17.08.2017

Frida Kahlo'nun Renkli Dünyasında Olmak.

🌺 Frida Kahlo: Acının Tuvalinde Bir Direniş Senfonisi

"Önemli olan hiç parçalanmamak değil; parçalandıktan sonra o kırıklardan daha güçlü bir bütün inşa edebilmektir."

Kafasında koca güller, bakışlarında Meksika’nın devrimci ruhu ve bedeninde bir ömür taşıdığı o sızılı metal çubuk... Frida, "Bir ressam olarak doğdum" diyecek kadar özgüvenli, "Bir fahişe olarak doğdum" diyecek kadar cesur ve "Bir aşık olarak öldü" diyecek kadar tutkulu bir kadındı. Onun hayatını yazmak, bir bıçağın keskin ucunda yürümek gibi; hem kanatıyor hem de hayatta olduğunuzu hissettiriyor.

🦋 Tahta Bacaklı Küçük Dev: Frida’nın Çocukluğu

6 Temmuz 1907’de, Meksika’nın o Mavi Ev'inde (La Casa Azul), devrimle birlikte doğmayı seçen bir ruhtu o. Altı yaşında geçirdiği çocuk felci, ona "Tahta Bacak Frida" lakabını bıraktı ama o, bu eksikliği giydiği uzun eteklerin zarafetiyle ve babası Wilhelm’in ona aşıladığı o sarsılmaz iradeyle örttü. Bir erkek çocuğu gibi büyüdü; keskin, zeki ve pes etmez...

🚋 Altın Tozları ve Kırılan Bir Hayat

17 Eylül 1925... Bir tramvay çarpışması, altın tozlarının havada uçuştuğu o an; Frida’nın bedenini parçalara ayırdı. 32 ameliyat, aylarca süren korseler ve yatağa mahkûmiyet... Ama annesinin tavana astığı o ayna, Frida’nın kurtuluşu oldu. Parçalanmış bedenine attığı ilk çığlığı, fırçasının darbeleriyle dindirdi. O aynadaki yabancıyla, yani kendisiyle yeniden tanıştı. Resim onu iyileştirmedi belki ama ona acıyla dans etmeyi öğretti.

🎨 "Evren Diego, Ben Diego": Devlerin Aşkı

Meksikalı Michelangelo, Diego Rivera... Frida’nın hayatındaki "ikinci büyük kaza". Ona olan aşkını şu sözlerle mühürlemişti: "Başlangıç Diego, Yapıcı Diego, Çocuğum Diego... Ben Diego... Evren Diego." Diego onu defalarca yaraladı, defalarca yalnız bıraktı; ama Frida, bir erkeğin arkasında değil, tam yanında, kendi renkleriyle durmayı seçti. Diego onun için her şeydi: babası, oğlu, sevgilisi ve celladı.


⚓ Madame Savon’un Kadınlara Notu: Kendi Küllerinden Doğmak

Tarih; Sylvia Plath’ten Camille Claudel’e kadar deha sahibi birçok kadını, sevdikleri adamların gölgesinde bıraktı. Ama bugün durup kendimize bakma vakti. Mutluluk; bir adamın kollarında sindirilmek değil, onun tam yanında, omuz omuza durabilmektir.

Yanlış giden ne varsa orada bırakın. Kimseye muhtaç değilsiniz. Aynaya bakma cesaretiniz yoksa, dünyanın size bakmasını bekleyemezsiniz. Bugün bir plan yapın; ama bu sizin planınız olsun. Kendi masanız, kendi işiniz, kendi hayır'ınız... Yıllar önce vazgeçtiğiniz o "siz" olun. Saçınızı kestirin, bir seyahate çıkın, yeni bir dil öğrenin ya da sadece susun. Ama mutlaka kendiniz olun.


🕯️ Veda: Yaşasın Hayat!

