Ana içeriğe atla

SANCAKTEPE KÜLLİYE HAMAMI



Geçmişi Romalılara kadar uzanan hamamların, Türklerin İslamiyeti kabul etmeleri ve İslam dininin temizliğe verdiği önemle birlikte, kültürümüzde önemli bir yere sahip olmuştur.

Belki de bu yüzdendir ki, hamama gitmek için bahanesi çoktur eskilerin…

Daha çok eskiden gelin hamamı damat hamamı  hamamda kız beğenme gibi bahanelerle hamama gidilir, türlü türlü eğlence gırgır şamata yapılırdı..

Hamamın hem geleneklerimizde hemde bireysel hayatımızda önemli bir yeri olmakla birlikte,

Hem geçmiş  hem de günümüz de bu ritüeller gelenekler hala devam etmektedir. 

Doksanlarda hatırlıyorum da gelin hamamı adı atında Sarıyer'deki büyük hamama gitmiştik..

 Teyze, yeğen,  abla kardeş güruhuyla beraber soluğu sıcacık   hamam taşında  alıvermiştik..

Güzeller güzeli, Sarıyer meydanını geçince Kavağa doğru uzanan arnavut kaldırımlı taşlara varmadan hemen solda burası.
  Üzerinden çok fazla zaman geçtiği için  hatırlamıyorum ama  teyzemin evlilik  öğütleri heyecanla karışık sıcaktan çok bunaldığım kalmış aklımda.

Asıl böyle yerlerin tadın çıkarmak için,  bacakta romatizma, sırtta hafif hafif stres topu tazeliğinde ağrılar, memede sızılar, gözde yamulmalar olacak ki aman evlerden ırak:)) tekrar gidin bakalım burası ne  cennet ne şahane yermiş dediğinizi duyar gibi olurum.

Yıllar yıllar sonrada çok yakın bir arkadaşımla yeniden tuttk hamam yolunu..

Önce kendimizi sıcak havanın da etkisiyle havuza atarak, başladık kulaç atmaya, yıllar öncesinden tecrübeli olduğumu düşünerek farklı bir hamam beklerken bir anda oldu mu sana 5 yıldızlı otel modun da bir hamam sefası...

Sırt üstü yüzdüğüm vakit tavanda ki aynada kendi aksimi görmek, kocaman su diyarının içinde  rengimin, kendi sessizliğimin silüetinde, kulaklarımın içine, gözüme burnuma yanağıma su dolarak sanki okyanusun ortasında tek başıma kalmış gibi seyreyledim o güzel halimi.
 Arkadaşımda baktım girmiş jakoben edasında jakuziye, hadi bende gelem bende kıvrılam diyerek atladığım o şey allahım nasıl güzel bir şey öyle, bacaklarım fırı fırı titriyor, elim ayağım yörüngemi kaybediyorum..

Anlaşılan o ki biz bu hamamın tüm imkanlarından faydalanmadan buradan çıkmayacağız.. 

Fakat içerisi inanılmaz ve boğucu bir sıcaklığa mahkum..

Ben  çıkalım diye hafif hafif sızlandıkça kızlar kolumdan bacağımdan saçımdan yanağımdan bırakmıyorlar bir türlü.
Meğer bu işin tüm püf noktası burasıymış , ne kadar terlersen ne kadar ısınırsan  ölü hücreleri atarmışşsın üzerinden.. 

Yok anacım yeter ciyak diyerek tatlı gürcü bir kızın önüne atıverdiler beni:)))

Önce beyaz bir bezin içine köpürterek sabunladığı malzemeyi doldurup süpürür gibi üzerime bırakarak, başladı her yerimi kirden pastan arındırmaya..

Allahım sana geliyorum...

Ne kirim kaldı ne pasım, ne adım kaldı ne izim.

