Ana içeriğe atla

AZERBAYCAN NOTLARIM - GOBUSTAN AÇIKHAVA MÜZESİ & FİLARMONİ ORKESTRASI 2. GÜN

Selamlar Aybalam :))

Azerbaycan, Bakü maceramız kaldığımız yerden hızla devam ediyor..

Azerbaycan Bakü günümüzde bir caz müzik başkenti haline geldiğinden, ülkenin müzikle iç içe bir yapıda olduğu söylenebilir..

Hatırlarsanız Azerbaycan'a geldiğimiz ilk gün fazlasıyla hareketli bir gün geçirmiştik,,

Şehrin turistik sokaklarını arşınlamış müzelerini gezmiş ve bir kublecikde olsa nefis yiyeceklerinin tadına bakmıştık.

Kız kardeşimin evine çok yakın bir park içerisinde, Nizamiye'de bahçe içinde şirin bir Xanlar sarayı restoranında kebab yemeğe geldik hep birlikte...

Yemekler farklı sunumlar farklı, her şey organik ve çok nefis:)))

Et zaten çok ucuz burada kilosu 20 TL'den daha ucuz, Azeriler, ister kahvaltı sofrasında olsun, ister akşam yemeğinde , sebze ve meyveyi bol bol yiyorlar..
Daha önc de yazmıştım, zabitler parkı çok seveceğiniz keyifle oturacağınız, bol bol fotoğraf çektireceğiniz bir mekan, meydanın içinde buz pateni yapabileceğiniz bir yerde var... işte burada
Bakü'nün parkları da çok meşhur, sağınız solunuz nefis yemyeşil parklarla dolu, sanata ve yeşile önem veren Bakü şehri, parklaşmayı, park kültürünü yaygın hale getirmiş, ve parklarını ciddi anlamda korumaya almış...

Kenti gezerken fark edeceğiniz bir diğer şey, tüm sokaklar tertemiz, pırıl pırıl bir şehir, kendinizi Osmanbey, Şişli, Nişantaşı taraflarında geziyormuş gibi hissediyorsunuz,

Azerbaycan Kültürel Yapı

Azerbaycan kültürünü en güzel şekilde yansıtan Bakü’de hem birbirinden güzel ve kaliteli oteller hem de Azerbaycan’a özgü hediyelik eşyalar alabileceğiniz pek çok dükkan ,mağaza ve alışveriş merkezleri bulunuyor. 

Kız Kulesi çevresinde kurulmuş antikacı dükkanlarından, Azerbaycan’a özgü el dokuması minyatür halılar, antik çatal kaşıklar, ülkenin geleneksel çizgileriyle işlenmiş tabaklar,düğün kadehleri diye bilinen Azerbaycana özgü bardaklar, ülkenin rengarenk nakışlarıyla işlenmiş geleneksel kıyafetlerinden örnekler, memleketinizde sizleri bekleyen sevdiklerinize hediye olarak alabilirsiniz.

Damak tadına önem verenler için ise, Teze Bazar adıyla bilinen baharatçılar çarşısına uğrayabilirsiniz. 

Burada ,yine Azerbaycana’a özgü çeşitli baharatlar, çerezler, şekerlemeler yanında,dünyada sadece Azerbaycan’da üretilen,ve ülkeyle özdeşleşen Mersin Balığı Havyarını da bu pazarda bulabilirsiniz. 

   
Adım adım keşfettiğimiz Baku sokaklarında yolumuz sonunda sahile konumlanmış
Kız kulesine 'ne düşüyor..

Dünya üzerinde hemen hemen  her ülkenin  başkentiyle  özdeşleşmiş bir anıt yapısı vardır. Paris denince Eyfel kulesi, Moskova denince Kremlin Sarayı, Washington denince de Beyaz Saray aklıllara gelir.  Azerbaycan’ın başkenti Bakü ise,  nazli narin kız Kulesiyle özdeşleşmiştir. 

