26.09.2021

SAROZ'DA HOMOSAPİENS KAMPÇILAR

 

 Sultaniçe Günlükleri: Ayçiçekleri ve Unutulan Nezaket

"Hangi yöne dönersek dönelim doğa ananın koynundayız. Van Gogh’u yâd etmeden geçip gitmek olmaz bu sarı tarlalardan... Başımızda hasır şapkalar, içimizde yeni biçilmiş buğday kokusu; biz yine Trakya’nın o efsunlu yollarındayız."

Yüzünü güneşe dönen ayçiçeklerinin arasında, termostan süzülen bir yudum çayın buğusuyla başladık yolculuğumuza. Saroz’un nefis koylarını, Enez’in bakir köylerini arkamızda bırakıp; sadeliğin ve mütevazılığın kalbine, Sultaniçe Limanı’na vardık.

 Zamanda Bir "Geri Vites": Eski Yazlıklar ve Kır Kahveleri

Sultaniçe; teknolojinin yormadığı, insan ilişkilerinin o eski samimiyetini koruduğu bir vaha. Akşamları toplanıp çay içilen o eski yazlık bahçeleri, emekli tayfasının demlendiği kır kahveleri... Bir ara sahnede çalan o tanıdık melodiyle yerimden fırlayıp güzel bir dans şovu sunmamak için kendimi zor tuttum! Burada zaman, bir ileri bir geri sarıyor; size sadece bu nostaljinin tadını çıkarmak kalıyor.

 "Lost" Adasında Bir Homosapiens: Kampın Doğal Yüzü

İlk gece, el yordamıyla kurduğumuz çadırın içinde devasa cırcır böceklerinin şarkısını dinledik. Telefon çekmiyor, lüks yok... Adeta bir Avatar ütopyasında ya da Lost adasında kimliğimizi yeniden bulma telaşındayız. Ortak tulumbadan çekirdek kabilemize su taşırken, havada uçuşan o içten "günaydınları" ve "yardımcı olabilirim"leri fark ediyorum. Sahi; biz insanoğlu olarak bu nezaketi ve empatiyi ne zaman, nerede kaybetmiştik? Sultaniçe, bize sadece doğayı değil, birbirimize olan saygımızı da hatırlattı.

 Denizler Altında Yirmi Bin Fersah

Günün ilk ışıklarıyla çarşaf gibi, pırıl pırıl bir denize uyanmak... Bulutlardan şarkı sözleri sayarken, sakin dalgaların koynunda hayattan gün çalmanın derindeyim. Kıyıdan uzaklaşıp balıklarla yarışırken, Jules Verne’in dünyasına selam duruyorum. Gün batımında ise yerini yemyeşil ormana ve denize vuran yakamoza bırakan o kızıllık; dostlarla kurulan, ışık oyunlarıyla süslü kamp sofrasının en güzel dekoru oluyor.


 Saroz ve Sultaniçe Keşif Notları

  • 👣 Toprakla Temas: Kamp sandalyenizi bırakın ve toprak ananın kucağına oturun. Bir yerden bir yere rızık taşıyan minicik karıncaların azmini izlemeden dönmeyin.

  • 💧 Tulumba Mesaisi: Lüksün bittiği yerde dayanışma başlar. Ortak tulumbadan su taşımanın o ilkel ama birleştirici hazzını yaşayın.

  • 🌅 Gün Batımı Ayini: Güneş Sultaniçe’de sadece batmıyor; denizin üzerine yakamozdan bir yol seriyor. Bu anı bir kamp ateşiyle taçlandırın.

  • 🏠 Eskiye Selam: Köy kahvelerinde bir yorgunluk çayı için, o naif insan hikâyelerine kulak kabartın.

"Biliyoruz ki bir daha gelsek belki bıraktıklarımızı burada bulamayacağız. O yüzden şimdi, tam da şu an; rüzgârın esintisini yüzümüzde duyarken hayatın tadını sonuna kadar çıkarma niyetindeyiz."

