Ana içeriğe atla

AYVACIK - ASSOS - BEHRAMKALE


AYVACIK GÜRPINAR KÖYÜNDEYİZ

Yıllar Önce Ayvacık, Gürpınar köyün'de ailece çok güzel bir yaz tatil yapmıştık.

O zamanları oğlum 7-8 yaşındaydı şimdi 24 yaşında ve Güzel sanatlar seramik bölümü Marmara üniversitesinde okuyor..

Artık ergenlikten çıkıp delikanlılığa adım attığı bir dönemde..

Hem yakışıklı hem fazlasıyla akıllı kendinden emin güvenli..

Kendi yolunu bulma dertlerinde heyecanlı ve telaşlı..

Hala aklıma gelir o güzelim tatilimiz, sakin sessiz kuş sesleri eşliğinde veranda da yediğimiz güzel yemekler havuz keyfi gün batımı ve deniz de geçirdiğimiz uzun saatler.. 

Zamanın ötesinde  önümüzde koşan çocukların keyifli  eğlenceli çığlıklarını seyretmek ne güzeldi..

İlk defa denizde yüzen devasa bir kaplumbağa görmenin şaşkınlığı,

Elimizde su pompalarıyla birbirimizi neşe ve çoşkuyla  ıslattığımız, dalından zeytin topladığımız o güzel bahçeler ve köyler..

Hepsi aklımda hiç unutulmayacak güzel anılar gibi..

Evlerden gelen renkli ışıkları izlerken daldığım hayaller bile hala hatırlanası..

Gökyüzünün berrak duru mavimsi cana yakı renkleri şimdi mazide kaldı hepsi..

Bir haftalık tatilimiz boyunca Assos ve Behramkale taraflarına da geçmiştik..

Sokakları nefisti, tüm köşe başlarında sanat atölyeleri incik boncuk halılar elbiseler ne ararsanız var..

Rengarenk bir dünyanın içindeymiş gibi hissediyorsunuz..

Tarihi kalıntıları izlemek sokakları arşınlamak, doğal organik ürünler almak insana bir nebze olsun  iyi hissettiriyor..

YILLAR SONRA YENİDEN AYVACIK GÜRPINARDAYIZ..

 Tatilin en sevdiğim yönlerinden biri içinde keşif barındırması..

Yola çokarken bilmediğin yerleri keşfetme arzusu yeni yerler görme  dürtüsü hiç bitmez.

Böyle zamanlarda elimize geçen imkanları iyi değerlendirmek çevremizde neler var neler yok iyi gözlemlemek laızm.

Güzel bir konumda  biraz vizyoner biraz da sanatsal faliyetler içerikli butik oteller ,  yeni rotalar yeni destinasyonlar,  günün en iyi yöresel yemeklerini bulmak önemli benim için..

Hatta öyle ki yol üzerinde gezebileceğimiz veya daha önce gittiğimiz yerlere gitme tutkumdan hiç vazgeçmiş değilim..

Belki de bu sebeple yeniden Gürpınar yollarına düşmüşümdür. 

Hava güneşli bulutlar  bembeyaz nefis bir hava var , tosbağa arabamızla güzel müzikler eşliğinde yol alıyoruz..

Yıllar önce gittiğim yere yeniden gitmenin heyecanı var içimde..

Kimbilir nasıl değişmişdir veya kaldığımız yeri bulabilir miyim diye düşünüyorum..

Çevremizi saran zeytin ağaçlarından Gürpınar köyüne yaklaştığımızı anlıyorum.

Yolda gördüğümüz tek tük arazi içindeki büyük ağaçlar beni etkiliyor hatta hemen dibinde  çeşmede mola verip elimizi yüzümüzü yıkıyoruz.

Gün ışıkları yavaştan öğleden akşama doğru dönüyor..

Güneş huzmeleri oturduğumuz masaya vururken bol bol güzel kareler yakalıyorum.

Ilık esen rüzgar  saçlarımızda gözlerimizin  kahvesinde raksetmekte..

Kaldığımız evi elimle koymuş gibi buluyorum.

Etrafın hiç değişmediğini görüp şaşırıyorum.

Sadece biraz daha bakir bir alana dönmüş ve ağaçlar biraz daha uzamış:))

En nihayetinde çevreyi biraz keşfedip şöyle biraz dolaştıktan sonra kaldığımız yerin biraz ilerisinde  yemek yiyoruz.

Sahil köylerini en tepeden gördüğümüz bu güzel yerde uzun bir süre oturup gün ışığını batırıyoruz.

Deniz hemen dibimizde ama nedense ben zeytin ağaçlarını o güzelim görüntüsüne bayılıyorum.

Topraktan bolluk bereket fışkırıyor resmen.

Ağaçlar incir ve türlü meyvelerle dopdolu...

Hüzün gelip bögrüme oturuyor ama olsun hayat da öyle veya böyle devam ediyor..

