18.04.2018

KULİNDAĞ: ORMANIN KALBİNDE BİR ZAMAN BÜKÜLMESİ




Kulindağ: Ormanın Kalbinde Bir Zaman Bükülmesi

"Bazen şehir, üzerimize dar gelen bir hırka gibidir. Düğmeleri iliklenmez, ruhu sıkar. İşte böyle anlarda pusulamız yeşili gösterir; adımlarımız bizi Beykoz’un o saklı nefesi, Mahmutşevkipaşa’nın sessiz sokağına, Kulindağ’ı fısıldar."

 Sabahın İlk Buğusu: Fırın Kokulu Bir Uyanış

Merdivenleri tırmanırken ciğerlerime dolan sadece taze dağ havası değil, çocukluğumun o sıcak fırın önü hatıraları..Terasta, ormanın uçsuz bucaksız yeşilliğine karşı kurulan o sofra, bir kahvaltıdan öte; toprağın ve buğdayın asırlık dansı gibi..

Sıcak çikolatalı ekmeklerin buğusu orman sislerine karışırken; peynirli böreklerin çıtırtısı, kuş cıvıltılarına eşlik eden bir senfoniye dönüşüyor. Burada diyet, modern dünyanın bir prangasıdır; Kulindağ’da ise sadece leziz anların hürriyeti vardır. Otlu pidelerin kokusunda saklı olan o kadim Anadolu bilgeliği, sınırsız çay ve kahvenin dumanıyla ruhumuza işler durur.

Geceye Düşen Ateş: Retro Bir Elveda

2018’e veda ettiğimiz o gece, zamanın durduğu bir "ara durak" gibiydi. Şöminenin içindeki odunlar çıtırdarken, fonda yükselen retro şarkılar bizi siyah-beyaz bir filmin en renkli karesine ışınlıyor sanki..

Verandada gökyüzüne yükselen kıvılcımlar, yıldızlarla el sıkışırken; ateş başında edilen şen kahkahalar, sıcak şarabın damağımızda bıraktığı o tarçınlı rayiha ile birleşti. Kimsenin kimseyi yargılamadığı, sadece "an"ın kutsandığı o gece; kadehlerimizi sadece yeni yıla değil, birbirimizin ruhundaki ışığa kaldırdık. Şöminenin yalazı yüzlerimizde titrerken, asıl sıcaklığın insan sevgisi olduğunu bir kez daha anladık.

 Sessizliğin Poetikası

Kulindağ, stratejik bir konumdan ziyade, manevi bir sığınaktır. Ormanın sessizliği bir yokluk değil, aksine binlerce sesin kusursuz bir uyumudur. Derin düşüncelerin kıyısında yürürken, her adımda şehir stres kabuklarını üzerinizden  attığığınızı  hissedersiniz. 

Terasta oturup gelip geçenleri, ağaçların rüzgârla fısıldaşmasını izlemek; insanın kendi içindeki o dingin limanı bulmasıdır Kulindağ..

 Pazartesi sendromu, bu yeşil denizin dalgaları arasında eriyip giderken; geriye sadece ciğerlerime dolan temiz havanın ve kalbinizde  filizlenen umudun huzuru kalır. 

TÜLİN ÖZKUL Kulindağ Dağ Evi – Bir Ruh Terapi Günlüğü

MADAME SAVON YOLLARDA

İLETİŞİM: 0554 994 31 22

tulin.ozkul4@gmail.com


Dip Notlarım; 

Kulindağ da hafta sonu konaklamaları  için  6 adet bungalow bulunmakta.. Özellikle orman cepheli odasına bayılırsınız. Teras gün boyu güneş görür, ormanın dinginliğini gün boyu seyreylersiniz. 

Kahvaltıda ise; Çukulatalı ekmeklere doyamaz, mantarlı biberli onletin tadı damaklarınızda kalır. 

İnşaat  Mühendisi - Mimar olan Deniz hanım ve ailesi her şeyi mükemmelize hale getirmek için çok çalışmışlar çok emek vermişler, sevgiyle emekle sunmuşlar  hayatlarının en güzel hediyesini müşterilerine..

Başarılarının devamını diliyorum kendilerine, Özel günlerin en güzel mekanı, ruh dalgalanmalarının sakinleştirici antidepresyon evi, ve  içinden milyonlarca heceyi çağıldayarak yazmaya esinlendirici bu güzel yere kalbimi bırakıyorum. 