Yok anacım yok Tülin diye biri yok, adımı Pelin yaptım hamamda bundan böyle beni köyümün yağmurlarında Pelin diye yıkasınlar:))

Pelin halli Pelin varli yeni halimle ak dan beyaza, beyazdan beyaz karaya karıştım nur oldum, ışık oldum, göğe erdim pir oldum, 

Eski derisinden sıyrılıp,  kabuğundan soyulup, hint kumaşından değerlenip yepyeni bir Tüliş oldum. 

Hazır buraya kadar gelmişken birde tüm vücuda masaj yaptırmadan buradan çıkmak olmaz deyip bir güzel masajımı da yaptırıp,  kendimi çıkış kapısına doğru hızla atıverdim..

Bu arada masajı da yüzeysel geçmeden küçük bir kuplede olsa anlatmak isterim:))

Bir kere bu işi yapanlar bu işin ehli uzmanları, kol nerde bacak nerede, fıtık nerede, boyun eğriliği nerede biliyorlar. 

Tüm yağı cildinize iyice bir yediriyorlar, iyice ovalanan cilt nasıl geriliyor nasıl acıyor, nasıl sızlıyor anlatamam, 
Benim en çok ayak tabanım bacaklarım ve sırtım ağrıdı...

Üstümüzü giyip aynada şöyle bir kendimize bakalım deyince inanın kendimi tanıyamadım. 

Bu ben miyim dedim pırıl pırıl ışıl ışıl...

Süt beyaz olmuşum parlamışım resmen,  burnumun ucuna  ay doğmuş, yanaklar hare hare bir güzellik bir tatlılık doğum yapacak kadınlardan hallice olmuşum.


Gitmeyenler hemen gitsin, gidenler sık sık gitsin, yıllar önce var olan kültürü yeni nesilde en mükemmel teknolojilerle, en mükemmel jakuzilerle, ayakta takunya, kulaç kulaç havuz sefalarıyla yaşatsın.

Eşe dosta tavsiye niteliğinde özverili geçen bir hamam macerası paylaştım bu yazımda sizlerle.
 Hamam çıkışında ıspanaklı krep yedik çok zayıfladık enerjimiz düştü diyerek:))) 

İyi bakın kendinize, parlayın, sevin, sevilin..


HAMAM VE SAĞLIK 
  • Stresi hafifletir, gevşetir ve dinlendirir
  • Kas gerginliklerini ve ağrılarını giderir ve kısıtlı eklemleri acar
  • İmmun sistemi destekler
  • Lenf sistemi temizliğini artırır.
  • Kan dolaşımını arttırır.
  • Bedenin metabolik aktivitesini.
  • Soğuk, astım ya da alerjik durumlardan dolayı oluşan sinüs tıkanıklınlarını azaltır.
  • Cildin genç ve taze kalmasını sağlar.
  • Buhar sıcağı son zamanlarda kanser ve enfeksiyon hastalıklarına karşı kullanılan terapilerden birisi buhar sıcağı ve buhar banyolarıdır.
  • Buhar banyoları bedeni yağ-depo toksinlerden arındırmak için çok etkili.
  • Terleme sırasında buhar etkili bir biçimde toksinleri derinin yüzeyinden temizler.
  •  Buhar uygulaması vaskuler akımı iyileştirir, hücresel seviyede oksijenlenmeyi arttırır.  
HAMAM SÖZLÜĞÜ
Külhan: Hamamların ısıtıldığı, kapalı ve geniş ocak 
Sıcak halvet: Külhanın üstü 
Soğuk halvet: Külhana uzak olan yer 
Natır: Müşteriyi yıkayıp keseleyen kadın çalışan 
Tellak: Müşterileri yıkayıp keseleyen erkek çalışan 
Peştamal: Örtünmek için kullanılan ince dokuma 
Takunya: Hamam terliği 




Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

HORMA KANYONUNDA HAFTA SONU GEZİMİZ

HORMA KANYONUNDA HAFTA SONU GEZİMİZ Bahar gelsin de gidelim, diye düşünürken soğuk mu soğuk ayaz mı ayaz   bir kış gününde   Horma kanyonu yollarına düştük, Hava buz gibi, iliklerimize kadar donuyoruz ama olsun keyfimiz yerinde.. Güzel bir grupla beraberiz; aracımız kar tutmuş yollarda hızla akıp geçerken, pencereden beyaza bürünmüş ağaçları seyretmenin keyfine varıyoruz. Yol boyu şarkılar türküler, kahkahalarımız   neşemiz o küçük aracın içini doldurmaya yetiyor da artıyor bile.. Yolculuk öncesi aldığımız taze lokumları yiyor ve Karadeniz temalı türkülerin ahengine   kendimizi bırakıveriyoruz. Eski şarkıları ve türküleri severim. Rock müzik de dinlerim ama böylesi yöresel şarkılar   keyif veriyor bana.. Eskilere taaa eskilere evimizde çalan radyoya kadar gidiyorum.. Zaman da yolculuk yapmak gibi benimkisi.. Annem mutfak dan sesleniyor bana genç ve güzel bakışları efsunlu gözlerinin kahverengisi öyle güzel ki , bugün bile beynimin içinde hala...

EDİRNE DE BAHAR ŞENLİKLERİ

KAKAVA ŞENLİKLERİ 2023  1.GÜN ANILARI  Okurken dinleyin lütfen:)   ve harika bir youtube videomuzu da buraya bırakıyorum..    *** işte burada *** Selamlar sevgili dostlar ; Bu gezimizde sizlere,  iki yıl arayla katılmış olduğumuz Edirne  Kakava festivalinden izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.  Edirne'ye doğru yola çıkmak her zaman bana iyi gelmiştir. Ayçiçeği tarlaları ve ucsuz bcaksız tarlaları uzaktan görmeyi seviyorum.. Sanki dünyanın diğer ucuna gider gibi hislerim.. Şehir'den uzaklaşmanın keyfi de eklenince değmeyin keyfimize.. İstanbul'dan erken saatlerde yola çıkmış ve yol boyu kahve molaları vermiş durumdayız. Bu lokasyon üzerinde harika kahvaltı noktaları var, hatta isterseniz yanınıza atıştırmalık yiyeceklerle birlikte kamp sandalyenizi masanızı her hangi bir tarlanın içine dahi kurabilirsiniz.. Güneş ışıl ışıl tepemizde, sakin seyran bir hava esintisi yüzümüzü yalamakta.. Sessizlik öyle güzel ki şekilden şekile giren ekilmiş bahçeleri i...

Atatürk Arboreturumun'da kaç çeşit ağaç var?

 Doğa harikası ağaçların, farklı bitki türlerinin  özenle yetiştirilip kornduğu  çok ama çok özel bir yerdeyim..   Atatürk  Arboretum'u  İstanbul orman Bölge Müdürlüğü içerisindeki Bahçe köy Orman İşletme Müdürlüğüne bağlı bir işletme şefliği. Arboreturum ana giriş kısmından  3 ayrı yol olarak  ayrılıyor, ister mini baraja doğru isterseniz, büyük çamların olduğu dümdüz yoldan ilerleyip tepeye çıkıp her şeyi görebiliyorsunuz.  Ben en çok farklı ağaç çeşitlerini olduğu ve her birinin altında özenle cinslerinin , dikim tarihlerinin , bakımının ve yaşlarının yazıldığı bölümleri çok sevdim.  Nehir kenarına doğru yürüdükçe ağzınız açık kalıyor bu güzelliğe..   Yaklaşık 2000 çeşit bitkiye ev sahipliği yapıyor  Atatürk Arboretumu. Yüzlerce çeşit bitkiden oluşan parkta ki  bazı ağaçların isimleri  şu şekilde;   sekoya ladin çin tırpan ağacı mavi ladin  maymun çıkmaz ağacı  gök nar veronika mazı ...