Eski sayfalar kapanır yeni yepyeni beyaz sayfalar açılır.

Hayat böyle bir döngüde akıp gider bu böyledir her zaman da böyle olmuştur. 

Orada daha fazla kalamayacağımı anlayıp bizimkilere Assosa gitmeyi teklif ediyorum..

Kaldığımız yazlığın biraz ilerisinde bir balıkçı kasabası var orayı da görüp gerisin geri rotamızı Assos tarafna yönlendiriyoruz...

Tabi  buranın meşhur kalesini görmeden olmaz diyerek orayı da bir çırpıda gezip geçiyoruz bakınız

Babakale Kalesi 

Babakale’nin bir diğer ilgi çekici özelliği ise Osmanlı tarafından 1725 yılında yaptırıldığı bilinen son kalenin ziyaret edilebiliyor olması. 

Köy halkını korsanlardan korumak amacı ile bu kale inşa ediliyor. Kalenin inşası mahkumlar tarafından gerçekleştiriliyor.

 İnşa tamamlandıktan sonra mahkumlar özgürlüklerine kavuşuyorlar. 

Osmanlı Dönemi’nde, burada bulunan limandan donanma için gerekli olan erzaklar alınıyor. Günümüzde ise kalede yalnızca birkaç ev ile cami mevcut olup, oldukça sessiz bir bölge olarak korunması sağlanıyor.

 Kalenin tam karşısında Yunanistan Midilli Adası’nda ise birebir aynı şekilde inşa edilmiş olan bir kale bulunuyor. Bu benzer kale ise Molivos Kasabası’nda yer alıyor.

Müthiş bir manzarayı izlemenizi sağlayacak olan bu kaleye çıkarak yaklaşık yarım saat gibi bir sürede hem kaleyi gezebilir hem de Ege’nin güzelliğine bir kez daha şahit olabilirsiniz. Kale üzerinden Babakale Köyü’nü ve limanını görebilmeniz de mümkün.



ASSOS BEHRAMKALE YOLUNDAYIZ

 
 Behramkale- Asos'a  giderken  mis gibi dağların arasından  uzun yollardan geçiyoruz..

 Bol manzaralı irili ufaklı köy evlerini ve şose yolları geçip, kendi halinde şirin mi şirin bir köye varıyoruz.

Assos’un ilk kimlere ev sahipliği yaptığına dair net bir bilgi olmasa da araştırmacılar, yapılan çalışmaların çoğunda burasının yaklaşık M.Ö. 3000 yıllarından beri yerleşim yeri olarak kullanıldığı konusunda hem fikirler.
 Assos’un ilk gelişim süreciyse Yunanistan’ın Lesvos yani türkçe adıyla Midilli Adası’ndan gelen Aiol isimli kolonilerin yerleşim yeri olmasıyla başlamış.

Zamanında birçok medeniyet tarafından ele geçirilmeye çalışılmış olsa da Assos, en nihayetinde 1080 yılında Selçuklu Devleti ile Türklerin etkisine giriyor ama bu etki çok da uzun sürmemiş..
Farklı medeniyetler yüzyıllarca katman katman izlerini bırakmış, zaman zaman yerleşim planı, zaman zaman sakinleri değişmiş ama her yeri beton yapma akımına yenilmeden Rum tarzı taş evleri, Arnavut sokakları ile günümüze kadar gelmiş.

 Şimdilerde o evlerde köyün sakinleri, bir iki ufak işletme, bir iki de butik otel var. 
Buraları turlamak, köyün manzaralı kahvesinde bir sakızlı kahve içmek çok keyifli.

Aslında Antik Kent döneminde, Behramkale diye bir yer yokmuş. 
Kale duvarları ile çevrili Assos Antik Kenti en tepeden tapınak alanı olmak üzere, teras  denize kadar inen planda bir şehirmiş.
 Yani yerleşim daha çok yamaçlara ve sahile kuruluymuş.
 Ama Osmanlılar bölgeye yerleşince, yerleşim deniz tarafında değil tam ters yönde gelişmeye başlamış ve tapınağın olduğu bölge yerleşim alanı olarak Behramkale ortaya çıkmış.
 Assos’un denizi  insanı tazeleyen, müthiş bir deniz.

 Antik Liman’da sadece ufak bir plaj var, daha çok iskelelerden denize giriliyor.
 Dibi taş olduğu için suyu pırıl pırıl. Assos’a gelenlerin yüzmek için gittiği diğer bir yer de hemen yan koyu olan Kadırga.

 Behramkale’yi gezdikten sonra gün batmadan hemen bitişiğindeki Antik Şehir ve Athena Tapınağı’nı da koşturmasız gezebilmeniz için  gün batmadan 2,5 saat önce buraya gelmeniz lazım. işte burada

 Büyüleyici bir manzara,  kalıntıların devasal görüntüleri  gökten inen ışık hüzmesinin  yaratmış olduğu hafif bir  baş dönmesiyle sizleri kendisine davet eder gibi Asosun  manzarası. detaylı burada 

Antik Kent’in sembolü Athena Tapınağı Midilli Adası’na karşı müthiş bir manzaraya sahip. Güneş denizden batmasa bile 2500 yıllık tapınağın ayaktaki son sütunlarının yarattığı atmosferi ve manzarası ile nefis bir konumda..