"Siz de kaçın gidin uzaklara... Bazı şeyleri es geçmek, bazı gürültüleri duymamak için ormanın derinliğine sığının. Göreceksiniz ki; dünya, bir fincan sıcak kahve ve sonsuz bir yeşillik kadar sade ve güzel aslında."





Açık büfe Kahvaltı




Ekmek ve pasta börek çeşitleri




















10.03.2018

Bir Küçük Doğum Günü Meselesi


Elde Var Bir Demet Çiçek: Benim Küçük Doğum Günü Meselem

"Doğum günü, insanın kendi takviminde yeni bir sayfa açtığı, diğer tüm günleri 'at çöpe gitsin' dediği o büyülü andır. 02.03.1977 Samsun doğumlu bir Balık kadını olarak; beklenti çıtamı hep yükseklerde, kalbimi ise o ilk çocukluk mahcubiyetimde tutuyorum."

Bazıları için sıradan bir gün olabilir ama benim için doğum günü; değer görme duygusunun tavan yaptığı, "kişiliğime harcanan fazla mesaili" hediyelerin ve o mis kokulu çiçeklerin başrolde olduğu bir törendir. İnsan bugün dünyanın en özel kişisi olduğunu hissetmek, ciğerlerindeki oksijeni bir çığlıkla dışarı bırakmak istiyor.

 Çocukluktan Ergenliğe: Bir "Arıza" Tipin Evrimi

Anneme göre çocukken içe kapanık ve yaban bir tiptim. İlk doğum günümde sınıf arkadaşlarımı eve çağırdığım için yediğim o meşhur "papara"dan sonra, uzun süre kutlamalara küstüm sanırım. Sokaklarda misket oynayan, hırçın, "arıza" ama bir o kadar heyecanlı o kız çocuğu; ergenlikle birlikte yerini güler yüzlü, sempatik ve dans etmeyi seven o hayat dolu kadına bıraktı.

 Ofis Sürprizleri ve "Utangaç" Mutluluklar

Hayatım çalışmakla geçtiği için, en unutulmaz anılarım hep iş arkadaşlarımla dolup taştı. Ofise girdiğimde in cin top oynarken, birden Shakira ezgileriyle patlayan o sürpriz partiler... Vallahi itiraf edeyim; o anlarda hala elim ayağım birbirine dolanıyor, dilim damağım kuruyor. Belki de içimin o çocuksu bir yerlerde sızlaması, geçmişten gelen bir hatırlanma özlemi... Ama o mumların ışıltısı arttıkça, yaş almanın değil, "yaşamanın" tadı daha bir başka geliyor.

 Dilekler, Mumlar ve Mucizeler

Pastadaki mumlar arttıkça yaşımız büyüyor olabilir ama ben o mumların çoğalmasındaki ışıltıyı daha çok seviyorum. 22 yaşın heyecanından, Paşabahçe’den alınan o "eşle içilecek rakı sürahisi" hayallerine kadar her yaşın bir tadı var. Bugün, yaşlılık merdivenlerinin önünde dururken bile içimde hala o "uçarak, zıplayarak koşmak isteyen" çocuk var.


 Yeni Yaş Ritüelleri ve Dilekler

Bir doğum günü meselesini geride bırakırken, heybemde kalanlar şunlar:

  • 🎈 Kutlamayı Ertelemeyin: Kendinize özen gösterin. O hediye paketlenecek, o mutluluk hazza dönüşecek!

  • 🥂 Hayaller Kurun: İster Ak Saray’da bir beyaz çikolata kokusu, ister bir balıkçı limanında sessiz bir kadeh... Hayaller, yeni yaşın yakıtıdır.

  • 🕊️ Evrensel Dilekler: Kadın haklarının korunduğu, sevginin ve saygının her köşeye yayıldığı, hor görülen her ruhun kendi mucizesini bulduğu bir dünya diliyorum.

"Pastadaki mumlar ne kadar çoksa, hayat o kadar ışıl ışıl demektir. Benim küçük meselem anlaşıldıysa, şimdi yeni yaşın tadını çıkarma vakti!"

TÜLİN ÖZKUL Doğum Günü Notları - 2018











12.02.2018

SEVGİLİLER GÜNÜ ANISINA


Aşkın Yaşı Yok, Stratejisi Var: Misket Oyunundan Müzik Kutusuna

"Aşk; çocukken şekerlemelerle kandırılan bir misket oyunu, ergenlikte kapı eşiklerinde fısıldaşılan gizli bir telefon seansı, 30’larda ise kalplerin şah-mat olduğu bir strateji savaşıdır. Ama en nihayetinde, ruhun en tatlı hastalığıdır."