Bakü’nün İçerişehir adıyla bilinen bölümünde Hazar Denizi kıyısında yer alan Kız Kulesinin, 12. Yüzyıla ait bir yapı olduğu tahmin edilmektedir.

Mimarının kim olduğu kesin olarak bilinmemekle beraber, kale kapısı üzerinde kufi yazıyla yazılmış “Davud oğlu Mesud’un kalesidir” yazısından, bu ismin kalenin mimarına ait olduğu düşünülmektedir.

GOBUSTAN AÇIK HAVA MÜZESİ 

2007 yılında Azerbaycan’ın sosyal ve kültürel yaşamında çok önemli bir yere sahip, Gobustan açık hava müzesi,  yüksek sanatsallığı ve muazzamlığı sayesinde antik kaya resimlerinin  dünya kaya sanatının başyapıtları olarak kabul edilerek  Gobustan arkeolojik külliyesi UNESCO Dünya Miras Listesine alınmış..

Avrasya’nın antik sanatında önemli halkalardan biri olan Azerbaycan’ın antik kaya resimleri, Kafkasya’da kendi türünün en büyük külliyesidir.

Kronolojik çerçevesi, konu çeşitliliği ve orijinalliği, yüksek sanatsal ve estetik nitelikleri ile farklılık gösteren kaya resimlerinin sayısı bu gün on binleri bulmaktadır. 

Bu resimlerin çoğu, haklı olarak dünya kaya sanatının eşsiz eserleri olarak kabul edilir.

 Bu resimler, Azerbaycan topraklarında en eski toplulukların kültürel ve tarihsel gelişiminin karmaşık süreçleri hakkında bilgiler barındırarak, aynı zamanda Azerbaycan’ın kültürel mirasının parlak bir parçasını oluşturmaktadır.

Gobustan kaya resimleri ilk defa, geçen yüzyılın 40’lı yıllarında bilim dünyasına tanındı.

 O zamandan bu yana yapılan kazı ve araştırmalar, dünyanın en zengin tarihi ve arkeolojik külliyesi olarak Gobustan’ın büyük bilimsel önemini ve benzersizliğini ortaya çıkarmıştır. 

Gobustan’da yeni araştırmalar sırasında, yontulmuş ve çizilmiş kaya resimlerinin yanı sıra ilk kez kaya süslemeleri – boyalı tasvirler ortaya çıkarılmış..

Antik tasvirlere, daha çok, dağ yamaçlarına serpilmiş devasa kireçtaşı kaya ve kaya parçaları üzerinde rastlanmaktadır. 

Gobustan tasvirleri konturlu, siluetli ve çizgisel şematiktir. 

 Tasvirlerin büyük bir bölümü taş aletle, çok az kısmı ise metal aletlerle oyulmuştur. 

Sürtme taş yöntemiyle yapılmış tasvirler de mevcuttur.

İnsan tasvirleri, genellikle ters kabartma olarak siluet, tam yüz ve yandan olarak yontulmuştur. 

En eski resimlerde erkekler bellerinde sargı, yay ve okla silahlanmış, ince vücut yapılı olarak tasvir edilmiştir.

 Kadın tasvirlerinde, Avrasya’nın ilkel sanatına özgün olan çıkıntılı göğüsler ve büyük kalçalar vurgulanmıştır.

Gobustan kaya resimleri arasında çok sayıda av sahneleri, ayinsel ve tören dansları, hasat, kurban kesme, ucunda güneş olan kayıklar, iki tekerlekli arabalar, silahlanmış atlılar, çeşitli işaretler vs. bulunuyor. 

Bunların büyük bir kısmı taş aletlerle yontulmuştur.

 Arkeolojik kazı sonuçlarına bakıldığında, tasvirlerin daha erken katmanının Üst Paleolitik Çağ’a ait olduğu ve insan tasvirlerinin çoğunun da bu katmanda olduğu anlaşılır. 

