Kanyonun Efsunlu Nefesi: Ballıkayalar’da Bir Kartal Kanadı
"Bazen yol, nereye varacağını bilmediğiniz bir rotaya davet eder sizi; tek yapmanız gereken, rüzgarın fısıltısını ve ruhunuzun pusulasını takip etmektir."
Yeşil vadinin en mağrur tepesinde, bir kartal edasıyla gözetliyorum dünyayı... Aşağıda, uzaklara baktıkça birer karınca gibi küçülen kamyonlar, iş makineleri ve kıvrılarak kaybolan o dar asfalt yol... Gökyüzüyle aramda sadece deliler gibi esen, saçlarımı ve yüzümü kamçılayan o hür rüzgar var. Bilmediğim bir rotanın, henüz ayak basılmamış bir toprağın arzusuyla yanıp tutuşuyor içimdeki gezgin.
🥖 Kuzinenin Sıcağında Bir Anadolu Masalı: Hanife Abla
Yol, beni derme çatma ama ruhu olan küçük bir gözlemecinin önüne çıkardı. Feriştahı gelse hayır diyemeyeceği o taze ekmek kokusu, raflarda sıra sıra dizilmiş nar gibi kızarmış somunlar... İçimi hoplatan bu davete icabet edip kendime peynirli bir gözleme söylüyorum.
Orada tanışıyoruz; dişiyle tırnağıyla bu mekanı inşa eden, yüreği de fırını kadar sıcak Hanife Abla ile. Küçük kuzinesinde pişirdiği gözlemesini, taze yumurtasını ve elleriyle yoğurduğu ekmeğini bölüşürken; aramızda o kadim, hesapsız dostluk kıvılcımları parlıyor. Ballıkayalar’ın hikayesini ondan dinliyorum; dağcıların o sarp kayalara nasıl meydan okuduğunu, doğa tutkunlarının bu kanyonda nasıl nefes aldığını anlatıyor bana.
Şelale Öbekleri ve Çağıldayan Suların Valsi
Merakıma yenilip ana yoldan sapınca, kendimi Ballıkayalar’ın kucağında buluyorum. Yemyeşil bir örtüyle sarmalanmış doğa, Ordu’nun derelerini kıskandıracak çağlayanlar ve suyun kayalara vurduğu o efsunlu senfoni... Nutkum tutuluyor resmen. Gölün kıyısında rüyaya dalan çadırlar, ağaç altlarında piknik yapanların neşesi; herkes doğanın o ortak ritminde buluşmuş.
🥾 Kanyonun Kalbinde Bir Arınma Ayini
Yürüyüşü seven ruhlar için burası nefis bir destinasyon; ancak asıl büyü, kanyonun daha derinlerine, kayaların arasına gizlenmiş o gizemli koridorlara süzülünce başlıyor. Suyun taşa vuruşundaki o ilahi nağmeler, dünyanın tüm gürültüsünü susturacak kadar kudretli. Bir süre öylece durup bu tatlı nağmeleri içime çekmek istiyorum. Suyun o duru akışında dertleri unutmak, ruhu o serin akıntıya bırakmak ne kadar da mümkünmüş... Ben de bırakıyorum; tüm yüklerimi Ballıkayalar’ın şifalı sularına teslim ediyorum.
⚓ Madame Savon’un Yol Notu:
Ballıkayalar bize fısıldıyor: "Yolun nereye varacağı değil, yol boyunca kiminle ekmeğini bölüştüğün ve suyun sesinde kendi iç sesini duyup duymadığın önemlidir." Eğer bir gün yolunuz Gebze’nin bu sarp kıyılarına düşerse, Hanife Abla’ya selam vermeyi ve kanyonun o efsunlu sesinde kaybolmayı ihmal etmeyin.
Umutla, yolla ve doğayla kalın...
TÜLİN ÖZKUL – GEBZE BALLIKAYALAR



















