İlk sevgilimi hatırlayamayacak kadar küçüktüm; adının Mehmet olduğunu bilmeniz yeterli. İlkokulun o tüm kızları kendine aşık eden çocuk kalbi... Onu misket oyununa davet edip dikkatini çekmeye çalışırken aslında aşkın o ilk, en masum tohumlarını serpiyorduk ruhumuza.

 Bir Serenomidir Aşk: Japon Modelli Müzik Kutusu

Ergenlik yılları... Sinemaya gitmek için alınan gizli izinler, el ele tutuşmanın verdiği o tarif edilemez heyecan ve sabahlara kadar süren telefon konuşmaları. O günlerden hatıra kalan, ortada buluşup öpüşerek birleşen o Japon modelli müzik kutusunun sesini hala duyar gibiyim. Aşk o zamanlar iki mektup, iki gözyaşı ve iki kar tanesi kadar saf, bir o kadar da derindi.

 30’lu Yaşlar: Şah-Mat!

Kendinizi bulduğunuz yaşlara geldiğinizde ise aşkın rengi değişiyor. Uçak biletleri, saklı albümler, mor ve beyaz güllerle uyanılan sabahlar... Ancak ünlü düşünürlerin "yaşa gitsin" dediği o hesapsız aşk, aslında bir strateji oyununa dönüşüyor. "Neden ilk seni seviyorum diyen kaybeder?" sorusu, kaleler ve fillerle kazanılan o büyük arena maçının en zor sorusu belki de.

 Ruhun Virüsü: Aşkın Eğitimi Olmalı

Aşkın kesinlikle ruhsal bir bağımlılık yaptığına, hatta vitaminsel bir yanı olduğuna inanıyorum! Tutku işin içine girdiğinde "yandı gülüm keten helva." Mantığı baş köşeye koyduğunuzda ise yaşanan şey aşkın dışında kalıyor. Delen, geçen, inciten ama bir o kadar da nefes almak isteyen bir virüs gibi aşk... Belki de bu yüzden, her şeyde olduğu gibi aşkın da bir eğitimi, bir sınavı olmalı.


 Mutlu Bir İlişkinin "Aşk Ötesi" Rehberi

14 Şubat’ta pırlantalar ya da büyük hediyeler yerine, sevginin o sessiz ve derin gücüne odaklanmaya ne dersiniz? İşte küçük ama dev hatıralar:

  • 🌅 Günü Selamlayın: Bir şey almayın, sadece birlikte güneşin doğuşunu izleyin.

  • 🥪 Gece Yarısı Sürprizi: Acıkan sevgilinize elceğizlerinizle bir peynirli omlet yapın; en pahalı akşam yemeğinden daha kıymetlidir.

  • ☔ Yağmurda Teslimiyet: Küsseniz bile ele ele tutuşun ve o yağmurda sessizce yürüyün. Tenin teması, kelimelerin kırgınlığını onarır.

  • 🍳 Mutfağı Devredin: Sevgilinizin mutfağınızı ele geçirmesine, o dağınıklığın içinde bir lezzet yaratmasına izin verin.

  • 📚 Ortak Dünyalar: Birlikte kitap okuyun, kahve içmek için zamanı durdurun ve geleceği (belki de o hayaldeki Amerika seyahatini) birlikte programlayın.

"Aşk bir sanattır; yaşamı es geçmeden, tüm kalbimizle ve tutkumuzla hissettiğimiz... 14 Şubat'ınız aşkın geçici ateşiyle değil, sevginin kalıcı huzuruyla dolsun."

TÜLİN ÖZKUL Sevgililer Günü Anısına - 2018



18.11.2017

Pıtır: Kalbimde Kalan Bir Emanetin Hikayesi



Pıtır: Kalbimde Kalan Bir Emanetin Hikayesi

"Bazı vedalar vardır; kelimelerin yetmediği, sessizliğin en ağır hükmünü sürdüğü... Pıtır, benim için sadece bir kedi değil; hayatın bana sunduğu en kırılgan, en değerli hediyeydi."

