncesi
İçimizdeki kazanma ve kaybetme muhasebesi nihayet sona erdi. Yüreğimin o yumuşacık kalbi dertli dalgalarla boğuşurken, avcumdaki o "pincik sevdam" artık bir cam fanus kadar kıymetli. Işık hızından binlerce kırık parçaya bölünmüşlüğümün dermanını, ulu ağaçların gövdesine sarıldığım o sükûnette buldum.
Geçmişin o kan ter içindeki rüyalarından, bebek çığlıklarıyla bölünen uykularından uyanıyorum. Kalbimin kabukları bir bir soyulup dökülürken, parlak ve kristalize çiçeklere dönüşüyorum. Kendi ruhuma biçtiğim o manevi ceza bitti; gözyaşlarımı dualarla okuyup üfledim. Şimdi gururlu, onurlu ve cıvıl cıvılım. Dünyanın merkezinde, ama bir o kadar da karmaşadan kopuk; Ela çekik gözlü bir Tatar kuşun kanatlarında yeni bir yaşama yol alıyorum.
Adanın Mirası: Toskana’dan Rum Tavernalarına
Gökçeada, her zamanki misafirperverliğiyle bizi uğurluyor. Parmak arası terliklerimin ayak basmadığı yer, keşfetmediğimiz kamp alanı kalmadı bu kez.
Toskana’yı aratmayan o nefis manzaralı kahvaltı sofraları,
Sakin koyların şifalı sularında atılan o özgür kulaçlar,
Ve geceyi onurlandıran o Rum tavernasındaki danslar...
Önemli olan o ritme eşlik etmek, o havayı ciğerlerine çekmekti. Hayatın burada yavaş aktığını, yavaştan alınan her şeyin aslında ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha fark ediyorum.
Gezginin Heybesinden Kalan Duraklar:
Vagon Camping: Doğanın ritmiyle uyumak.
Kent Müzesi: Adanın hafızasına dokunuş.
Polen Kahvaltı Yeri & Mustafa’nın Kayfesi: Güne başlamanın en lezzetli bahanesi.
Yorgo Baba Rum Tavernası: Müziğin ve dansın asil birleşimi.
Yıldızköy Arkadia Kamp Alanı: Yıldızların altında sessizlik.
İmroz Poseidon: Efsanelerin kıyısında bir veda.
Elveda güzel ada... Bir daha yolum ne zaman sana düşer bilinmez ama seni, o "akışta kalma" dersinle kalbime mühürledim. Tercihimi her zaman olduğu gibi yenilikten ve devinimden yana kullanıyorum.
Tülin ÖZKUL Mart 2026 – Gökçeada Vapuru
18.02.2023
METAMORFOZ GÖKÇEADAM
24.11.2021
GİRESUN KAMP NOTLARIM -YAYLALARDA KAMP KURACAKLARA TAVSİYELER
Yayla Günlükleri: Sislerin Ardındaki İlk Gece
"Bazen yol sizi sadece bir yere götürmez; sizi sizden alır, bulutların üzerine, ulu çamların fısıltısına bırakır. Biz de o çağrıya uyduk; arabamıza yazlık kışlık ne varsa doldurduk, yün yorganımızı yanımıza aldık ve Karadeniz’in o hırçın ama şifalı kucağına doğru yola çıktık."
20 günlük, zorlu ama bir o kadar da büyülü Doğu Karadeniz yayla turumuz başladı! Rota uzun, macera çetin: Giresun’dan Artvin’e, Zilkale’den Gito’ya kadar her tepede bir iz, her vadide bir hikâye bırakmaya niyetliyiz.
Başlangıç Noktası: Ünye’nin İyot Kokulu Sabahı
Maceramızın girizgahını Ünye’de yaptık. Gece sahil kenarına kurduğumuz çadırlarımızdan gün ağarırken süzüldüm. Herkes uykudayken denizin o tuzlu kokusunu içime çekmek, kuşların pervanesinde deniz kabuklarından hatıralar toplamak; doğa ananın bana sunduğu ilk "hoş geldin" hediyesiydi. Ama asıl sınav, yeşilin binbir tonuna ev sahipliği yapan Giresun yaylalarında bizi bekliyordu.
Giresun: Mavinin Yeşille Kucaklaştığı Yarımada
Giresun, Karadeniz’in tek adasına karşı selam duran, ulu ağaçların şehri. Kümbet’ten Kulakkaya’ya, Sisdağı’ndan Karagöl’e kadar uzanan bir keşif haritası çizdik kendimize. Derin vadilerin üzerine inci gibi dizilmiş bungalovlar ve çam ağaçlarının arasından parıldayarak akan dereler, ruhumuzu daha ilk dakikadan dinlendirmeye yetti.