Madame Savon YOLDA  İletişim: 0554 994 31 22

 Saroz - Enez - Sultaniçe / Temmuz 2021

Tatil rotamızı Saroz'un nefis koylarıyla Enez'in doğal bakir köylerine çevirdik..

Yolumuz Tekirdağ Keşan üzerinden geçmekte ve gideceğimiz yer çok yakınlarda bir yerlerde..

Ayçiçekleri tarlalarıyla  buluşmak,  yüzümüzü rüzgara verip  yeni biçilmiş buğday  tarlaları arasında koşturmak istiyoruz

Envai çeşit çiçek böcekle  kaynaşmak nasıl  keyif verici anlatamam sizlere..

Yol boyu haşin rüzgarla sallanan ağaçlardan  nefis hikaye  başlıkları çıkıyor  her birimize...

Bu tatili fazlasıyla hak ettik ve artık keyfini çıkarma zamanı yaşasın kamp kurmanın keyfi.

Toprak ananın kucağında oturmak ve tek dertleri bir yerden bir yere yiyecek taşımak olan minicik karıncaları incelemeden buradan ayrılmak istemiyorum nedense...

Verimli toprakların ve  yeni sulanmış tarlaların  bakirliğinde  güneşin şahane  kızıllığında  kendimizi kaybediyoruz.

Böyle  güzel hayallarle kıpır kıpır güzelim Saroz'un nadide koylarını  ve Enezi arkamızda bırakarak,  Sultaniçe limana varmış olduk...

Konum itibarıyla sadeliğin,  mütavaziliğin,  eskiye düzenin tam da göbeğindeyiz.

Öncelikle şunu belirtmek isterim ki , yatırımcılar için  burası bulunmaz bir nimet..

Nezih köyler, balıkçı limanları,  sayfiye yazlık evleri ,  villalar yemyeşil kamp alanlarıyla büyüleyici bir yer burası...

Teknolojiden ve   çarpık kentleşmeden , saçma  kavramlardan   insan ilişkilerinin kargaşasından   uzaksınız oh ne ala...

 Akşamları birlikte toplanıp çay içilen eski türden yazlık  bahçeler,  lokaller,  eski kır kahveleri ve eskiye dair ne ararsanız  hepsi burada..

Biraz geçmişe bir ileri bir geri yapmak isterseniz buyrun güzeller güzeli  ortam sizin..

Sahnede çalınan şarkının adı neydi bilmiyorum ama bir ara yerimden  fırlayıp şu emekli tayfasına güzel bir dans showu  sunmamak için zor tuttum kendimi:)))

Durum bundan ibaret yani :) yeni yetme gençlik  akşam olunca  durmaksızın  sahile akıyor,...

Hemen şuracıkta   canlı müzik bar  açan girişimci  köşeyi döner mi dersiniz bilemedim:)))

İnsanımızın keyif derecesi her yerde aynı:) kimileri akşam yemeğiyle meşgul kimileri  limanda güneşi batırıp konakladığı yere bir an önce  dönme  telaşesinde..

Sonuca bakacak olursak ailenizle  birlikte sakin huzurlu tatil yapabileceğiniz bir yerdesiniz..

***

İlk gün gece karanlığında el yordamıyla  kurmuş olduğumuz çadırın içindeyiz , etrafta uçuşan cırcır böceklerini    evrimleşmeye yüz tutmuş devasa  böceklerin seslerini dinliyoruz. 

Kendi   kurgularımızın ve yarattığımız hayali dünyaların  peşindeyiz. 

Tarihler öncesine dönmüş gibiyiz  homosapiensleri düşünüp duruyoruz burada..

  Avatar ütopyasında kimliğimizi yeniden bulma telaşelerindeyiz...

Ateş yok su yok, tuvalet yok  lost adasında kaybolmuş  gibiyiz...

Telefonlar çekmiyor doğallıktan ödün vermeyen kamp alanımıza insanlar gece gündüz demeden akın ediyor. 