Temmuz 1953'te sağ bacağını kaybettiğinde bile pes etmedi. Ölmeden kısa süre önce tamamladığı son tablosuna "Viva La Vida" (Yaşasın Hayat) adını verdi. 13 Temmuz 1954'te aramızdan ayrılırken arkasında acıdan süzülmüş devasa bir güzellik bıraktı. Külleri şimdi o çocukluğunu geçirdiği Mavi Ev'de, huzur içinde dinleniyor.

Seni sevmekten neden vazgeçtim? Çünkü kötü günümde yanımda olmadığını, gözlerime kalbinle bakmadığını ve bencilce sadece kendi geleceğini düşündüğünü anladım. Sevgim yüceydi ama senin benden çoktan vazgeçtiğini fark ettiğim an, ben de senden vazgeçtim.

TÜLİN ÖZKUL / 2024 - Frida'nın Anısına



“Bu üzerime gelen aynanın altında; birden, 


şiddetli bir resmetme arzusu uyandı bende.” 


“Kendi portrelerimi yapıyorum; 

çünkü çoğu zaman yalnızım ve en iyi bildiğim 

insan da benim.







 Frida'dan Diego'ya mektup:
Diego Rivera'ma..

Seni sevmeye başlayalı çok uzun zaman oldu. Küçük bir kız çocuğu idim, seni sevmeye başladığımda. Şimdi ise bedeni çürümeye başlayan yaşlı bir kadınım. Bütün bedenler çürüyor aslında diegom. Eskiyor bütün bedenler.

Ama acı çeken yüreği var ise bir bedenin, daha hızlı çürüyor o beden.
Benim acı çeken bir yüreğim var Diego. Seni sevmeye başladığım o günden beri, acı çeken bir yüreğim var.

Beni anlamadın demeyeceğim. Beni anladın. Zaten en dayanılmaz acı buydu. Sen beni anladın. Anladığın halde canımı yaktın Diego.

Ben de seni anlamak istedim. Tüm hayatımı, hayatımın her bir zerresini seni anlamaya adadım. Sen nereye gittiysen, ben de gittim. Sen neye güldüysen ona güldüm. Sen kimi sevdiysen onu sevdim. Hangi kadınla seviştiysen o kadınla seviştim. Bende bulamadığın ve başka kadınlarda aradığın şeyi keşfetmek için, senin öptüğün kadınları öptüm. Dokunduğun kadınlara dokundum.

Senin sevmediklerini de sevdim ben Diego. Neden sevmediğini anlamak için, onları… sevdim. Ya da sevmeye çalıştım. İçimdeki, sana dair olan öfkeyi dindirmek için yaptım belki. Öfkem dinmedi diego.

Her defasında körkütük aşık olarak, sana döndüm. Ya da aslında senden hiç gitmemiştim.

Seninle Amerika’ya gelmemi istediğinde, benim olduğunu sandım. En büyük yanılgım oldu bu belki de. Sen ne benim ne de başka bir kadının olamazdın. Kimseye ait olamazdın sen. Ruhun buna izin vermezdi. Oysaki ben, sana ait oldum hep. Yattığım tüm adamlar ile sana ait olarak yattım Diego. Acı çekerek seviştim onlarla.

Bir tek senin çocuğunu doğurmak istedim. Ah Diegom, bu paramparça rahmimden nefret ettim, bebeğimizi tutamayınca. Söküp atmak istedim rahmimi. Sana çocuk doğurmayı beceremeyen bir organı taşımak yük oldu bana.

Kanlar içinde kaldığımda beyaz çarşaflar üzerinde, bana nasıl acıyarak baktığını gördüm. Nasıl korktuğunu, ölmem den. Sırf bundan ölmedim ben Diegom. Sen acı çekme diye. Ve beni terk ettiğinde, o kanlar içinde kaldığım günkü acı dolu bakışlarına sığınarak, acılı mektuplar yazdım sana. Çaresizlik kokan, kadınlık onurumu ayaklar altına aldığım mektuplar yazdım. Bana acı ve geri dön istedim. Buna bile razıydım sevgilim.

Senin çirkin olduğunu söyleyen annemden nefret ettim. Sana benim gibi bakamayan herkesten. Senin güzelliğini görememelerini anlayamadım hiç.