Aymaç Tabiat Parkı: Zifiri Karanlıkta Bir "Ajan" Gibi
Kamp alanımıza ulaştığımızda gece zifiri karanlıktı. Farlarımızın ışık oyunları eşliğinde, ladin ormanlarının arasına gizli bir ajan gibi sızdık. Aymaç Tabiat Parkı’nın o el değmemiş, bakir doğasında çadırlarımızı kururken taze kekik kokulu yayla havası ciğerlerimizi bayram ettiriyordu.
Gece hava buz kesip çakal ulumaları çadırın duvarlarında yankılanırken, doğanın o hem ürpertici hem de hayranlık uyandıran gücünü iliklerimize kadar hissettik. Ama çadırın içi, o yün yorganın ve sıcak nefesimizin korumasında bir sığınağa dönüştü.
Zirvede Bir Şükür Sofrası
Sabah gözlerimizi çam ağaçlarının tam altında, masalsı bir manzaraya açtık. Kamp masamızda yok yoktu: Yayla balı, taze domatesler, peynir ve zeytin... O küçük kamp tüpünde demlenen çayın buğusu, içimizdeki minnettarlığın dumanı gibiydi. Aymaç’taki bu ilk gece, tüm tatilimizin harika bir habercisi oldu.
Doğa Gezginlerine "Yayla" Notları:
🌬️ Kat Kat Giyinin: Yayla havası şakaya gelmez; yazın ortasında bile battaniyeniz ve yün yorganınız en iyi dostunuz olacak.
🔦 Karanlığın Sessizliği: Kamp alanına gece ulaşacaksanız ışık kaynağınız güçlü olsun ama zifiri karanlığın içindeki o "vahşi" sessizliği dinlemeyi ihmal etmeyin.
🚶♂️ Disiplin Şart: Rehberin adımları sık, yol uzun. Doğada vakit geçirmek sabır işidir; Aymaç’ın gizemli patikalarında kaybolmak için can atın.
"Yolculuğun henüz başındayız. Rehberimiz yeni rotalar çiziyor, dağlar bizi çağırıyor. Bakalım sislerin ardında bizi daha neler bekliyor?"
Madame Savon YOLDA / Giresun - Aymaç Tabiat Parkı 2024
Yeni rotamız milli parkın içinde olan Kuzalan şelalesi ve sodalı göller...
Ahşap yolları ve eşsiz doğasıyla öne çıkan tabiat parkının, en dikkat çeken noktalarından biri olan Kuzalan Şelalesi; yükseklerdeki beyaz travertenlerden akarak geliyor ve 4 kola ayrılarak eşsiz bir doğal güzelliği ortaya çıkarıyor.
Sık ağaçlı yapısı ve sodalı gölleriyle , tabiat parkı inanılmaz büyüleyici bir güzellikte..
Sodalı suların olduğu alanı yürüyerek tırmanıyoruz, yol biraz yorucu olsada gördüğümüz her birikinti her doğa harikası bizi kendine hayran bırakıyor.
Sodalı sularını içmeye doyamıyor eski değirmenin olduğu yerde küçük bir mola vererek kalan son suyumuzu da burada içerek bitiriyoruz.
Yukarılara çıktıkça, nefes alışverişimiz değişiyor kalp ritmimiz hızlanıyor..
Yukarı eğimli merdivenler ne kadar rahat görünse de çıkmak oldukça zorluyor bizleri..
Ardımızda bıraktığımız manzara nefes kesici bir güzellikte..
Uzaktan yayılan sisi içinize alıp, dağ çiçeklerini okşayarak seviyorsunuz..
Gökyüzünün ve rüzgarın haşin sesini, saçınızda ve yüzünüzde hissetmek mutlulukların en güzeli..
Orman içindeki devasa ğaçlara, dev yapraklı bitkilere, kırmızıya boyanmış sodalı sulara ve bembeyaz travertenlere hayran kalarak yolumuza devam ediyoruz.
Tabiat parkından büyülenmiş bir şekilde inişe geçiyoruz ..
Yol üstünde gördüğüm köyler ilham verici, uzaktan bakınca karınca boyutunda ince uzun dolambaçlı yollar çok güzel görünüyor..
Fındık bahçelerinden sesler geliyor kulağımıza..
Yol boyu gördüklerimizle selamlaşıyor, açık havada yürüyüşümüzün keyfini çıkarıyoruz.
Mis gibi kokular, rahiyalar çiçek kokuları arasında ufak adımlarla yolumuza devam ediyoruz.