Çocukluğumun geçtiği o evde her zaman bir pati sesi, bir mırıldanma yankılanırdı. Henüz küçük bir kız çocuğuyken arkadaşlarımın bana "Kedi Tülin" diye seslenişi, ruhumun bu minik dostlarla nasıl bir kader birliği yaptığının ilk nişanesiydi. Sekiz yaşımın sarışın, yumuşacık kedisinden; annemin iş yerinden getirdiği o asil Şiva’ya ve zekasıyla bizi büyüleyen Boncuk’a kadar... Bizim hikayemizde kedi sevgisi, bir tutkudan öte, bir varoluş biçimiydi.

 Bir Motor Sesinden Gelen Hayat Hediyesi

Geçen yaz, bir arabanın motorundan gelen o ürkek sesle değişti her şey. Kaputu açtığımızda karşılaştığımız o vahşi, ele avuca sığmaz, gözleri ateş gibi parlayan minik mucize: Pıtır. Onu bir hırkanın içine hapsedip eve getirdiğimde, aslında hayatımın en büyük aşklarından birine kucak açtığımı bilmiyordum. Yemyeşil gözleriyle "Beni neden aldın?" der gibi bakan o hırçın yavrunun güvenini kazanmak için bazaların, kanepelerin altında az sürünmedim. Ama sonunda başardım; Pıtır artık ailemizin, evimizin ve en çok da kalbimin merkezindeydi.

 Pıtır Pıtır Yürüyen Bir Mutluluk

Adını "Pıtır" koydum; çünkü istediğim tek şey, o naif duruşuyla yeni doğmuş bir bebek gibi pıtır pıtır bana yürümesiydi. Öyle de oldu. İşten eve koşa koşa gelirdim; merdivenlerden o eşsiz sesle inişi, kucağıma atlayışı dünyalara bedeldi. O benim için bir hayvan değil, bendeki kutsal bir emanetti. Elini yanağıma koyuşu, göğsümde uyuyuşu, ben yokken bana küsüşü... Kedilerin kalplerinin kırılabileceğini, onların ne kadar derin duygular beslediğini Pıtır’la öğrendim.

 Ansızın Gelen O Kara Haber

Dünya, annemin o telefonuyla başıma yıkıldı. Henüz dünyayı tanıyamamış, hayallerimizi tamamlayamamışken; bir ihmal, bir kaza sonucu Pıtır’ım çatıdan düşüp sonsuzluğa göçmüştü. Ben ona kazaklar, şapkalar örecektim; onu daha çok gezdirecek, o dikilen kulaklarını daha binlerce kez hayranlıkla izleyecektim. O ise arkasında devasa bir acı bırakıp, veda bile etmeden gitti.

Aylar süren o ağır yas, o "Acaba yaşıyor mu?" diyen kabullenemeyiş süreci... Hayat bazen çok acımasız olabiliyor. Ama öğrendim ki; yas tutmak da sevdaya dahilmiş. Pıtır gitti, ama içimdeki o kedi aşkı hiç bitmedi.


⚓ Madame Savon’un Gönül Notu:

Kediler; sezgileriyle yaşayan, sahibini bir anne gibi benimseyen, keyfine ve nizamına düşkün efsunlu varlıklardır. Pıtır’ın anısını burada, bu satırlarda yaşatmak benim ona olan borcumdu.

Şimdilerde, akşamları omzumda hırkamla, elimde bir kap yemek; Diyojen gibi insan değil, besleyecek bir kedi arıyorum sokaklarda. Pıtır’ın ruhu, dokunduğum her patide, verdiğim her bir kap sütte yeniden canlanıyor.

Siyah beyaz bir kedinin zekasında, bir yavrunun ürkek bakışında görüşmek üzere...

SEVGİLİ PITIR'IMIN ANISINA – İSTANBUL 2017









Pıtır'ın eve geldiği ilk gün











5.11.2017

İSTANBUL'DA KATILDIĞIMIZ TÜM FESTİVALLER


Şehrin Ritmi: Festivaller, Renkler ve Zamansız Hatıralar


"Festival; hayatın rutin gri örtüsünü kaldırıp, yerine gökkuşağının tüm tonlarını sermektir. Bir şehrin nefes aldığı, ruhun özgürleştiği o tılsımlı andır."