Kurbağa sevgilim, Diegom… Bana dünya’nın en büyük acısını yaşattın sen. Gün be gün öldüm seni sevmeye başladığım ilk andan itibaren.

Ama sevgilim, bir daha gelseydim dünya’ya yine seni severdim. Canlı canlı çürüyeceğimi bilerek!
Frida Kahlo

                                               Frida Kahlo kimdir


















                                  Frida Kahlo kimdir

Tarzından Örnekler















"Hep kendimi dünyanın en garip insanı olarak düşünürdüm. 
Fakat sonra dünyada ne kadar çok insan olduğunu düşünmeye başladım.
 Bu kadar çok insan arasında elbet benim gibi biri olmalıydı, kendini benzer yönlerden tuhaf ve kusurlu hisseden.
 Sonra onu hayal etmeye başladım.
 Bir yerlerde oturmuş onun da beni düşünüyor olduğunu hayal ettim.
 Yani eğer bir yerlerdeysen ve bunu okuyorsan ve bunu biliyorsan, evet, bu doğru ben buradayım ve en az senin kadar garibim."

Bu da benden bir selam olsun Frida'ya:)




TÜLİN FRİDA OLURSA:))











3.08.2017

PORTAKAL REÇELİ YAPILIŞI


 Kehribar Bir Kış Rüyası: İpinde Süzülen Portakal Reçeli

Kış mevsimi kapıyı çaldığında, mutfağımın en renkli ritüeli başlar. Kalın kabuklu portakalların o vakur duruşu, yorgan iğnesinden geçen ipliklerle birleşir ve ortaya sadece bir reçel değil, görsel bir şölen çıkar. Bu, sabrın şekerle, emeğin güneş rengiyle buluştuğu rafine bir yolculuktur.

Sabrın İnce İşçiliği

Kalın kabuklu, en seçkin portakalları hijyenle arındırdıktan sonra başlayan o "ipe dizme" serüveni, ilk başta bir parça zahmetli gelse de eliniz alıştıkça bir meditasyona dönüşür. Oval formda, inci gibi dizilen o kabuklar, soğuk rüzgarların estiği bir köşede küflenmeden kurumaya bırakılır.

Acıdan Arınma: Suyun Simyası

Portakalın o yabanıl acısını geride bırakmak için altı yedi kez tekrarlanan bir ritüelimiz var: Soğuk suyla başlayıp kaynamaya varan, her defasında tazelenen o su, kabuğun içindeki sertliği alır ve yerini uysal bir yumuşaklığa bırakır.

"Mutfakta bir taşım kaynayan ve ortalığa tarçın, elma, şeftali ve portakal kokuları salan her şeye varım. Çünkü o koku, evin ruhudur."


Altın Reçete: İpte Portakalın Estetiği

Gerekli Malzemeler:

  • Seçki: 2 Kilo Kalın Kabuklu Portakal

  • Tat: 5-6 Su Bardağı Şeker (Kendi damak imzanıza göre)

  • Gövde: 3-4 Bardak Su & 3 Bardak Taze Sıkılmış Portakal Suyu

  • Final: Yarım Limonun Taze Dokunuşu

Hazırlanışın Sanatı

  1. Dizim: İnce şeritler halinde dilimlenen kabuklar, yorgan iğnesi yardımıyla kavisli formlar verilerek ipe dizilir.

  2. Arınma: İpe dizili kabuklar, en az 5-6 kez soğuk sudan kaynar suya geçirilerek haşlanır. Her aşamada su tazelenir; amaç o karakteristik acıyı tahliye etmektir.

  3. Şerbetle Buluşma: Ayrı bir kapta hazırlanan şekerli suyun içine, acısından arınmış kabuklar nazikçe bırakılır.

  4. Derinlik: Karışıma ilave edilen taze portakal suyu, reçeli o beklenen yoğun meyve aromasına kavuşturur.

  5. Kıvam: Yarım limon ilavesiyle kıvam mühürlenir. Tabakta yapılan o "akışkanlık testi", reçelin hazır olduğunun işaretidir.