İnişimiz biraz yorucu oluyor fakat; aklımızda Mavi göl'ün hayali var..
Yol boyu elimizde eteğimizde ki ganinetleri yiyerek başlıyoruz inişimize; kış armudu, dalından taze fındık, ve tatlı elma..
Doğa ana yol boyu farklı bir tılsımla bize eşlik ediyor, nihayet Mavi Göl'e varabildik..
Hakikatende en büyüğü 30 metre çapında olan turkuaz renkli mavinin farklı tonlarını gözlerimizin en derinlerine sunan göller karşısında şaşkınlığımızı saklayamıyoruz.
Farklı bir atmosferin içindeyiz..
Kireç taşları ve sodalı suyun etkisiyle turkuaz renge dönen mavi göle hayran kalıyoruz.
Kuzalan Şelalesi Tabiat Parkı‘nın bir diğer öne çıkan güzelliği ise Pamukkale’yi anımsatan beyaz travertenleri oluyor.
Kuzalan Şelalesi ve Mavi Göl‘ün arasındaki yokuş yolu takip ederek görebileceğiniz bu travertenler, ziyaretçiler tarafından pek bilinmese de keşfedilmeyenin peşinde olan biz doğa tutkunlarını fazlasıyla cezbediyor.
60 farklı familyaya ait 129 bitki türü ve 36 familyaya ait 105 kuş türüne de ev sahipliği yapan bu muhteşem tabiat parkının en zirve noktası; deniz seviyesinden 1800 metre yükseklikteki Dikoluk Pınarı ve Marazlı Tepesi..
Hızlıca kamp alanımıza doğru ilerlemekte fayda var, hava değişken yüzünü göstermek için acele ediyor..
Güneşli başladığımız yolculuğumuz yerini bol yağmura ve sise bırakıyor..
KUZALAN ŞELALESİ VE MAVİ GÖL
Yeni rotamız olan yağmur, sis ve tüm doğa harikalarının iç içe geçtiği cennet Alçakbel Piknik Alanına kampımızı atıyoruz.
Burası temiz hava eşliğinde piknik yapmak isteyenlerin bir numaralı tercihi...
Yorgunluk açlık ve hafif bastıran sisin etkisiyle efsunlu bu yerde yemek için hazırlıklara başlıyoruz.
Yemek üresince sohbetler devam ediyor, gün boyu nerelere gittik neler yaptık tek tek üzerinden geçiyorz.
Harika bir manzara eşliğinde yaylalarda yuvarlanmanın, devasa salıncaklarda sallanmanın keyfini sürmüşüz gün boyu..
Yol üstünde keşfettiğimiz @gırıkbahçe restaurant'ta harika bir kara lahana çorbası içmişiz..
Sis bir yandan bastırırken şömine başında keyif yapmışız..
Buralara gelmişken mutlaka yöresel yemeklerin tadına bakmanızı öneririm.
Kara lahana çorbası, lahana diblesi, , pazı mücveri, , laz böreği, fasulye diblesi, pancar sarması, hamsi böreği, mısır ekmeği, fasulye turşusu, ısırgan çorbası, galdirik turşusu yörenin en çok beğenilen yemekleri..
Bana göre yöre evlerde yapılan yemeklerin lezzeti ta burdan arşa çıkar, yağından suyundan el emeğinen çok fark ediyor.
Artık akşam olmak üzere hem yorgunluk hem de açlık bizi zorlamaya başladı..
Yaylalardan köylere köylerden şehir meydanlarına doğru iniyoruz.
Hemen karşımıza çıkan kasaptan güzel bir et alıp akşama nefis bir saç kavurma yapımına hazırlanıyoruz..
Hazır alışveriş molası verilmişken kasabın önünde oturmuş geleni geçeni izliyorum..
Sıra sıra tezgahlarda taze tereyağ , peynir ve mantar çeşitleri satılıyor, esnaf güleryüzlü canayakın..
Fırından tazecik aldığımız ekmek ve simitle birazcık karnımızı doyuruyoruz.
Çoğu tezgahın başında kadınlar var bir nevi gurur duyuyorum yurdum insanımın çalışkanlığıyla..
Alışverişimiz bitiyor, ayrılmadan önce küçük bir dükkandan kovboy şapkası alıyorum.
Yol boyu bana eşlik edecek bu güzel şapkayı başımdan hiç ama hiç çıkarmıyorum:))
Köy yaşamı çok şey katıyor insana elinde olanlara şükrediyor rahat yaşamlarımızın kıymetini bir üst mertebeden kıymetini biliyoruz..
Hep beraber, saçda et kavurmazı yapıp , nezih masamızı şen kahkahalarımız ve topladığımız beyaz papatyalarla taçlandırıyoruz.