Hemen ileride herkesin ortak  olarak kullandığı tulumbadan   çekirdek kabilemize sırayla su taşıyıp duruyoruz.

Unuttuğunuz günaydınlar  nezaket ve görgü kuralları  teşekkür ederimler yardımcı olabilirimler havada uçusup duruyor. 

Soruyorum sahi; insanoğlu saygıyı ve sevgiyi ne zaman bulup ne zaman  kaybetmişti?

İnce düşünmenin empati yapmanın rol çalmadan sevmenin önemini ne zaman kaybettik hep birlikte..

Günün erken saatleri, nefis bir deniz manzarasına karşı yüzümüzde rüzgarın esintisini duyabiliyoruz.

Deniz pırıl pırıl olabildiğince bakir ve güzel..

Bulutlardan şarkı sözleri sayıyorum içimden..

Akıp giden fütursuz sakin dalganın koynunda hayattan gün çalmak derdindeyim. 

İçimiz dışımız çocuklar gibi  şen,  bir an önce doğallığın koynuna akarak, durgun denizin altını üstüne getirmek,  denizler altında 200 fersah misali  balıklarla yarışırcasına yüzmek istiyoruz. 

Nereye gidersem gideyim sabah erken saatlerde girilen denizin tadını hiç bir şeyle değişmem..

Mis olur, çarşaf gibi olur temiz olur vesselam:)))

 Gün batımında ise;  yemyeşil ormana ve denize vuran yakamoza  karşı büyük bir kamp ateşi yakmak , ışık oyunlarıyla süslediğimiz soframızın keyfini  dostlarımızla birlikte  çıkarabilmek nasıl da güzel..

Evi düşünmek evi özlemek ne kelime olduğumuz yerin tadını sonuna kadar çıkartmak niyetindeyiz. 

Keyifli bir tatilin içindeyiz..

Sultaniçe yeni misafirleriyle bir dolup bir taşıyor..

Bir yandan kampçılar bir yandan piknikçiler bu sevimli kamp alanımızı dolduruyor..

Biliyoruz ki bir daha gelsek belki bıraktıklarımzı burada bulamayacağız..

Denizin güzelliğinde çam ağaçları arasında ne o eski Sarozu ne de Sultaniçe kalmayacak..

Keşfedecek çok şey var diyerek bir kaç gün daha burada kalarak rotamızı başka yerlere çeviriyoruz..

Herkese güzel tatiller dileriz.

SAROZ- ENEZ    TEMMUZ  2021





11.04.2021

BELGRAD ORMANINDA İÇSEL YOLCULUK

Belgrad Ormanı: Hatıraların Derin Kuyusundan Günışığına

Hayatı, her saniyesini mühürleyerek yaşamak; işte asıl "desturumuz" bu. Bu hafta rotamız, zihnimin dehlizlerinde gençlik anılarıyla vadedilmiş bir cennet gibi duran, o görkemli ve kadim Belgrad Ormanı'ydı. Benim için burası sadece bir orman değil; okul yıllarının o deli dolu danslarından,  Sarıyer’in bentlerinde gezdiğimiz o sıcak yaz günlerinden kalan, dipsiz ama huzurlu bir hatıralar kuyusu...

Sarıyer: Ruhun Menzili ve Eski Sevdalar

Bahçeköy’den her geçişimde, içimi sızlatan o tanıdık siluetler canlanır. Orman Fakültesi’nde kalbimi bıraktığım o üniversiteli çocuk kim bilir şimdi hangi  şehirdedir.  Babamın her taşında, toprağında dostlarıyla neşesini bıraktığı; denize nazır, vakur ve asil Sarıyerim... Yaşam kalitesi ve insanıyla her daim rüyalarımı süsleyen, kalbimin gerçek adresi.

"Biz her insanın kaderini kendi çabasına göre verdik..."