Harika yerleri arkamızda bırakarak metropol şehrimiz İstanbul'a dönüyoruz..

Tatil çok güzeldi yine gitsek yine keşfetsek ne dersiniz?

Sevgilerle.. Tülin Özkul









Baykuş seramik atölyesi







HEDİYELİK EŞYALAR








AGİ GİFT SOFT



Ayvacık Gürpınar Yolu

Ayvacık


Babakale





2010 AYVACIK



ASSOS 2010





Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HORMA KANYONUNDA HAFTA SONU GEZİMİZ

HORMA KANYONUNDA HAFTA SONU GEZİMİZ Bahar gelsin de gidelim, diye düşünürken soğuk mu soğuk ayaz mı ayaz   bir kış gününde   Horma kanyonu yollarına düştük, Hava buz gibi, iliklerimize kadar donuyoruz ama olsun keyfimiz yerinde.. Güzel bir grupla beraberiz; aracımız kar tutmuş yollarda hızla akıp geçerken, pencereden beyaza bürünmüş ağaçları seyretmenin keyfine varıyoruz. Yol boyu şarkılar türküler, kahkahalarımız   neşemiz o küçük aracın içini doldurmaya yetiyor da artıyor bile.. Yolculuk öncesi aldığımız taze lokumları yiyor ve Karadeniz temalı türkülerin ahengine   kendimizi bırakıveriyoruz. Eski şarkıları ve türküleri severim. Rock müzik de dinlerim ama böylesi yöresel şarkılar   keyif veriyor bana.. Eskilere taaa eskilere evimizde çalan radyoya kadar gidiyorum.. Zaman da yolculuk yapmak gibi benimkisi.. Annem mutfak dan sesleniyor bana genç ve güzel bakışları efsunlu gözlerinin kahverengisi öyle güzel ki , bugün bile beynimin içinde hala...

EDİRNE DE BAHAR ŞENLİKLERİ

KAKAVA ŞENLİKLERİ 2023  1.GÜN ANILARI  Okurken dinleyin lütfen:)   ve harika bir youtube videomuzu da buraya bırakıyorum..    *** işte burada *** Selamlar sevgili dostlar ; Bu gezimizde sizlere,  iki yıl arayla katılmış olduğumuz Edirne  Kakava festivalinden izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.  Edirne'ye doğru yola çıkmak her zaman bana iyi gelmiştir. Ayçiçeği tarlaları ve ucsuz bcaksız tarlaları uzaktan görmeyi seviyorum.. Sanki dünyanın diğer ucuna gider gibi hislerim.. Şehir'den uzaklaşmanın keyfi de eklenince değmeyin keyfimize.. İstanbul'dan erken saatlerde yola çıkmış ve yol boyu kahve molaları vermiş durumdayız. Bu lokasyon üzerinde harika kahvaltı noktaları var, hatta isterseniz yanınıza atıştırmalık yiyeceklerle birlikte kamp sandalyenizi masanızı her hangi bir tarlanın içine dahi kurabilirsiniz.. Güneş ışıl ışıl tepemizde, sakin seyran bir hava esintisi yüzümüzü yalamakta.. Sessizlik öyle güzel ki şekilden şekile giren ekilmiş bahçeleri i...

Atatürk Arboreturumun'da kaç çeşit ağaç var?

 Doğa harikası ağaçların, farklı bitki türlerinin  özenle yetiştirilip kornduğu  çok ama çok özel bir yerdeyim..   Atatürk  Arboretum'u  İstanbul orman Bölge Müdürlüğü içerisindeki Bahçe köy Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı bir işletme şefliği. Arboreturum ana giriş kısmından  3 ayrı yol olarak  ayrılıyor, ister mini baraja doğru isterseniz, büyük çamların olduğu dümdüz yoldan ilerleyip tepeye çıkıp her şeyi görebiliyorsunuz.  Ben en çok farklı ağaç çeşitlerini olduğu ve her birinin altında özenle cinslerinin , dikim tarihlerinin , bakımının ve yaşlarının yazıldığı bölümleri çok sevdim.  Nehir kenarına doğru yürüdükçe ağzınız açık kalıyor bu güzelliğe..   Yaklaşık 2000 çeşit bitkiye ev sahipliği yapıyor  Atatürk Arboretumu. Yüzlerce çeşit bitkiden oluşan parkta ki  bazı ağaçların isimleri  şu şekilde;   sekoya ladin çin tırpan ağacı mavi ladin  maymun çıkmaz ağacı  gök nar veronika mazı ...