Masamızın etrafında oynaşan rengarenk ışıklar, altın bir mücevher gibi yüzümüze yansıyor..
Sohbeti koyulaştırmak istiyoruz fakat yağmur gittikçe bastırmakta..
Erkenden çadırlarımıza çekilme fikri ne kadar kabak tadı versede:)) yaktığımız ateşin başında son bir kahve keyfi yapmaktan bizi kimse alıkoyamaz:)))
Gece karanlık ve her yer ateş duman is kokuyor, uluma ve yırtıcı hayvanların sesleri geceyle birlikte birbirine karışıyor.
Bir gece önce ki Samanyolu ve yıldızlardan eser yok..
Kamboçya ormanını andıran kamp alanımızda göz gözü görmüyor..
Çadırımızın üstüne yağan yağmur ufaktan içeri giriyor, botlarımız , sandalyelerimiz ıslanmış vaziyette:)..
Uzun bir gece uykusu sonrasında tazece canlanmış fresh bir sabaha günaydın diyoruz.
Güneş tanrıçamız nasıl olsa tüm yeryüzünü ısıttığı gibi bizleri de fazlasıyla ısıtıcak ..
Tabi önemli olan kalplerin ısınması gerisi hallolur nasıl olsa:)))
KÜMBET YAYLASI - KOÇKAYA TABİAT PARKI- BİRUN DAĞ EVİ
Şehrin en önemli doğal güzelliklerinden biri olan, gür ormanlarla çiçeklerle bezeli atmosferiyle tertemiz bir havaya sahip Koçkaya tabiat parkı içinde ki Kümbet yaylasına ne söylesek az kalır bence:)).. bakınız: Birun kümbet dağ evi
Kümbet dağ evi hem yaz hem de kış tatili için yer arayanlara bir nimet..
Nefis manzaralı odalar, ateş başı dinlence köşeleri, misafirperfer güleryüzlü personeli ve yayla havasıyla vazgeçilmezler arasında..
Muhteşem fotoğraf karelerine hayat verdiği Kümbet yaylasında her yıl temmuz ayında şenlikler düzenleniyor.
Devasa şato kıvamında yayla evleri , gözün alabildiği sisin içinde beliren tılsımlı vadiler muhteşem..
Ormanların, ahşaba yönelik endüstriyel tasarım için kendini fazlasıyla feda ettiği her şeyi burada bulmak mümkün.
Kütük evler, kütük masalar, oturma yerleri hediyelik eşyalar ve daha niceleri..
Biruni yaylasında kocaman salıncaklar da sallanıyoruz..
Aniden bastıran sisin güzelliğinden kendimizi alamıyorz burada, hem oteller, geziyoruz hem de sıcak bir bardak çayımzı içip yolumuza devam ediyoruz.
Eşsiz havası ve doğasıyla öne çıkan yayla aynı zamanda çeşitli orman güllerine ve vargit çiçeklerine de ev sahipliği yapıyor.






GİRESUN KRATER GÖLLERİ
Giresun’un Dereli ilçesine 57 km uzaklıkta 2754 metrelik bir rakımda birbiri ardına sıralanan Giresun Krater Gölleri‘ne halk arasında Karagöl, Sağrak Gölü, Aygır Gölü ve Bağırsak Gölü gibi isimler verilmiş.
Yaban hayatı açısından da büyük önem taşıyan göllerin çevresinde birçok hayvan çeşidi bulunuyor.
Sunduğu manzaralarla ender görülen görüntülere sahne olan gölün çevresi doğa aktiviteleri için de oldukça uygun olduğundan oldukça rağbet görüyor..
Yaylara çıkmak için altınızda iyi bir aracın olması gerekiyor, belli bir alana kadar araçla ulaşmaya çalıştık fakat; yolların fazla yıpranmış olması nedeniyle çoğu krater gölleri göremeden geri döndük.
Aldığımız yayla havası bize fazlasıyla yetti fakat siz buralara kadar gitmişken mutlaka bu yaylaları görün derim.
''bu gezilerde en çok nelerden etkilendin? diye soracak olursanız tek kelimeyle krater göller derim''
Karadeniz yaylaları baştanbaşa bu göllerle çevrili, her şehrin ayrı bir yaşam kültürü olduğu gibi yaylalarında kendilerine ait buzullarla çevrili krater gölleri mevcut..
Bakış açınızı değiştirerek insan olmanın erdemini keşfetmek ve ruh dunyanızdaki gerçek kişiliğinizle yüzleşmek istediğinizde bu el değmemiş bakir rotalar sizlere çok iyi gelecektir.