Latince "festa" kökünden süzülüp gelen, 1200’lü yılların başından beri insanlığı ortak bir sofrada, ortak bir ezgide buluşturan festivaller; sadece birer etkinlik değil, kültürel hafızamızın en neşeli duraklarıdır. Söyleşilerin derinliğinden meydanlara kurulan o derme çatma ama ruhu olan tezgâhlara, gastronominin şöleninden sanatın iyileştirici gücüne kadar festivaller; bizi hayata karşı daha diri, daha çocuksu ve daha umutlu tutmayı başarır.

Gelin, sizi 2016 yılının o macera dolu, rengârenk ve her anı ayrı bir hikâye barındıran üç farklı durağına, anılarımın kanatlarında götüreyim.


Garaj Organizasyon: İkinci Elin ve Retronun Büyülü Dünyası

Aslı Kanber Tuzcuoğlu ve ekibinin imzasını taşıyan bu etkinlik, benim için bir alışverişten öte, sürdürülebilir modanın bir kutlamasıydı. Sarıyer’in deniz kokan havasında, step dans şovları ve radyo kanallarının dinamik ritmiyle harmanlanan bu organizasyonda; retro tablolar, hiç açılmamış paketli vintage hazineler ve hatırası olan kıyafetler adeta birer sanat eseri gibi el değiştiriyordu. Geçmişin estetiğini bugünün ekonomisiyle buluşturan muazzam bir kış masalıydı.



Pop-Up Kadıköy: Yerel Sanatın ve Dayanışmanın Kalbi

Saint-Joseph’liler Derneği’nin tarihi dokusunda hayat bulan Pop-Up Kadıköy, yerel üreticilerin ve sanatçıların o kolektif enerjisini bir vaha gibi sunuyordu. El yapımı seramiklerden fanzin dergi gruplarının asi kolaj işlerine, edebiyat atölyelerinden yaratıcı workshop davetlerine kadar her stant, yeni bir dünyanın kapısını aralıyordu. İnsanların yaratıcılıklarını bol kazanç ve yüksek enerjiyle harmanladığı bu ortamda, alışveriş yapmak bile kolektif bir sanat terapisine dönüştü.



Hoş Geldin 2016: Harbiye’de Bir Kış Senfonisi

Şişli Belediyesi ve Garaj Organizasyon’un el ele vererek Harbiye Askeri Müze’de hayat verdiği yılbaşı festivali, hafızamda taze demlenmiş kahve ve yoğun çikolata kokularıyla mühürlendi. Best FM’in melodileri eşliğinde, insanların kaynaştığı, yeni yıl umutlarının paketlere sığdırıldığı o sıcacık kış eğlencesi, hepimize bir can suyu gibi gelmişti.


🎸 Ekşi Fest: Maslak Ormanı’nda Müziğin Özgür Ruhu

Ve kuşkusuz o yılın zirvesi; efsanevi Ekşi Fest... Maslak ormanının kadim ağaçları altında; reggae’den blues’a, punk’tan rock müziğe uzanan o devasa akustik fırtına... Geniş konser alanlarında müziğin ritmine kapılırken, doğanın koynundaki oyun konsollarıyla çocukluğumuza döndüğümüz, yeşilin içinde kaybolup notalarda kendimizi bulduğumuz unutulmaz bir arınmaydı.


⚓ Madame Savon’un Festival Notu:

Festivaller gelip geçse de bıraktıkları o pozitif enerji ve kültürel birikim ruhumuzda baki kalıyor. Şimdi yeni rotaları keşfetme, takvimimizde yeni güzelliklere yer açma zamanı. Hayatın ritmini ve o "festa" ruhunu hiç kaybetmemeniz dileğiyle.

Yıl boyu keyifle, sanatla ve yüksek enerjiyle kalın...

Madame Savon YOLDA / 2016














17.10.2017

AZERBAYCAN NOTLARIM - BAKÜ'DE SON GÜNÜMÜZ 6.GÜN


Elveda Rüzgârların Şehri: Bakü’de Son Dans ve Veda

Selamlar Herkese! Türkiye’den büyük bir heyecanla yola çıktığımız Azerbaycan serüvenimizin nihayet o hüzünlü son sabahına uyandık. İçimiz biraz buruk; çünkü kalbimizi, en derin özlemlerimizi ve beş yıllık hasretin sıcaklığını bu ışıl ışıl yanan şehrin sokaklarında bırakıyoruz. Ayrılmak istemeyen ayaklarımız, bizi Bakü’nün taş kaldırımlarında son bir kez "ayak sürümeye" davet ediyor.