1967 yılında Gobustan, 4400 hektardan fazla alanıyla devlet tarihi ve sanatsal doğa koruma alanı ilan edilmiştir.

Bakü’den 60 km mesafede bulunan  Gobustan  açıkhava müzesi bugün ,  dünya kültür mirasının ayrılmaz bir parçası olarak gelecek nesiller için bu eski  kültürün emanetlerini korumakla görevli sanatsal ve estetik öneme sahip en büyük bilimsel araştırma ve kültür-eğitim kurumu kabul edilmiştir.

Şehrin  dışında konumlanmış bu yere,  20 manat verip  araç kiralayarak gidebilirsiniz. 

 Merak edenler için linkini buraya bırakıyorum. 

Açık hava müzesini kalabalık bir grupla birlikte, yürüyerek, keşfetmiş bulunduk.. 

Açık vadiye karşı çıkartma yaptığımız  müze keşfinde inanılmaz bir atmosferle  karşılaştık..

Havanın sıcaklığını aldırmadan her çizimi her işareti meraklı bakışlar altında hep beraber inceleyerek derin düşüncelere daldık.

Girişte içi heykel ve hayvan temalı objelerin sergilendiği , müzeyi de detaylıca gezerek buradan ayrıldık..

Dönüş yolunda   Hazar deniz'ine gelmeden , sahil kenarlarında  küçük  beach cluplar gördük.  

Her yer petrol çıkarma kuyularıyla doluydu..

Tarihi eserler, minyatür görünümlü camiler uzaktan bize göz kırpıyordu. 

Bu topraklardan ve derin kültüründen etkilenmemek mümkün değil..

Her ne kadar yürümekten, keşfetmekten perte çıkmış olsak da, biletlerini önceden ayarladığımız Bakü Devlet Filarmoni orkestrasına gidiyoruz..

Azerbaycan Devlet Akademik Filarmonisi  Azerbaycan'nın  ulusal filarmoni orkestrasıdır. 

 Repertuvarlarında klasik batı müziği ve Azerbaycan müziği eserleri sunulmaktadır.

Harika parçalar eşliğinde hafızamıza ve gönül bağımıza yeni  tınılar ekleyerek ,  müzik ziyafeti çektiğimiz  konser salonundan  büyülenerek ayrıldık..

Gecemiz çok güzel geçti gerçekten ,  böyle sanatsal faliyetlere daha çok vakit ayırmamız gerektiğine inanıyorum.

Bakü'nün gece sokakları bir başka güzel, adım başı kahve içebileceğimiz çok güzel  yerler var..

Güzel bir yere attık kendimizi artık kahve keyfi yapma  zamanı diyerek yazımızı burada istemeyerek bitiriyoruz.  

Bakü'de yarın üçüncü günümüz olacak ,  neler yaşadık nereleri keşfettik merak ediyorsanız bu yazının devamını kaçırmayın derim. 

Sevgiler herkese,

TÜLİN ÖZKUL GOBUSTAN AÇIKHAVA MÜZESİ 0554 994 31 22


Bakü Filarmoni Orkestrası


Azerbaycan Devlet Filarmoni Orkestrası Binası

Kız Kalesi



Hazar denizi- Apşeron yarımadası




Gobustan Milli Parkı Müze içi görüntüler






Gobustan Müze girişi



Bibiheybet Camii: İslam dinine ait, “en güzel cami örnekleri” arasında sayılan bu cami, Şirvanşahlar döneminde yapılmış, 1936’da Bolşevikler tarafından yıkılarak, 1997’de şu anki haline getirilmiştir.
 Dışardan bakıldığında sıradan bir cami gibi gelse de içerisindeki süslemeler farklılığını gözler önüne seriyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HORMA KANYONUNDA HAFTA SONU GEZİMİZ