Teknoloji ve gerçeküstücülükten uzak, rüyalar ülkesinin en derin en yeşil vadilerinde kaybolarak kendinizi bulduğunuz vakit ise: geri dönmek için hazır olacaksınız..
Yaylalarda çektiğim videoları aşağıya bırakıyorum belki izlemek istersiniz..
Keyifle okumanız ve sonunda eşsiz Giresun yaylalarını gezi rotalarınza eklemeniz dileğiyle..
Sevgiler herkese Tülin Özkul
Eylül 2021 GİRESUN DERELİ - KÜMBET YAYLASI
Etkinlik: CEP DER TREK Trekking ve Yürüyüş Grubu Lideri ZEKİ ÇEPNİ
Yerel Rehber: Mustafa Aydın 0505 3058385 Sosyal Medya , gidosk
Giresun Oryamtiring İl Temsilcisi ve Giresun Doğa Sporları Klubu Yönetimi
GİDOSK
UNUTMADAN!!!
Yemyeşil Giresun yaylalarına gitmeden önce kamp için nasıl hazırlandık? yanımızda neler götürdük? neler yedik içtik? biraz bunlara değinmek istiyorum.
Eminim uzun süreli kamp yapacaklar için bu bilgilerin bir nebze olsun faydası olacaktır diye düşünüyorum.
Mevsim devamlı değişken olduğu için hem yazlık hemde kışlık kıyafet almak gerekiyor.
Öncelik sıcak tutacak mont ve anorak yelek, belki polar bir eşofman ve sweat..
Kışlık bot, spor ayakkabı da almakta fayda var.
Belki daha fazlası da olabilir.
Sıcak tutacak bir hırka, havanın sıcaktan soğuya doğru anlık değişimleri nedeniyle eldiven sapka..
Sırtınızı ve ayaklarınızı sıcak tutacak örgü türü çorap şal gibi şeyler de işinizi görecektir.
Kamp için her ne kadar uyku tulumu, kışlık çadır iş görsede; bana kalırsa yaylalarda kamp kuracaksanız, aracınıza yün battaniye kalın yün yorgan almanızda fayda var.
Böylece ani hava değişimlerinde yaylalarda -18 soğukta olsanız da üşümez donmazsınız..
Hava durumlarına pek aldanmayın gece gündüz ve yaylalarda sıcaklık dereceleri çok fark ediyor.
Tüp mutlaka alın yanınıza, her güne pratik bir yemek pişirme işiniz var...
Konserve olur, makarna olur, bulgur olur iyi bir tavanız varsa bol bol et tavuk ızgara yapabilirsiniz ..
Yaylaya çıkmadan hemen önce tüm alışverişinizi yapıp her şeyinizi yanınızda bulundurun derim..
Ekmeği bol bol alın, kahvaltı için klasik şeyler süt sevdiğiniz kahvaltı gevrekleri olsun yanınızda..
Biz bir ara yufka alıp yol kenarında gözleme bile yapmıştık mesela:)))..
Tabi söylediğim tüm bu ürünler için mini bir araç buzdolabı olması lazım, ya da bu tür şeyleri günlük alıp tüketebilirsiniz.
Minik tencere tava çaydanlık kap kutusu, ve ayrı bir kutu yada çanta yiyecekleri kutusu olmalı..
Yiyecek ve kahvaltılıklarınızı arabada büyük bir kutuda saklayabilirsiniz fakat; masanıza getirdiğiniz herşey minimal anlamda küçük kaplarda olmasında fayda var..
21.11.2021
KAMP YERİ SEÇERKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER
Doğanın Kalbinde Konaklama Sanatı: Kampçının El Kitabı
Gökyüzünü bir yorgan, toprağı bir sırdaş edinmek paha biçilemez bir özgürlüktür. Ancak bu özgürlük; doğaya duyulan derin bir saygı ve titiz bir hazırlıkla taçlandırılmalıdır. Madame Savon’un merceğinden, vahşi doğada konforu ve güveni inşa etmenin incelikleri...
I. Altın Kural: Hazırlık ve Keşif
Bir rotaya çıkmadan önce, kalbinizden önce zihniniz o bölgeye varmalıdır.
Malzeme Testi: Yeni aldığınız her bir ekipman, evinizin güvenli ortamında en az bir kez kurulmalı ve rüştünü ispat etmelidir. Doğanın ortasında eksik bir kazık veya çalışmayan bir ocakla karşılaşmak, maceranın ruhunu zedeleyebilir.
Bölge Analizi: Ulaşım, su kaynakları, elektrik imkanları ve telefon çekim gücü gibi hayati detayları önceden bilmek gerekir. En kıymetli bilgiler, o toprağın kadim sahibi olan köylülerden edinilir.