 Bir Sabah Ahengi: The House Cafe ve Şehir Turu

Güne, veda saatinin şerefine The House Cafe’de başladık. Mekânın asaletine ve o nefis kahvaltının ahengine kendimizi öyle bir bıraktık ki, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadık.

  • Modern Bakü'nün Kalbi: Kahvaltı sonrası şehrin en şık yüzü Port Baku’yu etraflıca gezerek Starbucks’ta kahvelerimizi yudumladık. Bakü, her geçen gün devleşen modern bir dünya başkenti olduğunu her köşesinde hissettiriyor.

  • Yeşil Pazar (Yaşıl Bazar): Ama asıl ruhu halkın arasında, pazarlarda bulduk! En taze meyvelerin, en kaliteli süt ürünlerinin ve Azerbaycan’ın en popüler lezzetlerinin adresi olan Yeşil Pazar, bana 90'ların o samimi İstanbul sokaklarını hatırlattı. Fiyatların uygunluğu ve ürünlerin tazeliği gerçekten büyüleyici.


 Kahkahalarla Buz Üstünde: Zabitler Parkı

Hâlâ buradayken, daha önce sözleştiğimiz gibi Zabitler Parkı içindeki buz pistine attık kendimizi.

  • Buzda Hayatta Kalma Mücadelesi: Ayakta durmaya çalışmak, düşmemek için verilen o komik çırpınışlar ve araya karışan bol kahkahalı anlar... Son günümüzün en unutulmaz, en çocuksu hatırası bu pistin üzerinde yazıldı.

  • Sahil Esintisi: Ardından kiraladığımız bisikletlerle, Hazar’ın o mis gibi iyot kokusunu içimize çekerek sahile indik. Güneş tepede, hava pırıl pırıl; Bakü sanki gitmeyelim diye tüm güzelliğini önümüze seriyordu.


 Gecenin Ritmine Teslim: Finnegans Pub

Veda gecemizde eğlencenin dozunu biraz artırdık. Finnegans Irish Pub’da kendimizi bir canlı konserin tam ortasında bulduk.

  • Nizami Sokak’ın Enerjisi: Müzikler o kadar güzel, ortam o kadar büyüleyiciydi ki; tüm gece olduğumuz yerde dans etmekten kendimizi alamadık. Bakü’nün gece hayatı, Avrupa’nın en seçkin başkentleriyle yarışacak bir enerjiye sahip. Mekândan mekâna akarken, bu şehrin hiç uyumayan o neşeli ruhuna bir kez daha ortak olduk.


 Gelecek Seyyahlara Altın Tavsiyeler

Eğer yolunuz bu ateşler ülkesine düşerse, bizim tecrübelerimizle harmanlanmış şu rotayı mutlaka cebinize koyun:

  1. 1. Gün: Bakü Bulvarı’nda Halı Müzesi, öğleden sonra İçerişehir turu: Kız Kulesi, Şirvanşahlar Sarayı ve o minicik Minyatür Kitap Müzesi.

  2. 2. Gün: Gobustan Milli Parkı’ndaki petroglifler, Çamur Volkanları ve iç mimarisi muazzam taşlarla bezeli Bibiheybet Camii.

  3. 3. Gün: Haydar Aliyev Kültür Merkezi’nin beyaz rüyası, ardından Ateşgah ve topraktan çıkan alevlerin efsanesi Yanardağ.


 Bir Seyyahın Vedası

Nihayet Haydar Aliyev Havalimanı’ndayız. Bavulumuzda Azerbaycan halılarının desenleri, damağımızda kutabın lezzeti, kalbimizde ise silinmeyecek dostluklar var. Keşfedilecek daha çok yer, gidilecek çok yol var...

Yeni ülkelerde, yeni gökyüzlerinin altında ve yepyeni maceralarda buluşmak üzere... Çok sağ olun, hoşça kalın!

Sevgilerle,

TÜLİN ÖZKUL Bakü, Azerbaycan - 2026


Madame Savon YOLDA

İletişim: 0554 994 31 22

tulin.ozkul4@gmail.com



William Shekespeare

The House Cafe

Bakü Zabitler Parkı



Taze Pazar antikacılar





Bakü zabitler park buz parkı







DUBAİ : ÇÖLÜN ORTASINDA Kİ VAHA

Dubai, sadece bir ticaret merkezi değil; aynı zamanda "imkansızın mümkün kılındığı" bir mühendislik ve sanat harikası. Dubai denil...