  6. Mühürleme: İpler, bir makas yardımıyla zarifçe kesilir ve sarı bir şölen halinde küçük cam kavanozlara pay edilir. Sıcakken kapatılıp ters çevrilen kapaklar, kışın bu en taze halini saklı tutar.


Sevdiklerinize Bir Kavanoz Güneş Götürün

Benim tercihim daima küçük kavanozlardan yanadır; hem tazeliği korumak hem de bu görsel hediyeyi sevdiklerinizle paylaşmak adına... Her an elinizin altında sarı bir şölene dönüşen bu kavanozlar, kış akşamlarının en zarif eşlikçisidir.

Yeni tatlarda, yeni güzelliklerde buluşmak dileğiyle...

Madame Savon’un Mutfağından Sevgilerle


PORTAKAL REÇEL TARİFİ

GEREKLİ MALZEMELER

2 KİLO PORTAKAL ( Kalın kabuklu olması önerilir) 

5-6 SU BARDAĞI ŞEKER (Size kalmış)

3-4 BARDAK SU

3  BARDAK PORTAKAL SUYU

YARIM LİMON

YAPILIŞI

Öncelikle, portakal kabuklarının kabuklarını ince ince dilimleyip, resimlerde gördüğünüz oval şekilde ipe diziyoruz.
 İpe dizdiğimiz portakal kabuklarını 5 kez kaynamış sudan geçiriyoruz.
 Bu işlemin detayını vermek gerekirse, soğuk suya koyduğunuz portakal kaynayınca suyunu döküp, tekrar soğuk su koyup kaynamasını bekliyoruz bu işlem 5-6 kez yapılması gerekiyor. Burada amaç kabuğun acı suyunun çıkmasıdır. 
Ayrı bir kapta şeker ve suyu kaynatıyoruz. Haşlanan portakal kabuklarını bu kaynattığımız şekerli suya ilave ediyoruz. İçine ayrıca portakal suyunu da ilave ediyoruz.
 Bir süre daha bu şekilde kaynatıp yarım limon suyunu ilave edip, reçel kıvamına geldiğinde ocaktan alıyoruz.
 Her reçel de olduğu gibi reçeli tabakta kontrol ediyoruz, mevcut bir akışkanlığı varsa reçeliniz olmuştur demektir. Bence reçelinizi küçük kavanozlarda saklamanızı öneririm.
 Yaz için saklamayı düşünüyorsanız bozulmaması ve kapağı açıldığında çabuk tüketilmesi için küçük kavanozlar tercih etmelisiniz. 
Kavanozlara yerleştirirken küçük bir makas yardımıyla veya bıçakla iplerini kesip dizilmiş portakalları kavanoza sırayla boşaltabilirsiniz.
 En üstlerine kalan sosunu döküp, kapağı sıkıca kapatıp, ters çevirip bir gece bu şekilde beklettikten sonra ertesi gün erzak dolabınıza yerleştirebilirsiniz.



Yorgan iğnesi ile kalın ipe dizdim

Sıcakken kavanoza koydum.








BAŞROLDE TURŞU



Asırlık Bir Ritüel: Toprağın ve Sirkenin Hafızası

Madame Savon Yolda: Geleneksel Turşu ve Salamura Rehberi


I. Bölüm: Arkaik Kültürden Saray Mutfağına

Turşu, sadece bir saklama yöntemi değil; sebzenin sirke ve tuzla girdiği o sabır dolu terbiye sürecidir. Antik çağlarda toprak küplerde başlayan bu yolculuk, 18. yüzyıl Osmanlı saraylarında hıyardan kavataya, naneden üzüme kadar uzanan muazzam bir çeşitliliğe ulaşmıştır.

"Turşu, sofranın iştah açan tınısı, ev yemeklerinin en sadık tamamlayıcısıdır."

Altın Kurallar: Başarılı Bir Kurulumun Sırları

  • Tuzun Karakteri: Sofralık ince tuzun aksine, kristalize iri salamura tuzu kullanılmalıdır.