II. Çadır Yeri Seçimi: Stratejik Bir Estetik
Çadırınızı kuracağınız yer, o geceki huzurunuzun mühürlendiği noktadır.
Güneş ve Rüzgar: Mümkünse güneş almayan gölge alanlar ve rüzgarın hiddetinden uzak kuytular tercih edilmelidir. Hava kararmadan kurulumu tamamlamak, doğanın ritmine ayak uydurmanızı sağlar.
Doğal Riskler: Yıldırım tehlikesine karşı tek bir ağaç altına, sel riskine karşı dere yataklarına veya taş düşmesi ihtimaline karşı kaya diplerine asla sığınmamalıyız.
Zemin Etüdü: Taşlık bir zeminde tüm taşları ayıklamak, çadırın tabanını ve sizin konforunuzu korur. Eğer hava yağışlıysa, iplerin gerginliğinden ve sabitlemeden emin olunmalıdır.
"Doğaya zarar vermemek, kamp yerini seçerken en büyük konforumuz olmalıdır. Biz orada bir misafiriz; geride sadece ezilmiş otlar ve temiz bir hatıra bırakmalıyız."*
III. Kamp Yaşamının İncelikleri
Ayakkabı Disiplini: Ayakkabılarınızı çadırın dışında, doğanın tozundan ve neminden arındırarak bir torba içinde saklamak, iç mekanın hijyenini korur.
Mutfak ve Uyku Ayrımı: Yabani dostlarımızla mesafeyi korumak adına yemek pişirdiğimiz alan ile uyuduğumuz alan birbirinden uzak olmalıdır. Gıda kapları mutlaka bir ağaca asılarak muhafaza edilmelidir.
Nemle Mücadele: Islak bir tente, çadırın en büyük düşmanıdır. Toplanırken güneşle kurutulmalı, mümkün değilse iç tenteden ayrı paketlenmelidir.
Atık Yönetimi: Yanınızda mutlaka büyük çöp torbaları bulundurmalı, doğada tek bir iz bırakmamalısınız.
🌊 Deniz mi, Orman mı?
Kampçılık, coğrafyaya göre şekil değiştiren bir disiplindir.
Açık Arazinin Yalnızlığı: Doğayla baş başa kalmanın keyfi başkadır ancak ücretli kamp alanlarında mutfak, hijyen ve banyo imkanları uzun süreli konaklamalar için büyük bir lükstür.
Güvenli Limanlar: Uzun yolculuklarda kamp yeri bulamadığınızda, butik otel veya bungalov çevrelerinde izin alarak konaklamak, kendinizi güvende ve iyi hissetmenizi sağlayacak zarif bir çözümdür.
📅 Gelecek Planı: Gökçeada Kampı
Önümüzdeki yaz, Crazy Hikers grubumuzla birlikte Gökçeada’nın rüzgarlı tepelerinde ve bakir koylarında bir kamp rüyası planlıyoruz. Yıldızların altında bu eşsiz deneyimi paylaşmak, kamp yerleri ve fiyatlar hakkında güncel bilgiler almak isterseniz bana her zaman ulaşabilirsiniz.
Bize Katılın:
E-posta: tulin.ozkul4@gmail.com
Instagram & Youtube: Madame Savon Yolda
Hazırlığınız tam, yolunuz açık olsun. Doğanın sessizliğinde buluşmak dileğiyle...
UYKU TULUMU SEÇİMİ
Yıldızlar Altında Sıcak Bir Koza: Uyku Tulumu Seçme Sanatı
Unutulmamalıdır ki; uyku tulumları kendileri ısı üretmez. Onlar, vücudunuzun yaydığı o kıymetli sıcaklığı hapseden ve dış dünyayla aranıza bariyer kuran sessiz muhafızlardır. Ancak en kaliteli tulum bile, altında doğru bir mat desteği yoksa, toprağın soğuğuna karşı mağlup sayılır. Yalıtım, konforun temel taşıdır.
1. Sıcaklığın Alfabesi: Standartlar ve Limitler
Çoğu üretici, uluslararası EN13537 standartlarını kullanır. Etiketlerde gördüğünüz o terimlerin aslında ruhunuza fısıldadığı gerçekler şöyledir:
Comfort (Konfor): Kadınlar ve "soğuk uyuyan" erkekler için en sağlıklı kriterdir. Bu derecede huzurla uyuyabilirsiniz.
Lower Limit (Alt Limit): Metabolizması yüksek, üşümeyen bir erkeğin konforlu uykusu için sınır çizgisi.