Kutsal kelamın bu eşsiz rehberliğinde, aylaklığın da disiplinli çalışmanın da hakkını vererek ilerliyorum. Emek vermeden geçen bir ömrün sergüzeştliğine kapılmadan, doğayla bir küskün bir barışık, uhrevi bir yolculuğun tam merkezindeyim.


Adımların Ritmi: Crazy Hikers ile Yolculuk

Aylık programlarla şekillenen, disiplinli ama bir o kadar da özgür bir yürüyüş grubunun içindeyim. Bazen 15-20  kilometreyi bulan bu rotalarda, sadece yolları değil, kendi sınırlarımı da keşfediyorum.

  • Donanım ve Keyif: Rahat bir bot, elinizde yükünüzü hafifleten bir baton ve sırt çantanızda mola anlarını şölene çeviren peynirli bir sandviç... Sıcak bir çayın buharında mühürlenen dostluklar, bu işin en kıymetli yanı.

  • Yeni Bir Aile: Sohbet ederken ufkunuzu açan, hayatı canlı bir tablo gibi resmeden o değerli dostlar... Bazı günler evden çıkmak istemediğimde, sesleri bir ilaç gibi gelip ruhumu ayağa kaldırıyor.

Doğanın Terapisi

Toprağa ayak basmadan, gökyüzünün o tatlı mavisini görmeden geçen bir hayat, sadece bir "vakit doldurma" çabasıdır benim için. Bir ağaca sarılmak, baharın müjdecisi kuzuların peşinden gitmek, çayırda özgürce yuvarlanmak... Yaşamak ne muazzam bir mucize!


Yaz Hayalleri: Yıldızkoy’dan Saroz’a

Şimdiden yazın o kavurucu sıcaklarında uzaklara kaçmanın, denize nazır kamp kurmanın hayalini kuruyorum. Adrenalin dolu raftinglerin, engin maviliklerin çağrısına kulak veriyorum.

  • Kamp Tutkunlarına Önerim: Gökçeada’nın rüzgarlı Yıldızkoy'u ve Saroz Körfezi’nin kristal sularıyla Enez... Çadır keyfini iliklerine kadar hissetmek isteyenler için bu iki rota, Madame Savon tescilli birer kaçış noktasıdır.


 Tarihin Yapraklarında Belgrad Ormanı

  • İsim Babası: Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad Seferi dönüşü getirdiği esirlerin buraya yerleştirilmesiyle anılmaya başlamış.

  • Mektuplardaki Köy: 1717’de Lady Mary Wortley Montagu, diplomat eşiyle burada konaklamış ve bu büyüleyici atmosferi meşhur "Türk Sefareti Mektupları"na taşımış.

  • Kaybolan Bir Miras: 19. yüzyılda yazlıklar sahillere taşınınca, ormanın içindeki Belgrad köyü sessizliğe gömülmüş ve 1898’de son sakinlerinin de ayrılmasıyla tarih tozlu raflara kalkmış.

Madame Savon YOLDA 

İletişim: 0554 994 31 22

tulin.ozkul4@gmail.com

 






















22.02.2021

ÖMERLİ GÖLÜ - YÜRÜYÜŞ ROTASI



Ömerli’nin dingin sularından ruhun derinliklerine uzanan bu içsel yolculuğu, blogunuzun o rafine, entelektüel ve ilham veren dokusuyla yeniden nakşettim. Şehir yorgunluğunu toprakta bırakan, "Süper Nova" yükselişindeki o benzersiz yürüyüş manifestosu:


🌿 Madame Savon Yolda: Ömerli Gölünde Bir Ruh Tasfiyesi

Bazı sabahlar, mutluluğun resmini çizmek için fırçaya gerek duymazsınız; adımlarınızın toprakla buluştuğu o ilk ritim yeterlidir. Kuş seslerinin eşlik ettiği uzun bir yolda, içimde bir heyecan tılsımıyla yürüyorum. Adımlarım hızlandıkça yol, beni arzuladığım o menzile ulaştırmak için acele ediyor. Bugün, sınırları zorlama ve evrenin gizli mesajlarını hissetme günü...