  • Sirkenin Kalitesi: Sirke, turşunun ruhudur. Ne kadar rafine ve kaliteli olursa, sonuç o kadar asil olur.

  • Kavanozun Ruhu: Sağlık ve berraklık için daima cam kavanoz tercih edilmeli, kurulum öncesi fırında sterilize edilmelidir.

  • Hızlandırıcı Dokunuş: Mayalanmayı hızlandırmak için kavanozun dibine bir avuç çiğ nohut bırakmak, kadim bir mutfak sırrıdır.


II. Bölüm: Mevsimlerin Kavanozdaki İmzası

1. Klasik Kornişon ve Salatalık Turşusu

  • Özellik: Kütür kütür dokusunu koruması için salatalıklar bıçak ucuyla delinmelidir.

  • İmza: Defne yaprağı, sarımsak ve acı biberle zenginleşen, üzerine bir tutam maydanozla mühürlenen zamansız bir klasik.

2. Patlıcan Turşusu: Bir Mutfak Mühendisliği

  • Zanaat: Patlıcanların karnı yarılır; içleri havuç, sarımsak ve biberli özel bir harçla doldurulur.

  • Estetik: Harcın dağılmaması için dikiş ipiyle nazikçe bağlanan patlıcanlar, asaletlerini servis tabağında sergiler.

3. Kırmızı Pancar: İki Günlük Mucize

  • Farkı: Önceden haşlandığı için 48 saat içinde sofraya gelmeye hazırdır.

  • Renk Paleti: Üzüm sirkesi ve sarımsakla buluşan pancarın o derin yakut rengi, her sofrayı bir tabloya dönüştürür.


III. Bölüm: Niş ve Yöresel Esintiler

4. Sütlü Peynirli Biber Turşusu (Sütlüce)

  • Karakter: Sirke yerine günlük süt ve çökelek ile fermente olan, Rumeli esintili, kremsi ve sıra dışı bir lezzet.

  • Saklama: Zeytinyağı ile mühürlenip mutlaka serin bir köşede dinlendirilmelidir.

5. Yuvarlama (Sallama) Yağlı Turşu

  • Ritüel: Trakya’nın meşhur "tekme tokat" turşusu. Suyu yarısına kadar doldurulur ve her gün geçtikçe yuvarlanarak her bir biberin sosla özleşmesi sağlanır.

  • Öneri: Sapsarı, pırıl pırıl bir görüntü için elma sirkesi tercih edilmelidir.

6. Kuşkonmaz Turşusu: Modern ve Rafine

  • Zamanlama: Sadece 3 saatlik bir dinlenme ile tüketime hazır.

  • Aroma: Elma sirkesi, tarçın çubuğu ve yenibaharın kuşkonmazın asil duruşuyla modern bir sentezi.


IV. Bölüm: Saklama ve Püf Noktaları

Turşu suyunun beyazlanması veya bulanması bir kusur değil, doğallığın işaretidir. Tortusu süzülüp salamura takviyesi yapılarak turşunun ömrü uzatılabilir. En önemli kural: Kavanoza asla metal kaşık sokmamak, küflenmeyi önlemek için zeytinyağı ile üst yüzeyi korumaktır.


Tülin Özkul – 2012 / Madame Savon Arşivinden



2.08.2017

AROMATİK YAĞLAR VE FAYDALARI


 

Doğanın Kalbinden Gelen Şifa: Uçucu Yağlar ve Saklı Reçeteler

"Evrenin sırları ve yaşamın ahengi, küçük bir cam şişenin içindeki o uçucu özlerde saklıdır. Her damla, bize diriliği, güzelliği ve sağlığı müjdeliyor."

Yağmurların ardından gelen o taze toprak kokusu eşliğinde; uçucu yağların M.Ö. 3000’lere dayanan kadim hikâyesine davetlisiniz. Modern tıbbın alternatifi, kozmetiğin ise vazgeçilmezi olan bu yağlar; stresimizden uyku düzenimize, bağışıklığımızdan cilt güzelliğimize kadar her anımızda bize rehberlik ediyor.