Extreme (Ekstrem): Bu bir konfor derecesi değil, bir "hayatta kalma" sınırıdır. Hipotermiden yaklaşık 6 saat korunma limitidir; seçim yaparken bu rakamı asla baz almayın.
2. Dolgunun Ruhu: Kaz Tüyü mü, Sentetik mi?
Tulumun kalbi, içindeki yalıtım malzemesinde (Loft) atar.
Asil Kaz Tüyü: Hafifliğin ve sıcaklığın zirvesidir. Az yer kaplar, nefes alır ve çok dayanıklıdır. Ancak ıslanmaya karşı hassastır; ıslandığında topaklanır ve yalıtım gücünü kaybeder. "Fill Power" değeri yükseldikçe (800-900 gibi), tulumunuz hem daha hafif hem de daha sıcak bir mucizeye dönüşür.
Pratik Sentetik: Polyester kökenli bu dolgu, bütçe dostudur ve islandığında dahi yalıtım özelliğini bir miktar korur. Araçla gidilen, ağırlığın önemsiz olduğu kamplar için idealdir; ancak her sıkıştırmada performansını kaz tüyüne göre daha hızlı yitirir.
3. Anatomi ve Form: Mumya Şeklinin Zarafeti
Vücut hatlarını en iyi saran ve ısı kaybını minimize eden form mumya şeklidir.
Boşluk ve Isı: Tulumun içinde ne çok boşluk kalmalı (vücudunuzun o alanı ısıtması zordur) ne de çok dar olmalı. Eğer tulumunuz boyunuza göre uzunsa, ayak ucuna ertesi gün giyeceğiniz polar kıyafetleri yerleştirin; hem boşluğu doldurur hem de sabah sıcacık giysilerle uyanırsınız.
Cinsiyet Farkı: Kadın tulumları, anatomik farklar gözetilerek kalça kısmı daha geniş, omuzları daha dar ve boyu daha kısa üretilir.
4. İnce Detaylar, Büyük Konforlar
Termostat Olarak Başlık: Isı en çok baş bölgesinden kaybedilir. Başlığınızı bir termostat gibi kullanın. Hijyen için başınıza bir buff takmak, saç yağının tuluma bulaşmasını engelleyerek ömrünü uzatır.
Fermuar Disiplini: Kumaşa takılmayan, pürüzsüz çalışan ve çift taraflı fermuarlar gece yarısı kurtarıcınızdır. Kaliteli tulumlarda fermuar boyu sert bariyerler kumaşın sıkışmasını engeller.
İçlik Kullanımı: Tulumunuzun içine giyeceğiniz bir içlik (liner), hem hijyen sağlar hem de sıcaklığı birkaç derece artırır.
Gizli Cepler: Telefonunuzu ve pillerinizi donmaktan korumak için tulumun içindeki küçük cepler altın değerindedir.
"Mutfakta emek, yolda disiplin, uykuda ise doğru ekipman... Doğanın kucağında geçirilen her gece, doğru tulumla bir şifaya dönüşür."
Madame Savon Yolda / İletişim: 0554 994 31 22
14.10.2021
BEYKOZ KABAKOZ'DA KAMP NOTLARIM
Ruhun Kıyısında Bir Gece: Kabakoz’da Teslimiyet ve Aşk
"Doğa, bazen sizi sert bir dalgayla yere serer ki; toprağın sıcaklığını ve suyun gücünü aynı anda hissedip kendinize gelin. Kabakoz’un hırçın denizi beni ilk rauntta yere yıktığında anladım: Burada misafir değil, bu devasa tablonun küçücük bir parçasıydım."
Beykoz’un gizli kalmış köşesi Kabakoz; askeri bölgenin kıyısından geçilerek ulaşılan, ağaçların denize fısıldadığı o büyülü kamp alanı... Ağustos sıcağında, elimde kamp yüklerimle ilk selamımı verdiğimde, ufukta şahlanan dalgalar pek de misafirperver görünmüyordu.
Denizin "Hoş Geldin" Tokadı
İyi yüzmeme rağmen dalgaların hırçınlığı beni başta ürküttü. Ayaklarımı suya soktuğum an, dev bir dalganın hamlesiyle kendimi kumların üzerinde buldum. Dudaklarımdan burnuma sızan tuzlu suyun her zerresini hissederken kahkahalarla güldüğümü hatırlıyorum. "Hoş bulduk Kabakoz!" dedim içimden. Meğer kaderde eğlenerek de yere yıkılmak varmış.