Gölün Ekzantirik Işığında Bir Sapiens Öyküsü

Ömerli Gölü’nün çevresinde, Crazy Hikers grubumuzla birlikte sıra sıra dizilmiş nazlı sülünler gibiyiz. Rehberimizin göl üzerindeki o ekzantirik ışık oyunlarında yol gösterişini izliyorum. Meraklı bir çocuk gibi ağaçların yeşil siluetinde kaybolurken; zihnimde insanlığın varoluşundan, büyük patlamanın evrendeki yankılarına kadar devasa bir tefekkür başlıyor.

  • Ruhun İlacı: Kitap okumak düşlerime iyi gelirken, yürümek ciğerlerime ve kalbime dokunuyor. Oksijenin damarlarımda dolaşması, psikolojimin üzerine serilen en büyük nimet.

  • Zehirli Yorgunluklara Veda: Masa başı çalışmanın ruhumda biriktirdiği o topaklanmış yorgunluğu, şuracıkta toprak yola bırakıveriyorum. Ne psikolog ne psikiyatri; doğanın bu gizli hazineleri, içimdeki kederi dağıtmaya yetip de artıyor.

Çamurda Bulunan Özgüven

Yürüdükçe çoğalıp yenilenen bir hücre gibi pırıl pırıl parlıyorum. Hicivli neşem ve kendi kahkahalarımla keyiflenirken, beklenmedik bir anda çamurun içine "lönk" diye düşüyorum! Paçalarımdan sızan o ıslak çamurun kurumasına, üzerimde harabe desenler çizmesine bayılıyorum. Çevremdeki şaşkın bakışlar arasında, kendinden emin ve çamurlar içinde parlayan bu yeni halime resmen aşık oluyorum.

"Eskiden bu yollar bana eziyet gelirdi... Demek ki ruhun da bir çağıldama zamanı, evrenin sesini duymak için beklemesi gereken bir 'engin çağı' varmış."


🧭 Keşif Atlası: Ömerli ve Ötesi

Ömerli Gölü çevresi, farklı köylerden sulara inen yollarıyla devasa bir keşif haritası sunuyor. Bizim rotamız Koçullu Köyü üzerinden baraj kıyısına ulaştı. Tadı damağımda kalınca, birkaç gün sonra yanımıza termosumuzu alarak ailece bu aşka geri döndük.

Madame Savon’un Favori Rotaları:

  • Ömerli Barajı - Koçullu Köyü: Yürüyüş ve kampın en huzurlu adresi.

  • Esenceli Köyü: Doğanın en bakir hali, kamp tutkunları için bir vaha.

  • Darlık Barajı & Emirli: Suyun ve ormanın kusursuz uyumu.

  • Kurtdoğmuş Köyü: Saklı bir kaçış noktası.

  • Şile Hattı: Hacıllı Şelalesi’nin serinliği, Saklıgöl’ün dinginliği ve Avcıkoru’nun yeşil kucağı.


🎒 Sırt Çantamızdaki Hazırlık

Bu "Süper Nova" yükselişine katılmak isteyen dostlar için minik bir rehber hazırladım. Yanınızda mutlaka bulundurmanız gerekenler:

  1. Ekipman: İyi bir yürüyüş ayakkabısı, sırt çantası, tozluk, baton ve ince bir yağmurluk.

  2. Enerji: Kuruyemiş, taze meyve ve tabii ki o eşsiz termos çayı/kahvesi.

  3. Ruh: Meraklı bir göz ve doğanın hışırtısını duyacak bir kalp.

Madame Savon Yolda... İçsel yolculuğum, evrenin sesiyle bütünleşerek devam ediyor.



 


       













DUBAİ : ÇÖLÜN ORTASINDA Kİ VAHA

Dubai, sadece bir ticaret merkezi değil; aynı zamanda "imkansızın mümkün kılındığı" bir mühendislik ve sanat harikası. Dubai denil...