HORMA KANYONUNDA HAFTA SONU GEZİMİZ Bahar gelsin de gidelim, diye düşünürken soğuk mu soğuk ayaz mı ayaz   bir kış gününde   Horma kanyonu yollarına düştük, Hava buz gibi, iliklerimize kadar donuyoruz ama olsun keyfimiz yerinde.. Güzel bir grupla beraberiz; aracımız kar tutmuş yollarda hızla akıp geçerken, pencereden beyaza bürünmüş ağaçları seyretmenin keyfine varıyoruz. Yol boyu şarkılar türküler, kahkahalarımız   neşemiz o küçük aracın içini doldurmaya yetiyor da artıyor bile.. Yolculuk öncesi aldığımız taze lokumları yiyor ve Karadeniz temalı türkülerin ahengine   kendimizi bırakıveriyoruz. Eski şarkıları ve türküleri severim. Rock müzik de dinlerim ama böylesi yöresel şarkılar   keyif veriyor bana.. Eskilere taaa eskilere evimizde çalan radyoya kadar gidiyorum.. Zaman da yolculuk yapmak gibi benimkisi.. Annem mutfak dan sesleniyor bana genç ve güzel bakışları efsunlu gözlerinin kahverengisi öyle güzel ki , bugün bile beynimin içinde hala...

EDİRNE DE BAHAR ŞENLİKLERİ

KAKAVA ŞENLİKLERİ 2023  1.GÜN ANILARI  Okurken dinleyin lütfen:)   ve harika bir youtube videomuzu da buraya bırakıyorum..    *** işte burada *** Selamlar sevgili dostlar ; Bu gezimizde sizlere,  iki yıl arayla katılmış olduğumuz Edirne  Kakava festivalinden izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.  Edirne'ye doğru yola çıkmak her zaman bana iyi gelmiştir. Ayçiçeği tarlaları ve ucsuz bcaksız tarlaları uzaktan görmeyi seviyorum.. Sanki dünyanın diğer ucuna gider gibi hislerim.. Şehir'den uzaklaşmanın keyfi de eklenince değmeyin keyfimize.. İstanbul'dan erken saatlerde yola çıkmış ve yol boyu kahve molaları vermiş durumdayız. Bu lokasyon üzerinde harika kahvaltı noktaları var, hatta isterseniz yanınıza atıştırmalık yiyeceklerle birlikte kamp sandalyenizi masanızı her hangi bir tarlanın içine dahi kurabilirsiniz.. Güneş ışıl ışıl tepemizde, sakin seyran bir hava esintisi yüzümüzü yalamakta.. Sessizlik öyle güzel ki şekilden şekile giren ekilmiş bahçeleri i...

Atatürk Arboreturumun'da kaç çeşit ağaç var?

 Doğa harikası ağaçların, farklı bitki türlerinin  özenle yetiştirilip kornduğu  çok ama çok özel bir yerdeyim..   Atatürk  Arboretum'u  İstanbul orman Bölge Müdürlüğü içerisindeki Bahçe köy Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı bir işletme şefliği. Arboreturum ana giriş kısmından  3 ayrı yol olarak  ayrılıyor, ister mini baraja doğru isterseniz, büyük çamların olduğu dümdüz yoldan ilerleyip tepeye çıkıp her şeyi görebiliyorsunuz.  Ben en çok farklı ağaç çeşitlerini olduğu ve her birinin altında özenle cinslerinin , dikim tarihlerinin , bakımının ve yaşlarının yazıldığı bölümleri çok sevdim.  Nehir kenarına doğru yürüdükçe ağzınız açık kalıyor bu güzelliğe..   Yaklaşık 2000 çeşit bitkiye ev sahipliği yapıyor  Atatürk Arboretumu. Yüzlerce çeşit bitkiden oluşan parkta ki  bazı ağaçların isimleri  şu şekilde;   sekoya ladin çin tırpan ağacı mavi ladin  maymun çıkmaz ağacı  gök nar veronika mazı ...