Ufukla Gelen Aşk ve Benlik
Ertesi sabah uyandığımda, dünkü hırçın deniz gitmiş, yerine çarşaf gibi, hüzünlü ve davetkar bir durgunluk gelmişti. Tepeye tırmandığım o an anladım: Ben buraya sırılsıklam aşık olmuştum. İnsan sadece insana aşık olmazmış; masmavi gökyüzüne, başımda dönen alıcı kuşlara ve ufkun o sonsuz boşluğuna da aşık olabilirmiş. O tepede, dünya benden uzaklaşırken benliğimin ufukla beraber kanat çırptığını hissettim.
Gece: Yıldızlar, Dans ve Ateş
Kabakoz’un gecesi bir başka senfoni... Çam ağaçlarının kokusu genzimize dolarken, elimizde renkli ışık küreleriyle sahile akmak, çılgınlar gibi dans etmek bir nevi arınma töreniydi. Flaşlar patlıyor, ter içinde kalıyor ama içimizdeki o çocuksu neşeyi her saniye daha çok büyütüyorduk. Yıldızlara bu kadar yakınken, şehrin tüm ağırlığı o sahnede uçup gitti.
Sessizliğin Ötesi: Issızlıkta Bir Gece Daha
Herkes dönerken, biz o ıssız koyda bir gece daha kalmayı seçtik. Ateş yakmanın yasak olduğu o sessiz pazar gecesinde, sadece denizin uğultusu ve yemek arayan köpeklerin hırıltısı vardı. Mağara gibi küçük bir koyda sönmek üzere olan cılız bir ateşin ışığında, derinlerde yaşayan deniz canlılarını düşündüm. Bizim yeryüzündeki ışıltımızın, onların karanlık dünyasını nasıl renklendirdiğini hayal ettim...
Kabakoz ve Çevresi İçin "Keşif" Rotaları
Yolunuz düşerse yanınıza bir çadır, bir uyku tulumu ve biraz cesaret almanız yeterli. İşte kaçırmamanız gerekenler:
🐟 Poyrazköy Molası: Köyü gezip denize girin, meydanda bir çay içip o meşhur taze balıkların tadına bakın.
🍋 Anadolu Feneri & Limonata: Köy meydanının aşağısındaki Güzelce Fener’e uğrayıp eşsiz manzara eşliğinde buz gibi bir limonata ile serinleyin.
🏰 Tarihi Selamlayın: Hazır buralardayken Anadolu Kavağı’na inip Yoros Kalesi’nin surları arasında tarihe dokunun.
🔭 Tepe Gözlemi: Sabah erkenden kalkıp en yüksek tepeden kuşların ve denizin uyanışını izleyin.
"Bundan ötesi sessizliktir. Bundan ötesi ruhları dinlendirme köşesidir. Bundan ötesi seyru alemdir dostlar..."
TÜLİN ÖZKUL Beykoz - Kabakoz Günlükleri (Ağustos 2021) Teşekkürler Beykoz Trekking (Niyazi Abi)



DUBAİ : ÇÖLÜN ORTASINDA Kİ VAHA
Dubai, sadece bir ticaret merkezi değil; aynı zamanda "imkansızın mümkün kılındığı" bir mühendislik ve sanat harikası. Dubai denil...
-
Buzdan Bir Masal: Horma Kanyonu’nun Kalbine Yolculuk Baharın gelişini beklemek, sabırsız yüreklerin kârıdır; biz ise ruhumuzu alıp soğuğun e...
-
Ateşin Dansı, Baharın Şarkısı: Bir Kakava Destanı Baharın müjdecisi rüzgarlar kapıyı çaldığında, ruhumuzu Edirne’nin uçsuz bucaksız sarı atl...
-
Yayla Günlükleri: Sislerin Ardındaki İlk Gece "Bazen yol sizi sadece bir yere götürmez; sizi sizden alır, bulutların üzerine, ulu çamla...
Bu Blogda Ara |
Popular Posts
-
Buzdan Bir Masal: Horma Kanyonu’nun Kalbine Yolculuk Baharın gelişini beklemek, sabırsız yüreklerin kârıdır; biz ise ruhumuzu alıp soğuğun e...
-
Ateşin Dansı, Baharın Şarkısı: Bir Kakava Destanı Baharın müjdecisi rüzgarlar kapıyı çaldığında, ruhumuzu Edirne’nin uçsuz bucaksız sarı atl...
-
Yayla Günlükleri: Sislerin Ardındaki İlk Gece "Bazen yol sizi sadece bir yere götürmez; sizi sizden alır, bulutların üzerine, ulu çamla...






















































