✨ Öne Çıkan Şifalı Yağlar ve Mucizeleri

Yağ İsmiTemel FaydasıKullanım İpucu
Aynı Sefa 🌼Onarıcı & NemlendiriciTahriş olmuş bölgelere temizlik sonrası düzenli uygulayın.
Biberiye 🌿Kan Dolaşımı & Hafıza1 fincan suya 2-3 damla; saç dökülmesine karşı friksiyon.
Ardıç 🌲Detoks & SelülitToksin atmak için masajla yedirerek uygulayın.
KantaronYara & Yanık İzleriAntiseptiktir; iz bırakmadan iyileştirmeye yardımcı olur.
Gül Yağı 🌹Gençlik İksiriCildi gerginleştirir; badem yağı ile karıştırarak kullanın.
Çörek Otu 🛡️Bağışıklık KalkanıGrip dönemlerinde direnç için suya damlatılarak içilebilir.

🧪 Özel Karışımlar ve "Ev Yapımı" Reçeteler

🧴 Cilt Bakımı ve Gençlik Losyonu

Portakal, limon, kayısı, gül, buğday, papatya ve jojoba yağlarını karıştırın. Islatılmış bir pamuk yardımıyla cildinize sürün, 30 dakika bekleyip ılık suyla yıkayın. Işıltıyı fark edeceksiniz!

💆‍♀️ Stres Savar & Baş Ağrısı Masajı

Nane, papatya ve lavanta yağlarını şakaklarınıza dairesel hareketlerle uygulayın. Zihninizin nasıl berraklaştığını hissedeceksiniz.

🐚 Bronzlaşma & Deniz Yağı

Ceviz, kakao, havuç ve badem yağlarını karıştırarak tüm vücudunuza sürün. Güneşin altında, altın sarısı bir tenin anahtarı bu karışımda saklı.


☀️ Gökçeadalı Kaya Abi’nin "Özel Güneş Kremi"

Bu özel tarif, sadece bir güneş kremi değil, tam bir cilt onarıcı!

  • İçerik: Sokol bağırsak yumuşatıcı, Bepanthol, Yanık Kremi, Zeytinyağlı Krem ve Çinko Oksit.

Neden Çinko Oksit?

Çinko oksit, doğanın en güçlü kalkanıdır. Sadece güneşin UV ışınlarını engellemekle kalmaz; kolajen üretimini tetikler, akneyle savaşır ve cilt tonunu eşitleyerek pürüzsüz bir doku sağlar.


⚠️ Önemli Hatırlatmalar ve Saklama Koşulları

  • Çalkalayın: Bitkisel yağların yoğunlukları farklıdır; her kullanımdan önce sevgiyle çalkalayınız.

  • Işıktan Koruyun: Şifanın bozulmaması için serin ve doğrudan güneş almayan bir yerde saklayınız.

  • Hassasiyet: Bazı yağlar (kayısı çekirdeği, kekik gibi) hassas ciltlerde yanma yapabilir, mutlaka bir taşıyıcı yağla (badem veya zeytinyağı) seyreltin.


⚓ Madame Savon’un Şifa Notu:

Doğa, ihtiyacımız olan her şeyi bize sundu. Önemli olan o sesleri duyabilmek ve bu mucizeleri saygıyla hayatımıza dahil etmek. Kendi karışımınızı hazırlarken sadece bedeninize değil, ruhunuza da dokunduğunuzu unutmayın.

Hayatınızı küçük patika yollardan geçerek, doğanın ritmiyle uyum içinde yaşamanız dileğiyle...

MADAME SAVON YOLDA  / ŞİFA YOLUNDA



Doğanın Kalbinde; Bahar Festival'i Macerası

Doğanın Kalbinde;  Madame Savon YOLDA  Bahar Festival'i Macerası  Merhaba sevgili doğa tutkunları ve Madame Savon dostları! Bizim için h...